kapat

01.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Galatasaray transfer yapmadı!..

Galatasaray bu yıl henüz transfer yapmadı. Takımın yıllardır bir türlü doldurulamayan iki mevkii hala boşken, kulübeyi güçlendiren İstanbulsporluları almakla iş bitmiyor.

Şöyle bir bakın.. Sezon açılışında tribünleri ayağa kaldıracak bir "Yeni" var mı?..

Hem tribündeki, hem ekran başındaki seyirci "Yenilik" ister.

Yani transfer sportif olduğu kadar, ticari bir olaydır.

Galatasaray'ın yıllardır sıkıntısını çektiği iki adam var:

Cevat Prekazi'den beri boş duran oyun kurucu 1 numaralı ihtiyaç. Yıllardır takım Tugay'ın keyfine kalmış gidiyor. O oynarsa mesele yok. Peki Tugay senede kaç maç oynuyor?.

Ama Fatih Hocama sorarsanız, oyun kurucu lüks.. Önce stoper istiyor, tonla stoperi olan Galatasaray'a..

Şimdi bakın futbolda bir teknik kural var.

İyi bir hoca, iyi fiziği olan adamdan bir stoper yaratabilir. Ama iyi orta saha oyuncusu ya da forveti, bütün dünyanın teknik direktörleri bir araya gelse yaratamaz. O bir yetenek meselesidir.

Bütçesi kısıtlı Galatasaray'da Fatih Hocam parayı nereye vermek istiyor, varın yorumlayın şimdi?.

İkinci ihtiyaç, Hakan'ın yanında istikrar ile oynayacak bir golcü..

Tanju/ Mirsat'tan bu yana Galatasaray bu ikiliyi kuramadı.

Galatasaray bu yıl Şampiyonlar Ligi'nde derece istiyorsa, bu iki yere iki büyük transfer yapmalı.

İşin ticari yanına gelince..

Kendinize sorun bakalım.. Galatasaray'ın bu yıl bugüne dek aldıkları içinde "Hele bir gidip göreyim bakalım" diye içinize coşku sokan biri var mı?.

Ben de coşku değil merak sokan biri var. İstanbulsporlu genç Mehmet.. Gelecek yılların büyük yıldızı olabilir. Ama gelecek yılların. Galatasaray'a bu yıl "Adam" gerek.

Bülent konusunda kulübün tavrını onaylıyorum.

Bu işin profesyonel olduğunu Bülent de bilmeli, camia da.. "Hatır" diyenler aralarında para toplayıp, işi bitirseler ya..

Tufan'ı Fatih Terim iki yıl önce keşfetmiş, geçen yıl istetmişti. İki milyon dolar istemişti, İzmirspor.. İkinci ligin paf takımından adama 2 milyon..

Futbol nereye gidiyordu, gördünüz. Bu yıl büyük kulüpler aralarında anlaşınca, piyasa gerçek rakamlara döndü. Tufan da ucuzladı, ama Galatasaray bu konuda biraz cimrilik yaptı. Üzerine Galatasaray forması giyip "Ölsem Fener'de oynamam, ben doğuştan Galatasaraylıyım" diyen Tufan da Fener'e gitti. Eeee.. Oyunun adı profesyonel..

Ama bir şeyi unuttu Tufan.. Para kazanmanın yolu yatırımdır. Futbolcunun gençlik yılları, yatırımıdır. Bu yatırımı Fener'de yapanları da gördü Türkiye, Galatasaray'da yapanları da..

Bugün 25 milyar fazla almak için yarının trilyonları tepildi ise ya?..

Galatasaray'ın Alpay konusunda apaçık tavır almayışı beni üzdü.

Bu kulüp Türk sporunda pek çok şeyin önderliğini yapıyor.

Jet-Pa'nın, yani gazetelerin birinci ve ekonomi sayfalarına göre karanlık paranın futbola el atması, yarın yeraltı babalarının, kumarhanecilerin, ya da eroin tüccarlarının ayni yoldan gitmesine yol olmaz mı?. Mahalle pazarı tezgahı işine para var diye balıklama dalan mafya, o zaman bu milyon dolarlık işlere de girmez mi?.

Futbol Federasyonu seçimlerinde Mehmet Ağar/ Korkut Eken müdahelesi olmasa mafya kazanmıyor muydu?. Bugünkü federasyon Alaatin Çakıcı'dan icazet alarak, kestiği kurbanlarla göreve devam etmedi mi?.

Tehlike bu kadar yakınken Galatasaray "Bizim karanlık ilişkilerle işimiz yoktur. Yasal transfer dışında hiçbir organizasyonun içinde olmayız" diye gürlese, hem parlak bir önder olacak, hem de üç kuruş için bu anlaşmaları yapan Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin camialarını da harekete geçirecekti.

Bu fırsat hala kaçmış değil.

Baskette üç büyükler(!)..
Basketbolda başarı bütçe ile doğru orantılı ama geçen yılki Fenerbahçe gibi, İbrahim Kutluaylı zengin mutfağında, alelacaip yabancı oyuncu transferleri ile helva yapamayanlar da var. Halil Üner'in "oyuncu seçme" vizyonu önceki takımı Karşıyaka'yı bir türlü aşamıyor.

Kutluay, NBA veya Efes'e verilirse nasıl bir netice alınır bu yıl bilinmez ama son pivot transferleri ile kesinlikle Oskar'ı alır Fenerbahçe.. Telekom'un emek(li)tarı.. Mirko Miliçeviç, genç transferler Cömert Küce (Barış'ın oğlu) ve Mert Uyguç (Nedret'in oğlu) ile fast-break dönüşünde yolda karşılaşır artık..

Geçen yılı koç değişikliği dalgası içinde geçiren Galatasaray bu yıl ne uzar ne kısalır görüntüsünden ve üzerindeki ölü toprağından kurtularak, deneyimli, hırslı ve başarıya susamış, Murat Didin ile çıtayı yükselterek başa oynayabilir.

Basketbolun tepesinde seyircili, taraftarlı bir camia takımı görsellik ve coşku katar.. Yeni transferler Handlegton, Lollis ve Hırvat Ümit Milli Mamiç'in kalibreleri zamanla belli olacak. Osman Hattat ve Doğan Hakyemez'in pilotajında mütevazi bir bütçe ve Avrupavari antreman tesisleri ile iddialı geliyor Galatasaray.

Basketbol adına yükseklerden uçmasını arzuladığımız Karakartal'da, kendisi de basketbolcü olan asbaşkan Hasan Arat ve de zor günlerin adamı Battal Durusel sınırlı bütçe ile sıkıntılı günler geçiriyorlar. Bütçeyi denkleyemiyorlar ki, teknik konulara bakabilsinler..

Kulüp takımlarının mali nefes alması, gişe hasılatı söz konusu olmadığına göre, TV gelirlerinde yatıyor, yatıyor da herkes kış uykusunda. Uyanık olanlar da, ufakçılık yapıp, TRT göğüs reklamını kapıp kaçmakla yetiniyorlar. Birlikte hareket etmedikleri gibi, havuzlarına da sahip çıkamıyorlar. Naklen yayın haklarının hukuksal sahibi kim?.. Havuz var mı..? Varsa alıcısı kim?

Bu işten doğrudan zarar eden kulüplerin malına/ ürününe sahip çıkma zamanı geçti bile..

Bir şey daha..

Geçen 9 milyon dolara satılmayan İbrahim'in bonservis bedelinin üçtebire düşmesine rağmen alıcı bulamaması, kulüplerin şimdiye kadar tutumlu harcamaları, Kerem'i, İbrahim'i satarak veya takas ederek soluklanma girişimleri, basketbolun küçülmekte olduğu göstergesi..

Yani özellikle kulüp takımlarının gelir sorunu için acil önlemler gerektiğinin işaretleri..

***

Basketbol uzmanı Ünal Özüak ile sezon sonunda ve 2 binli yılları karşılarken yaptığımız spor sohbetini gelecek hafta tamamlayacağız. Konu tabii milli takım olacak..

Yetiş bakalım!..
Barcelona Kulübü 2003-2008 yılları arasındaki maçlarının yayın hakkını 418.5 milyon dolara satmış..

418.5 milyon dolar.. Yani 175 trilyon lira falan..

Ve de, dikkat buyurun.. Geleceğe dönük satış.. Dört sezon sonrası için, şimdiden..

İnsan farkı düşünmek bile istemiyor!..

.. Ve Galatasaray'a Barcelona düşerse, yenmek için oynayacağız. Geçmişte yendiğimiz gibi!..

Cevap!..
Geçen hafta herkes Ereman Hoca'ya yanıt vermemi beklemiş.. "Neden?" diye yığınla telefon geldi..

Nedeni şu..

Yanıt vermek için bilgi sayarın başına geçtim aslında.. Bir şeyler de yazdım. Sonra baktım parmaklarım gitmiyor..

"Niye gitmiyor?" diye düşündüm.. Buldum da..

Erman Hoca takıntısı bol bir adam. En büyük kusuru da o zaten..

Mustafa Denizli'ye taktı.. Toschack'a taktı.. Taktı mı, elinde ardında ne varsa saldırır.. Son zamanlarda belli bana da takmış..

Taksa sadece mesele yok.. Ama "Yalan" yazınca.. Röportajlarında konuşturduğu(!) kişileri bile yalana alet edince, artık yanıt vermenin anlamı kalmadı..

Erman Hoca'ya acıdığımı hissettim.. Acımaya başladıklarıma yanıt vermem, bilirsiniz!..

Ekranı boş bulur gene sallarsa, doğruları anlatmak için yazacağım.. Ama benimle kişisel takıntılarına acıyıp geçeceğim. Mesele bu!..

Fikret Ünlü bakanlığa başladı!..
Spor Bakanı Fikret Ünlü nihayet varlığını belli etmeye başladı.

Hayır, laf ola torba dola düzenlenen Şura'dan söz etmiyordum. Böyle bir palavranın altına nasıl imza attı, onu bu işe nasıl ikna ettiler anlamış değilim. Havanda su dövecekler. Dövsünler bakalım..

Benim sözüm, Başbakanlık Kupası'nın iptal edilmesi..

Sırf devrin başbakanına yalakalık olsun diye dünyanın hiçbir yerinde benzeri olmayan bir "İkinciler Kupası" ihdas etmişlerdi..

"Bu ne rezillik" diye yıllardır yazdık.

Takımlar ciddiye almaz. Başbakan ciddiye almaz, gelmez. Seyirci ciddiye almaz.. Ama maç boş tribünlere oynanır da oynanır.

"Ya başbakan kızarsa, kaldırdık diye" korkusundan..

Fikret Ünlü kalktı, Başbakan Ecevit'e gitti..

Bu kupanın anlamsızlığını anlattı. Kulüplere nasıl bir angarya olduğunu anlattı. Ecevit "Haklısın" dedi..

Futbol Federasyonu'na bir yazı yazdılar.. "Bu kupaya artık adımızı vermiyoruz" dediler.

Başbakanlık Kupası fiilen kalktı. Alkışım ona..

Federasyon bu rezil kupa yetmezmiş gibi, bunun galibi ile, Cumhurbaşkanlığı Kupası galibini oynatacağı bir de "Atatürk" Kupası ihdas etmişti, büyük Ata'nın adını da istismar ederek.. Bu kupa da otomatik olarak kalktı. Geriye her ülkedeki geleneksel lig ve kupa galiplerinin oynadığı Süper Kupa kaldı. Cumhurbaşkanlığı adı ile..

Ama ondaki yanlış devam ediyor.

Ligi ve kupayı ayni takım kazanırsa, Cumhurbaşkanlığı Kupası otomatik onun olmuyor.

İkinci ile bir maç yapmaya zorlanıyor.

Tüm bir sezon, lig ve kupa gibi iki ayrı maratonu başarı ile oynanış takımın dünyanın her ülkesinde ender rastlanan bu başarısı, bir 90 dakikaya teslim ediliyor.. Bu nasıl mantıktır, adalettir, spor anlayışıdır belli değil.

Federasyon şov yapacak, kulüplerin kasasına televizyondan üç kuruş girecek diye böyle bir rezillik olur mu?.

Ben Galatasaray'ın yerinde olsam, bu maçı oynamayacağımı açıklar, sebebini de gider kupaya adını koyan cumhurbaşkanına anlatarak en azından bir tartışma başlatırdım.

Var mı, Galatasaray yönetiminde bu yürek?..

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır