|
|
Hakim acı söyler
HSYK Başkanvekili Engin Doğu yargı çalışanlarının ekonomik sorunlarını tüm çıplaklığıyla anlattı
Ersin BAL
Enflasyon karşısında eriyip giden ücretlerinin artırılması için harekete geçen hakim ve savcıların haklı feryadı bu kez en yetkili ağızdan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Engin Doğu'dan yükseldi.
SABAH'a ekonomik çıkmazı aşmak için başlattıkları girişimin perde arkasını anlatan Doğu, verdiği çarpıcı örneklerle de iç sızlattı.
Dert yandı
LÜTUF İSTEMİYORUZ: Siyasiler, hakim ve savcıların haklı taleplerine bugüne kadar kayıtsız kaldılar. Yıllardır anlatamadığımız sorunları, basın toplantısı düzenleyerek kamuoyuna anlatmaya karar verdik. Ancak Sayın Bakan, süre tanımamızı istedi ve biz de basın toplantısını erteledik. Bizim istediğimiz bir lütuf değil. Anayasa'da yasama, yürütme, yargı diye üç kuvvet var. Kuvvetler ayrılığı gereği bu güçlerin birbirlerinden üstünlüğü yoktur. Demek ki eşitlik var. Ancak ücrete baktığımız zaman karşımıza eşitsizlik çıkıyor. Bizim, parlamenterlerin maaşında gözümüz yok. Ama bir eşitlikten söz ediliyorsa, ücret de dengelenmeli.
HAKİM KİRASINI DÜŞÜNMEMELİ: Çocuğunun okul taksitini, ev kirasını düşünen bir hakim, kürsüde ne kadar objektif karar verebilir. Birçok ağır ceza reisi, duruşmadan çıkıp dolmuşla, otobüsle evine gidiyor. Bir büyüğümüzün söylediği bir söz vardı; "Benim memurum işini bilir" diye. Problemin "Benim hakimim işini bilir" noktasına gelmeden çözülmesini umuyoruz. Eğer o noktaya gelinirse, hiç birimizin güvencesi kalmaz. Hakkımızı dahi arayamayız. Hak dağıtacak yargıcın, kurda kuşa muhtaç olmaması lazım.
Neden korkuyor?
ŞEYTANA UYANLAR ÇIKABİLİR: Mahkemelerde trilyonluk davalar görülüyor. Bu davalara bakan yargıçlar, bir yandan da, ev kirasını, elektrik borcumu nasıl ödeyeceğini düşünürse, şeytana uyabilir. Bu meslektaşlarımıza güvenmediğim anlamına gelmemeli, ben onlara güveniyorum. Ama aralarından "şeytana uyanlar çıkabilir" diye korkuyorum. Ari ırk olduğunu söyleyen Almanya'da bile İkinci Dünya Savaşı sonlarında yaşanan perişanlık nedeniyle çok sayıda kadının açlıktan vücudunu sattığı biliniyor. "Aç tavuk, ambar deler" derler. Ben "hakimlerimiz açtır" demiyorum ama ücretlerinin tatminkar olduğunu da kimse söyleyemez.
SİYASİLERİN OY HESABI: Hakim ve savcılarımızın büyük bölümünün altında araç yok. Özellikle Anadolu'da oturdukları evlerin, görev yaptıkları adliyelerin durumları malum. Siyasiler hiç kızmasın. Türkiye'de en ücra köşelerdeki 300-500 haneli yerleri oy hesabıyla ilçe yaptılar. Sonra da hemen bastırıp bu ilçelerde adliye kurdular. Bugün adliye kurulması, mahkeme kurulması, HSYK'nin yetkisinde değil. Adalet Bakanlığı kuruyor, sonra da bize diyor ki, "Ben falan yere adliye kurdum. Oraya hakim, savcı tayin et."
BU DEVLET HEPİMİZİN: Bizim bu çıkışımız devlete meydan okuma olarak algılanmasın. Bu devlet, bizim de devletimiz. Ortaya koyduğumuz tavır, ne bugünkü hükümete ne de bakana yöneliktir. Yargı mensuplarının yaşadıkları sıkıntılar, geriye dönük uzun yıllara dayanıyor. Yargı, yıllardır ihmal edilmiş ve siyasi iktidarlar, yıllardır yargının sorunlarına kulak tıkamışlar. Bunun sonucunda da eşitsizlikler arasındaki açı giderek açılmış. Bu, geriye dönük hükümetlerin ve siyasilerin ortak hatasıdır.
İstedikleri şey
Anayasal hakları!
Yargı mensuplarını "suskun toplum" olarak tanımlayan Doğu, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu olarak hak aramaya karar verdiklerini söyledi. Hakim ve savcıların maaşlarına kimsenin müdahale edemeyeceği bir yasa çıkartılmasını istediklerini belirten Doğu, Anayasa'nın da böyle bir yasaya olanak tanıdığını hatırlatarak, "Anayasa'nın 140. maddesi, 'hakimlerin ve savcıların özlük hakları, ödenekleri yargı bağımsızlığı ve hakim teminatı esaslarına göre çıkartılacak kanunla düzenlenir' diyor. Biz de bunu istiyoruz. Bu talebimizin takipçisi olmaya da kararlıyız" dedi.
Sorunlarını ancak siyasi partilerin desteği ile çözebileceklerinin farkında olduklarını söyleyen Doğu, Adalet Bakanlığı görevini bağımsız bakanlar üstlendiği için taleplerini dile getirmek konusunda 9 ay beklediklerini belirtti. "Türk gibi başlayıp, Avrupalı gibi bitireceğiz" diyen Doğu, makul bir sürede düzenleme yapılmazsa bir basın toplantısı düzenleyerek sıkıntılarını kamuouyuna açıklayacaklarını, gerekirse siyasi partileri, Başbakan'ı, Cumhurbaşkanı'nı ziyaret edeceklerini söyledi. Doğu, "Bütün bu girişimlerimize rağmen sorun çözüme kavuşturulmazsa, Kurul olarak yeniden toplanıp, ne yapacağımızı kararlaştıracağız" diye konuştu.
Siyasiler, hakim ve savcıların haklı taleplerine bugüne kadar kayıtsız kaldı. Lütuf istemiyoruz. Bizim parlamenterlerin maaşında gözümüz yok ama ücretler dengelenmeli. Çocuğunun okul taksitini, ev kirasını düşünen hakim, ne kadar objektif karar verebilir. Hak dağıtacak yargıcın, kurda kuşa muhtaç olmaması lazım. Bir insanın hayatını dahi alabilecek karar merciinde olan kişilere ekonomik değer verilmeli.
Okyay'ın maaşını kim düşündü?
EteĞindeki taşları döken Engin Doğu'nun en çarpıcı örneklerinden biri bebek katili Apo'yu yargılayan mahkeme heyetinin başkanı Turgut Okyay ile ilgiliydi:
"Öcalan davasının Mahkeme Başkanı Turgut Okyay'ı bütün Türkiye tanıyor. Çok değerli, gerçekten her yönüyle takdir ettiğimiz bir arkadaşımız. Şimdi bu arkadaşımız, yanındaki diğer değerli hakimlerle birlikte dünyanın yakından izlediği bir davada, son derece önemli bir karar verdi. Hepimiz Başkan Okyay'ı başarılı yönetiminden dolayı alkışladık. Ama kimse, 'cebinde parası var mı?', 'nasıl korunuyor?', 'sıkıntıları nelerdir?' diye sormadı. Acaba bu arkadaşımızın ne kadar maaş aldığını kaç kişi biliyor? Sadece 'Verdiğin karar çok güzel' deyip, alkışlıyoruz. Bir insanın hayatını dahi alabilecek karar merciinde olan kişilere, gerektiği kadar da ekonomik değer verilmelidir.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|