kapat

01.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Ekonomide dur-kalk temposu
1995-1997 döneminde toplam yüzde 25 büyüyen ekonomi, geçen yılın nisan ayından başlayarak irtifa kaybetmeye başladı. Bu yılın Ocak-Mart döneminde ise ekonomi dip yaptı. Geçen yılın ilk çeyreğinde ekonomi, durgunluk öncesi son gürlüğünü yaşadığı için, bu yılki oran beklenenden de daha olumsuz çıktı.

Şimdi gözler ikinci çeyrekte. Nisan-Mayıs aylarının sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranları, ilk çeyreğe göre daha iyi. Bu nedenle Ağustos ayının son gününde açıklanacak ikinci çeyrek büyüme oranının sıfırın biraz üstünde olması bekleniyor. Böylece daralma, duraklamaya dönüşmüş olacak.

Eylül sonunda ise ekonomi bir yol ayrımına gelecek. Büyüme oranı üçüncü çeyrekte de yükselişini sürdürdüğü takdirde, 2000 yılına canlı bir ekonomi ile girme imkanı bulabileceğiz. Türkiye'de ekonominin resesyon ve canlanma dönemleri genellikle bir 'U' veya 'V' grafiği çizdiği için, ekonominin giderek vites yükseltme ihtimali epey yüksek.

Ekonominin sonbahardaki gücü, başlatılan atağı sürdürmeye yetmezse, yılın son çeyreğinde ekonominin yeniden bir 'dip' yapması kaçınılmaz olacak. 'Çift dip' durgunluğun uzamasa, hatta ağır bir krize dönüşmesi tehlikesini de beraberinde getirecek.

Türkiye'nin sanayileşmiş ülkelere yetişmesi için hızlı ve tempolu koşması gerekiyor. Yedi-sekiz yıllık bir dönem için ekonomi, yıllık ortalama yüzde 7 büyüme imkanını bir yakalayabilse, Türkiye, bugün hiç kimsenin hayal edemediği iyi bir noktaya gelecek. Ekonomi ayağı, bu yüksek hızı ve istikrarlı tempoyu gerçekleştirecek güce, dinamizme sahip. Siyaset ayağı ise, ikide bir tökezliyor. Siyaset ile ekonomi arasındaki uyumsuzluk, istikrarlı büyüme önündeki en büyük engel. 76 yıllık Cumhuriyet tarihinde, ekonominin arka arkayla üç yıl büyüdüğü dönemlerin sayısı ne yazık ki üçü geçmiyor. Önümüzdeki dönemde bu durumun düzelmesi şu yaklaşım ve önlemlerle mümkün olacak:

Hükümet, siyasi ve sosyal gerilim dönemlerinde bile, ekonomik sorunları gündemin ilk sıralarında tutmalı. İş dünyası ve basın, kazanımları ve ulaşılan büyüme ivmesini korumak için gerekli duyarlılığı gösterirse, büyümedeki dur-kalk temposundan kurtulma imkanı doğar.

Hükümet, yaptıkları reformları kamuoyuna yeterince anlatamıyor. Koalisyonun ekonomi vitrini çok cansız. Başbakan Ecevit, iş dünyası ve kamuoyunda bozulan moralleri düzeltmek ve bir umut ve heyecan rüzgarı estirmek zorunda.

Dış krizlerin Türkiye'ye etkisi konusunda bir erken uyarı merkezi gibi çalışacak ve Başbakanlığa bağlı olacak yeni bir araştırma merkezinin kurulması şart. İç piyasalardaki ve ekonominin çeşitli sektörlerindeki değişim de yakından izlenmeli. Durgunluk ve kriz başladıktan sonraki önlemler çoğu kez etkisiz kalıyor.

Faruk TÜRKOĞLU


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır