kapat

01.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


"Çift toplumlu tek bayraklı bir Kıbrıs" konusunda Ankara'ya baskılar

Ne tuhaf bir rastlantı... DGM'nin Öcalan için idam kararı verdiği ve başta İngiltere olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinin karara tepki gösterdiği bir sırada; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, oy birliğiyle Kıbrıs konusunda şu kararları aldı:

1- Dış ülkelere karşı tek egemenlik

2- Tek vatandaşlık, tek pasaport

3- Siyasal açıdan 2 toplumlu ve 2 bölgeli ve tek bayraklı bir federasyon...

Kasım Cindemir'in Milliyet'te yazdığına göre, Washington'daki siyasal çevreler, Başkan Clinton'un Kıbrıs konusunda Ankara üstündeki baskılarını arttırdığını belirtiyor; "bu gelişmelerin, Ankara'nın Avrupa ile ilişkilerinin 'hiç de iyi olmadığı' ve Washington'un desteğine gerek duyduğu bir döneme rastladığının da altını çiziyorlar..."

Evet, içerde idam kararıyla, dışarda Kıbrıs konusunda alınan kararların aynı güne denk düşmesi tuhaf bir rastlantı...

* * *

Bizim okullardaki tarih derslerinde, son 200 yıldaki sürekli "başkaldırılar"ın objektif analizleri pas geçilir...

Örneğin 1821 Mora başkaldırısını, II. Mahmut'un hangi yöntemlerle bastırmaya çalışmış olduğu üstünde durulmaz...

Ya ne üstünde durulur?

Bu yöntemlerin acımasızlığına karşı çıkmış olan Victor Hugo üstünde durulur ve Hugo'nun "Türk düşmanı" olduğu vurgulanır...

Aynı zamanda Mora başkaldırısına katılmış olan Lord Byron'un da.

Ne var ki Mora başkaldırısında olumlu sonuç alamadığından ötürü 1826'da 239 taburluk Yeniçeri ordusu kılıçtan geçirilmiştir. Okullarda o korkunç katliamın da tam bir anlatımı yapılmaz ve "Vaka-i Hayriye" yani "Hayırlı Vaka" diye geçiştirilir.

* * *

Daha başka nelerin üstünde durulmaz bizim tarih derslerinde?

1866'da Girit başkaldırısıyla, Sultan Aziz'in bunu hangi yöntemlerle bastırmaya kalkmış olduğu üstünde de durulmaz...

1875 Bulgar başkaldırısıyla, bu başkaldırının hangi yöntemlerle bastırılmak istenmiş olduğu üstünde durulur mu?

Durulmaz...

Sadece bu başkaldırıları bastırma yöntemlerine karşı çıkmış olanların "Türk düşmanı" olduğu söylenir...

Bu başkaldırılar sırasında İstanbul'daki yabancı büyükelçilerin kendi merkezlerine yazdıkları raporlar üstünde doktora tezleri yapılmış mıdır bizim fakültelerde?

Bizim bildiğimiz kadarıyla hayır...

Her yönetici kuşak, "Hazine'den geçinmeli bir makam sahibi olmayı, bir hayat başarısı" sayarak, kendi hamaset buğulanması içinde gelip geçmiştir takvimlerin içinden...

Ve 5 milyon km. karelik Osmanlı sınırları içinde, nasıl olup da 24 ayrı devlet kurulmuş olduğunun nedenlerini de hiç araştırmamıştır.

Nasıl ki, 1606 Zitvetoruk antlaşmasından, 1923 Lozan antlaşmasına kadar, tüm savaş sonu antlaşmalarının birer yenilgi antlaşması olduğu üstünde de hiç durmadığı gibi...

* * *

Bizim eski yöneticiler, içe dönük hamaset edebiyatı ötesinde, ciddi ve objektiv analizlere boşvermişlerdir. Bu tür analizlere önem göstermiş çağ bilimcilerini de "Türk düşmanıdır" damgalamasıyla bir kalemde geçmişlerdir..

Bizde evrensel düzeyde, kendisiyle tutarlı kalma titizliği göstermiş yönetici sayısının az olmasının bir nedeni de, içe dönük demagojilerle pekala yönetici olunabileceğine inanılmış olmasıdır.

Ayrıca bunda, silah teknolojisindeki hızlı aşamalara herhangi bir katkı yapmadan; militer doktrinleri, salt "kahramanlık" övünmesine dayalı bırakmanın da payı büyüktür...

Neyse... Daha da ayrıntılara girmeyi uzmanlarına bırakalım...

* * *

Demek ki şimdi bir de Kıbrıs konusunda takınacağımız tavır geliyor gündeme...

"Avrupa'ya karşı nasıl efeleniyorsak, ABD'ye karşı da öyle efeleniriz, olur biter" mi, diyorsunuz?

Bendeniz ise efelenme duygusallığının, ekonomi ve akılcılıkla çatıştığında, şimdiyedek hiç kârlı çıkamamış olduğumuzu düşünüyorum...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır