kapat

01.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Öğretmen de severse...
Öğrencilerin öğretmenlerine besledikleri aşk, her zaman karşılıksız kalmaz. Bazen öğretmenler de mantıklarını bir kenara itip, duygularıyla hareket edebilirler. İşte o zaman tüm yasaklamalar hiçe sayılır.

Öğretmenler de aşık olur... Üstelik bazen olmazı olur kılar, öğrencilerine aşık olurlar. Duyguları karşılıklıysa, mutlu bir hayat kurmak adına tüm baskı ve kötü bakışları hiçe sayarlar.

Tabii her zaman mutlu sona ulaşıldığını ya da tablonun bu kadar pembe olduğunu söylemek de mümkün değil. Tatmin amacıyla, öğrencilerin kendilerine duyduğu hayranlık ve ilgiyi suistimal eden öğretmenler de var.

Nasıl başlıyor?
Öğretmen-öğrenci arasındaki aşk ilişkisi, daha çok erkek öğretmenle-öğrenci genç kız arasında gerçekleşiyor. Fakat, standart kadın-erkek yaş farkını hiçe sayıp, öğretmenine aşık olan, hatta ona evlenme teklif edip evlenmeyi başaran erkek öğrenciler de yok değil. Bu çiftlerden bazıları yaş farkını umursamayıp, güzel bir evlilik sürdürürken, bazıları ise, olumsuz faktörlere göğüs geremediklerinden ayrılmayı tercih ediyorlar. Bu olumsuz faktörler, daha çok toplum baskısı ve aradaki büyük yaş farkından ileri geliyor.

Öğretmene duyulan hayranlık neticesinde, öğrenci tarafından gösterilen ilgi ve yakınlaşma çabaları, öğretmen tarafından kabul görünce, ilişki başlıyor. Önceleri gizli saklı yürütülen ilişki, sonraları tarafların ilişkiyi evliliğe dönüştürme isteğiyle açığa çıkıyor. Tabii evlilik öncesinde, öğretmen öğrencisinin okulu bitirmesini de bekliyor.

Gerçek aşk mı, zaaf mı?
Psikolog Ahmet Yemenicioğlu, öğrencisiyle aşk yaşayan öğretmenlerin kişilik problemleri olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Öğrenci-öğretmen ilişkisi de tıpkı hasta-doktor ilişkisine benzer. Yani hasta nasıl doktoruna hayranlık duyup, ona yakın olmak isterse, öğrenci de aynı şekilde bu hayranlığı öğretmenine duyar. Fakat öğretmenine aşık olmaz. Öğretmenlerin bu hayranlığa karşılık vermek yerine, ilgiyi dostuluğa ve arkadaşlığa yönlendirmesi gerekiyor." Yemenicioğlu, öğretmeniyle evlenen öğrencilerin büyük bir hayalkırıklığı yaşayacaklarını da ilave ediyor. Çünkü, öğrenci kürsü başında tüm karizmasıyla seyrettiği öğretmeniyle aynı evi ve aynı yatağı paylaşmak durumunda kalınca, yani doğallıkla başbaşa kalınca hayalindeki "idol" imajı da yıkılıyor.

Psikolog Nihat Kaya ise öğrenci-öğretmen aşkları konusunda daha ılımlı düşünüyor. Öğretmenlerin de duygularına engel olamayıp öğrencileriyle beraber olabilecekleri fikrinde: "Gerçekten aşık olanlar olduğu gibi, aralarında kötü niyet besleyenler, öğrencilerini istismar etmek, onlardan faydalanmak isteyenler de olabilir."

İlk bakışta elektriklenme
Öğrenci-öğretmen arasındaki elektriklenme sonucu bazen çok güzel aşklar da doğabiliyor. Üstelik bu aşk çok sağlıklı ve mutlu bir evliliğe dönüşebiliyor. Bugün, öğrencisiyle evli olup, hayatından çok memnun olan ve eşini çok sevenlerden biri de Ahmet Süha Çalkıvik. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde radyo-televizyon-sinema dalında öğretim görevlisi olan ve NTV'nin tanıtım seslendirmelerini yapan Çalkıvik, üç yıldır öğrencisiyle evli. Kendisi 35, eşi 28 yaşında. Bakın eşiyle tanışmalarını nasıl anlatıyor: "1994 yılında İTÜ'nün Taşkışla Kampüsü'nde sinema dersi veriyordum. Bir gün anfiye girerken kapıda iki bayanın beni beklediğini gördüm. Biri benim öğrencimdi. Yanındaki arkadaşıyla tanıştırdı. 'Hocam, Aslı benim İtalyan Kültür'den arkadaşım, o da sinemaya çok meraklı,' dedi. Sonra Aslı benden derse girmek için izin istedi. Kabul ettim. Zaten başka üniversitelerden pek çok öğrenci katılırdı benim dersime. Fakat ilk anda ona karşı bir elektriklenme hissettim. Ders başladı. Bütün ders boyunca Aslı'yla birbirimize baktık, üstelik hararetli bir şekilde derse de katıldı. Çıkışta yanıma gelip, başka hangi günler ve nerede dersim olduğunu sordu. Söyledim. Ertesi gün dersim olan diğer kampüsteydi."

Kıvrikoğlu, çıkışta, Anadolu yakasına beraber geçmeyi teklif etmiş. Yolun nasıl geçtiğini anlamadığını anlatıyor. "Yeniden buluşabilmek için hemen bir kumpas kurdum," diyor gülerek: "'Cuma akşamı öğrencilerimle dışarı çıkıyorum, sohbet ediyoruz, siz de gelir misiniz?' dedim. Kaçta ve nerde olduğunu sordu. Sonra ayrıldık. Cuma akşamı gideceğimiz restoranda iki kişilik yer ayırtmıştım, son derece özenli giyinmiştim. Kapıdan girdi ve önce bir şaşırdı. 'Diğerleri nerde?' dedi. 'Gelmediler,' diyebildim. O gece çok güzel sohbet ettik. Dışarı çıktığımızda elele tutuşmuştuk. Bir yıl sonra nişanlandık, sonra da evlendik."

İlişkilerinin de, evliliklerinin de, kötü bir tepkiye maruz kalmadığını söylüyor Kıvrikoğlu. "Hiçkimse 'öğrencisini ayartan öğretmen' gözüyle bakmıyor bana. Eşimin arkadaşlarıyla tanıştığımda onlarla da çok yakın diyaloglar kuruyoruz. Hatta pek çok kişiye örnek aile modeli teşkil ediyoruz. Ben eşimin en yakın dostu, sevgilisi, hocası, hatta bazen babasıyım," diyor.

Bu arada eşi hâlen Boğaziçi Üniversitesi Uluslarası İlişkiler 3. sınıfta okuyan Kıvrikoğlu sadece bir kere kendini çok komik hissetmiş; "Eşim yurtdışındaydı ve kaydını yaptırmam gerekiyordu. Bana vekâlet bırakmıştı. Başka bir okulun hocası olarak gidip, eşimin kaydını yaptırmak beni biraz utandırmıştı," diyor. Fakat okul konusunda da eşinin en büyük yardımcısı o. Hatta birbirlerini sadece akşam yemeğinde gördükleri için, çok özendikleri bu saatleri bile sınav dönemlerinde geçiştirmeyi göze alabiliyorlar. En büyük sevinci ise, eşinin aldığı yüksek notlar oluyor. Eşiyle aralarındaki tek hesabın "Bu ay hangi kitapları alsak?" olduğunu söyleyen Kıvrikoğlu, eşiyle karşılıklı birbirlerinden çok şey öğrendiklerini de söylüyor.

Yıldırım nikâhıyla evlendik
Sadece öğrencinin ilk adımı atmasıyla gerçekleşmiyor öğretmen-öğrenci aşkları. Bazen de ilk adım öğretmenden geliyor. Gülşah Türkşen bu gün 60 yaşında, çocukları ve torunlarıyla gurur duyan mutlu bir kadın. Kocası ise, 40 yıl önce hayatını birleştirdiği müzik öğretmeni. Gaziantep Kız Enstütisi'nde öğrenciyken asla aklına gelmemiş Gülşah Hanım'ın bir gün öğretmeniyle evleneceği. "Herkes evlenir, bu sınıfta en son ben kalırım," diye düşünüyordum. Eşi Enver Türkşen ise, okulda müdür muavinliği yapıyor, aynı zamanda müzik derslerine giriyormuş. Öğrencisine aşık olan Enver Bey, duygularına daha fazla gem vuramamış ve ailesini, Gülşah Hanım'ı istemeye yollamış. Yıldırım nikâhıyla evlenmişler. Gülşah Türkşen, bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Derslerim çok iyiydi ve üniversiteyi de okumak istiyordum. Hemen evlenmezsem okula devam etmek isterim diye korktular. Apar topar evlendik."

Dile kolay, bir yastıkta tam 40 yıl geçirmiş Türkşen çifti. Üstelik tüm acı ve mutluluklarıyla. Şimdiyse, zamanla sevdiği eşinden; "Memnunum," diye bahsediyor Gülşah Türkşen...

Yarın: Kadın öğretmenler, daha acımasız bir dille eleştiriliyor... Toplumun, öğretmen-öğrenci ilişkilerine bakışı...


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır