


Hassas bir konu
Farkında mısınız?
Atatürk'e bu kadar bol ve kolay hakaret edilen hiç bir devre olmadı.
İşin tuhafı... Atatürkçülük doruk noktada... ama beri taraftan da Atatürk'e hakaret rekor seviyede.
Nasıl olur?
Yazılı veya sözlü...
Herkes dilediğini söylüyor. Atatürk hakkında en aşşağalayıcı kasetler ve kitaplar, birdenbire tedavüle çıkıyor...
Gerçi sahipleri hakkında soruşturma başlıyor, dava açılıyor ama ne yapayım, ettikleri hakaret, yanlarına kâr kalıyor.
*
Çocukluğumuzda 3-5 sapık çıkardı, bilmemnerdeki Atatürk Büstü'nü kırardı... O kadar.
Gazeteler bunu, tek sütun haber halinde yayınladıkları için, zaten etkisi olmaz, ülke çapında yankısı duyulmazdı.
Şimdi öyle değil.
Saldırı ve hakaretler, birer tefrika halinde ekranlara yansıyor...
Çoluk çocuk, bunu dinleyip Atatürk hakkında tuhaf lâflar işitiyor. Ağza alınmayacak kelimeler, her gece evlerimizin içine bomba gibi düşüyor.
*
Yâni, işin kolayını bulmuşlar. Atatürk'e hakaret için, artık medyadaki Atatürkçüleri kullanıyorlar.
Bizi tuzağa düşürüyorlar.
Düşürmeseler bile neticede hedeflerine ulaşıyorlar.
Çünkü biz, bunlara haber diye sarılıyoruz... Suçu ve suçluyu teşhir için sayfalarımızı ve ekranlarımızı hakaret'in tam metni'ne ayırıyoruz.
Bütün Türkiye bunları okuyor, dinliyor, çoluk çocuk, şaşırıp kalıyor.
Gerçi adamlara haddini bildiriyoruz, yargıyı harekete geçiriyoruz, ama ne yapayım, adamlar kârlı çıkıyor. Çünkü Atatürk'e hakaret için, bulunmaz bir fırsat yakalıyor. Teknolojiyi tepe tepe kullanıyor.
Ertesi gece... bir daha.
Sürekli... Küfür kâfir.
Hem Atatürk'e, hem devlete, hem Cumhuriyete.
Ne bu?
- Şok haber... İşte belge.
Yetti artık.
Her gece hakaret işitmekten bıktık usandık.
*
Dediğim gibi... Atatürkçülük çok şükür doruktadır.
Ayrıca körü körüne Milliyetçilik değil, Atatürk Milliyetçiliği yükselmektedir. Bayrak ve Milli Marş yücelmektedir.
Çok güzel.
Böyle mutlu bir devre yaşamadık... Ama söyler misiniz, Atatürk'e ve Cumhuriyete bu kadar da rahat ve bol hakaret edilen bir devre yaşadık mı?
Diyebilirsiniz ki, biz onların ne alçak ve hain olduklarını sergiliyoruz.
Tamam da, her gece evimizin camını çerçevesini taşlamaları, bu serkeşlere verilmiş bir imtiyaz mıdır?
Korkarım, hakarete uğraya uğraya bağışıklık kazanacağız.
Çare:
Bizi kullanmalarına izin vermeyelim... Seslerini -duyurabiliyorlarsa- kendi metodlarıyla ve imkânlarıyla duyursunlar.
Yâni, düşsünler yakamızdan... Gidip başka mahallede oynasınlar.