kapat

14.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Ne Apo, ne IMF, ne bakan intiharı, bizim derdimiz selülit!


Kro-Slim 24, mezoterapi, Cellulase, yosun jel tedavisi, parafin, termografi, ekografi, liposuction... Erkekler, siz bunların ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Biz biliriz. Doğruyu söylemek gerekirse, son 5-6 yıla kadar bizim de bunlardan pek haberimiz yoktu. Ama artık var. Yemeden-içmeden bunları konuşuyoruz. Ne Apo'nun idamı, ne bakan intiharı, ne IMF...

***

İşyerim Karum İş Merkezi'ne doğru, Tunalı Hilmi Caddesi'nden yürürken, eczanelerin camlarındaki ilanlar dikkatimi çekti. Sanki ilaç değil, güzellik ürünü pazarlıyorlar. Zayıflama hapları ve selülit haplarının ilanlarına kocaman yer verilmiş. İlanları gördükçe kadınların bacaklarına dikkatle bakıyor ve pütürcükleri gördükçe, "Bunlar herhalde hiç işe yaramıyor," diye düşünüyorum. Sonra ürünlerle ilgili bilgi almak için dükkanlardan içeri giriyorum. Peynir-ekmek gibi satılıyormuş. Selülit hapı gelip tükenmiş bile.

Bu arada boğucu sıcakta vitrinlere bakarak konuşan kadınlara kulak kesiliyorum. 2-3 tamam, ama belki de 15-20 kez aynı sohbete şahit oluyorum.

- Hangi krem daha inceltici?

- İki krem alınca bir tane bedava veriyorlar.

- Masaj gerekiyor mu?

- Haplardan günde 3 kez alınıyormuş.

- Ay o hapların zararları vardır.

- Sen parafini denedin mi?

- Günde 3 litre su içince hiçbir şey kalmıyormuş...

- Sakın kahve içme!

- Soda da selülit yapıyormuş...

***

Ben bıktım. En ciddi toplantıda bile laf dönüp dolaşıp bu konulara takılıyor. Güzel, bakımlı, sağlıklı olmak iyi, hoş ama sürekli selülit, sürekli diyet sohbeti sıkıcı, bezdirici ve boş.

Karbonhidrat rejimi, meyve kürleri, İsviçre rejiminin ayrıntılarını öğrenirken, çay saati buluşmalarını takip etmek, akşam yemeklerini özene bezene, bol yağlı hazırlamak anlamsız.

Yalnızca bunlara takılıp, sağımızla solumuzla uğraşmak çok yorucu. Bütün bunlara takılmak biraz da tehlikeli.

Ben bakımlı ve sağlıklı ve daha güzel olmak için yapılanlara karşı değilim ama artık "bu kadar da olmaz ki" dedirtecek o kadar çok uygulamayla karşılaşıyorum ki, şaşırıp kalıyorum.

Parafinle selülitlerinden kurtulmayı deneyenler, bir bakıyorum 1 ay sonra yosun jel tedavisine giriyorlar. Bu yöntemlere verecek para bulamayanlar, acayip beslenme yöntemleriyle sağlıklarından oluyorlar.

Elektrikli aletlere 2 ay para verip, incelenler, kayısı büyüklüğündeki selülitlerini fıstık büyüklüğüne dönüştürenler, üç ay sonra aynı hızla yemek yiyip eski hallerine dönüyorlar.

Fenalık geliyor. Sonra da etrafta bir yığın kendiyle, bedeniyle barışık olmayan mutsuz kadınlar ordusu.

***

Geçenlerde elimin altındaki eski dergilere baktım. Daha ben doğmadan önce çıkan dergilerden söz ediyorum. Hayat Dergisi'nin 1960'lı yıllardaki sayıları. Ve mayolu kadınların büklüm büklüm bacaklarını görünce, "Eskiden selülit derdi yokmuş" diye düşündüm. Bugünkü mankenlere oranla iki kat şişman olan, kısacası balık etli bu kadınlar, galiba o dönemde selülit denen şeyin farkında değillermiş. Mutlu mutlu yaşıyorlarmış.

***

Emin olun, o rejimleri uyguladığımızda, kremleri kullandığımızda, hapları yuttuğumuzda renkli dergileri süsleyen kadınlar gibi olmamız çok zor. Hatta şu milenium kızlarına hiç özenmeyin.

Bakın erkeklere, onlar hiç öyle yapıyorlar mı? Erkekler hayatlarından memnun.

Ellerini göbeklerinin üzerine koyarak göbekleriyle böbürleniyorlar. Biz de göbeğimizdeki, kalçamızdaki yağları sıkıp, "ah bunlardan nasıl kurtulacağım diye" iç çekiyoruz. Hatta bazen içimizden bu fazlalıkları kesip atmak geliyor. Elektrik süpürgesi tüm kırıntıları yerden topladığı gibi "şu fazlalıkları alıp yutan bir alet olsa" diye düşünüyoruz.

Kısacası, mutluluk bunlarda değil. Bir erkekle birlikte olmanın yolu da bunlardan geçmiyor, aşkı kalıcı kılmanın yolu da. Bakın etrafınıza, selülitsiz, fazlalığı olmayan insanlar da var. Onların sorunları yok mu? Beğenileceksiniz diye yaşamın diğer zevklerinden uzaklaşmayın. Kafanızı yalnızca bedeninize takıp, geri kalmayın. Risk alın ve yaşadığınızı anlayın. Bir de eğlenmenize bakın.

Lynne Segaldiyor ki:
Asıl insana özgü şey, kadın ya da erkek olalım, yaşamlarımızın yalnızca biyolojik gereklilikle değil, esas olarak insan eylemi ve düşüncesiyle belirlenmesidir. İnsani gereksinmeler hiçbir zaman sadece bedensel değildir. Eşit ölçüde, duyguları ve usu da ilgilendirir. İlişki kurmak, anlamak, yaratmak, çalışmak ve katkıda bulunmak gereksinimlerini ancak karşılıklı toplumsal ilişkiler yoluyla oluşturabiliriz.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır