Bu hafta sonu Bodrum'daydım. Mehmet Nazif Günal'ın sahibi olduğu Halikarnas Resort'un açılış töreni vardı. Bahaneyle iki günlüğüne de olsa yaz tatilini dönemini başlatmış olduk. İstanbul'un çok tanınmış simalarının ve Ankara'dan gelen bürokratların katıldığı açılışı Turizm Bakanı Erkan Mumcu yaptı. Törenin baş konuğu ise Mesut Yılmaz'dı.
Günal'a "en olmadık" zamanda bu kadar büyük yatırıma nasıl kalkıştığını sordum. Günal "İnşaatı 17 ayda tamamladıklarını" söyleyerek "Turizmin şimdi girdiği krizi kalıcı kabul ederek yatırımları durduramazdık. Türkiye potansiyeli çok yüksek bir ülke. Biraz akıl ve çabayla krizi atlatacağımıza inanıyorum. Bir turizm cenneti olan Türkiye'nin, turizmden para kazanmamasının mantığa uymayacağını kabul ediyorum" dedi.
Bodrum'un Gümbet bölgesindeki otel bin yataklı. Genellikle "grup turizmine" yönelik otelde herşey fiyata dahil. Müşteriler diledikleri kadar yiyip içebiliyor, her türlü aktiviteden yararlanabiliyor. İtiraf etmeliyim ki açılış daveti çok görkemliydi. Günal ve ekibi konukları ağırlamak için ellerinden geleni yaptılar. Özellikle henüz ilk müşterileri ağırlayan otel personelinin özverili çalışması, güleryüzü de dikkate değerdi.
Tabii Bodrum'a gidince ister istemez herkesle "turizm" konuşuyorsunuz. Hemen söyleyeyim Bodrum'u yıllardır böylesine boş ve sakin görmemiştim. Turizmden kazananlar "perişanız" diyorlar. Bir taksi şoförü "Geçen yıla göre yarı yarıya daha az müşteri taşıyorum" derken, aslında durumu gözler önüne seriyordu.
Ancak bütün bunlara rağmen "umutlar" tükenmiyor. Bir kere, az da olsa bir "kıpırdanma" olmuş turizmde. Belki fiyatların iyice düşürülmesinin de etkisiyle başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinden tur talepleri gelmeye başlamış. Bodrum'daki bazı büyük otel sahipleri "Biraz gayretle bile bu yazın ikinci yarısını kurtarma şansımız var" diyorlar.
Ama asıl endişe "bu yılın krizinin gelecek yıla da sarkması" ki, böyle bir durum "felâket" olarak niteleniyor.
Bu arada, Apo'nun idama mahküm olmasından sonra sordum, rezervasyon yapılan turlarda iptal olmamış.
Biz enayi miyiz?
Hep böyle oluyor; devlet bir konuda "para" istiyor ve ödenmesi için süre koyuyor, son gün geldiğinde "uzattık" diyor. Herkes öyle alıştı ki buna, kimse ödemesini belirtilen süre içinde yapmıyor, çünkü nasıl olsa uzayacağını biliyor.
İşte motorlu araçların "egzos denetimi" de böyle oldu. Aracınız varsa bu ayın sonuna kadar götürüp egzosunu kontrol ettirmeniz ve "temiz" belgesi almanız gerek. Yaptıran yaptırdı, ama büyük çoğunluk yaptırmadı. Devlet de süreyi "yıl sonuna" kadar uzattı.
Neden? Süresi içinde ödeyenler niçin enayi yerine konuyor? Üstelik bu işi için harcanan para da öyle ödenmeyecek cinsten değil, yani kimse "ekonomik durumumuz sıkışık, bu yüzden yaptıramadık" diyemez. Bu düpedüz devlet ciddiyetinin ve otoritesinin olmamasından kaynaklanıyor.
Mehmet Nazif Günal "Bu otel dünyanın en güzel otellerinden biri olacak, tıpkı Disney'deki ya da Las Vegas'taki oteller gibi. İnsanlar zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaklar bile, her köşede ayrı bir aktivite, ayrı bir eğlence olacak" dedi.
Günal'a "Bunca büyük yatırımı böyle bir dönemde açmakla riske girmiyor musunuz, krizin geçmesini neden beklemiyorsunuz?" diye sordum.
İlginç bir cevap verdi; "Tam tersine" dedi ve sürdürdü: "Eğer kriz geçsin diye beklersek hiç bir şey yapamayız. Oysa tüm olumsuzluklara rağmen yatırımların sürmesi, öncelikle büyük tur operatörlerini etkileyecektir. Bakmayın siz şu sıralar Türkiye aleyhine gelişmeler olduğuna, kimse aptal değil, Türkiye'deki turizm imkanlarını, yatırımlarını, Türk halkının cana yakınlığını biliyorlar. Böyle bir potansiyeli değerlendirmeyi düşünmemek mantıklı değil. Bu krizi atlatırız, yeter ki hükümet de üstüne düşeni yapsın."
Günal'ın bir de "Turizmi kurtarma ve 20 milyar dolar kazandırma" projesi var. Onu da sonra yazarım.