|
|
Umut defteri
Küçük sarı bir defter hayatımı değiştirdi dersem, bana inanır mısınız? İnanmayacaksınız, biliyorum. Defter bile ona yüklediğim bu güce şaşırmış, masamın üzerinden bana bakıyor. En iyisi her şeyi başından anlatmak...
Hani şu son zamanlarda çok sözü edilen "Tavuk Suyuna Çorba" adlı kitap dizisi var ya, işte o kitapların ilkinde okuduğum bir hikaye her şeyin başlangıcı oldu. O öyküde, genç bir kadın çok bunalımlı bir döneminde boş bir deftere gerçekleşmesini çok istediği şeylerin resimlerini yapıştırdığını anlatıyordu. Ve bir müddet sonra da tüm hayalleri şaşırtıcı bir şekilde gerçek oluyordu.
Bu anlattıklarım şimdi bu sıcakta size pek heyecan verici gelmeyebilir, ama ben bu gerçek hayat hikayesinden o kadar etkilendim ki, aynı şeyi denemeye karar verdim ve bir gece oturup atmaya kıyamadığım tüm dergileri kesip biçtim.
Elime makası aldım ve...
O sıralar, işimde olduğu kadar, özel hayatımda da her şey ters gidiyordu. Bir deftere birkaç resim yapıştırmak, iç karartıcı düşüncelerle boğuşmaktan daha kötü olamazdı. İşte elime makası aldığım o gece, kaybedecek bir şeyim olmadığını düşünerek giriştim bu masum oyuna.
Önce nasıl bir ortamda çalışmak istediğimi hayal ettim ve güler yüzlü dinamik insanların resimlerini kestim. Sonra da beni ve oğlumu nelerin daha mutlu edeceğini düşündüm ve dergi sayfalarının arasında mutluluğun resmini aramaya başladım.
Şaka yollu başladığım bu kes-yapıştır işi saatler ilerledikce ciddi bir eyleme dönüştü. Hayatımda ilk defa araba ve mücevher resimlerine bile alıcı gözüyle baktım o gece... Erkek resimleri de kestim, dostça bakan aydınlık yüzlü erkekler, güzel tatil beldeleri, gülen anne ve çocuk yüzleri... Bitkin düşene kadar dergilerin renkli sayfalarında, hayatımda o sıralar olmayan tüm güzellikleri aradım durdum. Sonra bir de baktım, önümde bir deftere sığmayacak kadar resim birikmiş. Açgözlülüğüme kızıp yeni bir elemeden geçirdim isteklerimi. Ve sıra geldi deftere.
Sarı defterin mucizesi
Sessizce oğlumun odasına süzülüp onu uyandırmadan boş defterleri topladım. İçimden bir ses defterimin de resimler kadar iyi seçilmesi gerektiğini söylüyordu. Onca boş defterin arasından sarı bir defter bir güneş parçası gibi pırıl pırıl parlıyordu. Umutlarım ancak böyle bir deftere teslim edilebilirdi. Deftere göz kırptım ve resimleri yapıştırmaya başladım. İşim bittiğinde, yıllardır ilk defa bir okul defteriyle böylesine yakın bir ilişki kurduğumu fark ettim. Ve birden içimi garip bir huzur kapladı. Ben kendi payıma düşeni yapmış, ödevimi bitirmiştim, şimdi sıra defterdeydi.
O gece sarı defteri bir çekmecenin en kuytu köşesine yerleştirdim ve bugüne kadar yerinden hiç çıkartmadım.
Aradan uzun bir süre geçti, zorluklar yakamı bırakmadı ama ben en tatsız günlerimde bile o defteri düşündüm ve umudumu yitirmemeye çalıştım.
Hibir şey kolay olmadı, hâlâ da kolay değil. Ama, o defteri hazırladığım günlerde çok istediğim bir sürü şey, hiç beklemediğim bir anda, peş peşe gerçekleşmeye başladı.
Önce sabahları güler yüzlü insanların beni karşıladığı güzel bir işim oldu, ardından rüyalarımda bile hayal edemeyeceğim kadar güzel bir insan girdi hayatıma. Bütün bu değişiklikler beni o kadar mutlu ve huzurlu bir insan yaptı ki, bugün oğlum da daha keyifli.
Bütün bunlar sarı defterin mucizesi mi yoksa yaşamımdaki değişikliklerde pozitif düşüncenin büyük bir payı var mı?
Karar sizin. İsterseniz siz de bu akşam eve giderken köşe başındaki kırtasiyeden güzel bir okul defteri alın, bakarsınız sizin de yaşamınızda bir şeyler değişmeye başlar. Son bir şey daha; defteri dolaba kaldırırken ona göz kırpmayı unutmayın, işin sırrı asıl burada...
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|