kapat

14.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Dev yatırım
Türkiye müzik pazarındaki 4 büyük şirketi bünyesine katan Universal Music'in Avrupa Sorumlusu Jorgen Larsen, hedefledikleri noktaları SABAH'a anlattı...

EKONOMİNİN uzun süredir yolunu gözlediği yabancı sermaye, geçtiğimiz hafta hiç beklenmeyen bir sektörden; müzik sektöründen Türkiye'ye girdi. Dünyanın en büyük müzik şirketlerinden Amerikan orijinli Universal Music, Türkiye'nin en büyük dört müzik şirketini satın alarak müzik piyasasındaki dengeleri alt üst etti. Kısa süre önce İngiltere'nin en büyük müzik şirketlerinden Polygram'da yüzde 25 olan hissesini yüzde 75'e çıkaran Universal Music, Polygram'ın Türkiye'deki yatırımlarını genişleterek sürdürmesini hedefliyor.

'Tarkan'ın kasedi Avrupa'da yok satıyor. Avrupalı artık 'Türk müziği dinlemem' demiyor'

Polygram'ın bünyesindeki S Müzik, Neşe Müzik, Marş Müzik ve Plaza Müzik'e yapılan yatırımlara "devam" diyen Universal, böylece bünyesine İbrahim Tatlıses, Sibel Can, Sezen Aksu, Muazzez Ersoy gibi dev sanatçıları da katmış oldu. Universal'ın Türkiye temsilciliğini Şevket Gözalan yapacak. Dev şirketin aldığı tüm yeni kararları Universal Music'in iki numaralı adamı ve Avrupa Yönetim Kurulu Başkanı Jorgen Larsen, sadece SABAH'a açıkladı.

Türkiye pazarını sizin için cazip kılan nokta neydi?

Türkiye'nin en büyük avantajı kendi dilinde müzik yapması. Bugün Almanya'dan İskandinav ülkelerine kadar birçok ülkede şarkılar İngilizce yapılıyor. Kendi dilinde şarkı söyleyen şarkıcı sayısı çok az. Aynı şekilde, sound olarak da Türk müziğinin kendine has özellikleri var. Avrupa'da yapılan müzik, ABD ya da Anglo-Sakson müziğinden çok etkileniyor. Oysa Türk müziğinde Arap müziğinden de batı müziğinden de izlerin bulunduğu bir sentez var.

Şu aralar dünyada esen "Arap nameleri" trendinin Türkiye'ye yönelmenizde etkisi var mı?

Bunun bir yere kadar etkisi olduğunu söyleyebilirim. Ama Türkiye pazarını bizim için cazip kılan en önemli noktalardan biri, Türkiye'nin hem kendi içindeki hem de Türkiye dışındaki nüfusu. Bugün Tarkan'ın albümü Almanya'da, Avusturya'da en çok satan albümler arasına giriyor. Bu durum Avrupa'da "Ben asla Türk müziği dinlemem" önyargısının değiştiğini gösteriyor. Biz de bunu değerlendirmeyi düşündük.

Ekonomik yapısı stabl olmayan bir pazara girmek sizde hiç tereddüt yaratmadı mı?

Tabii ki bir takım tereddütlerimiz oldu. Ekonomik volatilite, telif hakkı, korsan kasetler gibi konularda birtakım çalışmalar yaptık. Ancak bir pazar hakkındaki beklentileriniz tereddütlerinizden çoksa riski göze alırsınız. Türkiye bugün 62 milyon nüfusa, her yıl büyüyen bir ekonomiye ve kontrol altına alınabileceğine inandığım bir enflasyona sahip. Bunlar riski göze alabilmek için yeterli veriler.

Yabancı yatırımcının Türkiye üzerindeki korkusunun yersiz olduğunu düşünüyor musunuz?

Ekonominin altın bir kuralı vardır. Riskin yüksek olduğu yerde kazanç da yüksektir. Enflasyonun yüksekliğinin sorun olduğu söyleniyor, ama enflasyonun tamamen indiği bir ortamda da sorunlar başlıyor. ABD bunun örneği. Bizim elimizde büyüme fırsatı vardı, Türkiye bunun için olumlu bir pazardı ve potansiyeli yüksekti. Bir takım riskleri göze aldık ve girmeye karar verdik. Şimdilik her şey iyi gidiyor.

Yaptığınız yatırımın büyüklüğü ne ölçüde?

Bu konuda net bilgi vermek istemiyorum; ancak çok büyük bir yatırım olduğunu söyleyebilirim. Pazar değeri çok yüksek olan 4 şirketi kapsadığını göz önünde bulundurmak lazım.

Yatırımınız pazarda göstereceğiniz büyümeye eş değer olarak büyüyebilir mi?

Kısa vadede bundan fazla yatırım yapmayı düşünmüyoruz. Yaptığımız yatırımlar Türkiye'deki müzik pazarının büyük bir kısmına hakim olmamızı sağlayacak diye düşünüyorum.

Türkiye'yi müzik merkezi yaparak Orta Asya ve Kuzey Afrika pazarlarına açılmak gibi bir stratejiniz var mı?

Kısmen. Türkiye'nin özellikle Orta Asya Türk cumhuriyetlerine açılmada bir kapı olabileceğini düşünüyoruz. Ancak öncelikli hedefimiz Türkiye'ye yaptığımız yatırımın kendi kendini amorti etmesi.

Yatırımın geridönüşümü için nasıl bir takvim öngörüyorsunuz?

Her şeyin yolunda gitmesi halinde 3 yıldan kısa sürecek. Şu anda pazardaki payımız 35 milyon dolar civarında. Hedeflerimizin tutması halinde bu miktarın yılda 70 milyon dolara çıkabileceğini düşünüyorum.

Türkiye'ye yaptığınız yatırım Türk sanatçılarının yurtdışına açılmasında köprü rolü üstlenebilir mi?

Bana kalırsa müzik evrenseldir. İnsanın kulağına hoş gelen müziği yapan herkes başarılı olabilir. Türk sanatçılarının batı pazarlarına yönelmesi için iyi müzik yapmaları yeterli. Önümüzde önemli bir Tarkan örneği var. Yaratıcı olan herkes başarıyı yakalayabilir.

'Yaptığımız yatırımlarla Türkiye'deki müzik pazarının büyük bir kısmına hakim olacağız'

Türkiye'de starları mı transfer edeceksiniz, yeni starlar mı yaratmaya çalışacaksınız?

Bizim şimdiye kadar izlediğimiz yol hep bu ikisinin sentezi şeklinde. Yaratıcı, başarıya aç insanlar kadar kendini kanıtlamış, belli yerlere gelmiş sanatçılara da ihtiyaç var. Çünkü kendini kanıtlamamış olanlar üzerinde harcadığınız zamanın, yaptığınız yatırımın geri dönememe tehlikesi var. Önemli olan bunun mali boyutu değil, iyi olabilecek bir başkasına harcayacağınız zamandan çalmış oluyorsunuz. AÇIL SEZEN


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır