|
|
Geleceğin sineması
Önümüzdeki sezonun flaş filmi şimdine belli: Matrix. Bilgisayar ve 'sanal alem' kültürünü, mitolojik ve teolojik katkılarla bezeyen, bilimkurguyla karate filmi janrını biraya getiren bu film, aksiyon sinemasına yeni standartlar getiriyor.
Sinema meraklıları henüz 'Star Wars' dizisinin yeni bölümünün hayal dünyaları üzerinde yarattığı etkileri hazmedemememişti ki, hiç beklenmedik anda ortaya çıkan bir film, 'Star Wars'u unutturdu, gelecek sezonun 'efsane' filmi olmayı garantiledi: 'Matrix.'
Korkunç tutsaklık
Matrix, insanlığın makinelerin tutsağı olduğu bir dünyada geçiyor. Korkunç bir tutsaklık bu. Kıpırtısız bir biçimde tabut gibi bölmelere yatırılmış insanların vücuduna bağlanmış bir takım cihazlar, insan organizmasının ürettiği düşük miktarlardaki elektrik enerjisini depoluyor. Bu insan piller birbirlerine bağlanmış ve böylece tüm insanlık, evrene hükmeden makinelere enerji sağlamak için dev bir akümülatöre dönüştürülmüş. Ancak bu arada insanlar hayatın devam ettiğini sanıyorlar; normal çevrelerinde, günlük ilişkilerini yürütmeye devam ediyor, yiyor, içiyor, sevişiyorlar. Çünkü bütün bu hayatlar, "gerçeklik" dediğimiz şey, aslında makineler tarafından yaratılmış ve programlanmış bir bilgisayar simulasyonunda vuku buluyor.
Ancak insanlık makinelere karşı direniyor. Kutularından kurtulmayı başarmış bir grup insan makinelere karşı ayaklanıyor, insanları bu esaretten kurtarmaya çalışıyor. İşte filmin baş kahramanı, Keanu Reeves'in canlandırdığı Thomas Anderson nam-ı diğer Neo, bu direnişçilerin başına geçecek, bilgisayarlarca yaratılmış bir 'sanal gerçeklik' aleminde makinelerin ajanlarıyla çarpışıp onları yenecek, insanları tutsaklıktan kurtaracak.
Matrix, Batılı sinema eleştirmenlerince şimdiden kendi efsanesini yaratacak filmler arasına kabul edildi. 60 milyon dolar masrafla çekilen filmin bütün baş rol oyuncuları filmden önce aylar süren bir dövüş sporları antremanından geçmişler. Çünkü 'Matrix'deki vurdu-kırdı, dövüş sahneleri tamamen, kavganın akrobasi va dansla karışık bir koreografi halinde sunulduğu Hongkong filmlerinden etkilenerek yapılmış. Ancak Matrix'deki aktörler bir insanın olabileceğinden kat kat daha güçlü, hızlı, etkililer. Eleştirmenler, "Matrix aksiyon filmi janrına yeni standartlar getiriyor" diyor.
Birbuçuk karışık
Öte yandan filmin çekiciliği, aksiyon ve bilmkurgusal sahnelerin çarpıcılığı kadar, mitolojik ve teolojik göndermeler içermes inden de kaynaklanıyor. Böylece Matrix'in özgün yapısının üç ayağı ortaya çıkıyor: Bilgisayar ve cyberspace kültürü, biraz mitoloji-teoloji ve Hongkong usülü karate filmleri. İşte bunlar geleceğin sinemasını oluşturacak unsurlar... Selam olsun...
İNSANLIĞI O KURTARACAK
Filmde Keanu Reeves'in canlandırdığı Neo karakterinin kökenleri mitoloji ve teolojide yatıyor. Neo sözcüğü zaten İngilizce One-Bir'e gönderme içeriyor, Bir ise İsa-Mesih'e direk bir gönderme.
Filmde sık sık, 'seçilmiş' olduğundan dem vurulan Neo karakteri açıkça İsa peygamber ve Buda figürlerinden esinlenerek yaratılmış; tıpkı onlar gibi o da, insanlığın kurtuluşu için kendini feda etmeye hazır...
Laurence Fishburne filmde Morpheus karakterini canlandırıyor. Morpheus, sanal alemin bütün karanlıklarını ve tuzaklarını bilen bir yol gösterici olarak, Neo'ya makinelerin esaret aleminden kurtuluşa giden yolda rehberlik ediyor. Fishburne'in canlandırdığı karakterde, mitolojik iki figür, Morpheus ve Orpheus kaynaştırılmış. Morpheus, mitolojide düşler tanrısıdır. Orpheus ise, yer altı aleminin tanrılarının karısını kaçırdığı bir şarkıcıdır. Yeraltı alemine dalarak karısını kurtarmaya çalışır...
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|