


İki milyar dolar nasıl uçtu?
Türkiye'nin kendi kaynakları ile ekonomide dengeleri sağlamasının mümkün olmadığı bir dönemde, iki milyar dolarlık bir iç kaynak kaybına uğraması, hesapları biraz daha alt üst etti.
Geçtiğimiz hafta bir sempozyumda, Maliye yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre, son vergi düzenlemeleri ile uğranılan "vergi geliri kaybı" tam 2 milyar dolar.
Buradan şu anlaşılıyor, eğer son vergi düzenlemeleri (ya da azınlıkta kalan bir gruba göre vergi reformu) hiç yapılmasyadı, bu 2 milyar dolarlık vergi kaybı da olmayacaktı. Kuşkusuz, asıl bunun birkaz katı olan "diğer kayıplar" da hiç olmayacaktı...
Vergi gelirleri niçin düştü?
Son vergi düzenlemelerinin, vergi gelirleriyle ilgili etkisinin bir kısmı bu yıl, bir kısmı da önümüzdeki yıl ortaya çıkacak. Örneğin gelir vergisinde, vergi oranlarında yapılan indirimin etkisi ücret gelirlerinde bu yıl, diğer gelirlerde ise 2000 yılında verilecek beyannamelerde ortaya çıkacak.
Konuyu basit bir örnekle açıklayalım.
- Haziran 1998'de vergi matrahı 100 bin birim olan ücretten, en az 25 birim vergi alınıyordu.
- Haziran 1999'da 100 birim ücretten, indirimli oranlar üzerinden 15 birim vergi alınıyor.
- 1998'deki 25 birim vergi 1999 yılında ancak 168 birimlik ücretten alınabilecek. Kuşkusuz bu hesap, sıfır enflasyona göre yapılan bir hesap.
- Enflasyonu yüzde 50 kabul ettiğimizde, 1998'de alınan 100 birim gelirden alınan 25 birim verginin, bu yıl 252 birim gelirden alınabildiğini farkediyoruz.
- 1998 ylında, 100 birim ücretin, 1999'da yüzde 152 artmadığı, dolayısıyla da 252 birim olmadığı hepimizin bildiği bir gerçek.
Bu hesaplama, esnaf ve tüccarlar için de geçerli. 1998 yılında 100 birim kazanan bir esnaf ya da tüccarın, bu yıl ki kazancının yüzde 152 artması gerekiyor ki, geçen yılın vergisi reel anlamda alınabilsin.
Yaşanan durgunluk, ücretlerdeki artış oranı, esnafın ve tüccarın durumu ortada.
Hemen belirtelim, gelir vergisi, 1999'da hedeflenen 14.2 katrilyonluk toplam vergi gelirlerinin üçte birini oluşturuyor.
Diğer vergiler
Katma değer vergisi, toplam vergi gelirlerimizin diğer üçte birini oluşturuyor. KDV'nin ise, yaklaşık yarısı ithalden diğer yarısı da dahilden alınıyor. İthalat yüzde 30 civarında gerilediğine göre, ithalde alınması öngörülen KDV'de geriledi. Piyasada yaşanılan durgunluk mal satışından ve hizmetten alınan KDV'yi de geriletti. Nitekim, resmi açıklamalar da bunu doğruluyor.
Otomobil alanlar fişlenecek, nereden buldun diye sorulacak denilince, otomobil satışı dolayısıyla taşıt alım vergisi de geriledi.
Peki ilerleyen ve var diye sorarsınız, vergi geliri olarak hiç bir şey yok. Ancak herkesin bildiği gibi borç yükü ve faizler ilerledi. Yurt dışına kaçan on milyarlarca dolar da cabası.
1999'da yaşanılan durgunluk, 1999 yılı kârının 2000 yılında beyan edildiğinde de, gelir ve kurumlar vergilerinde vergi kaybı olarak ortaya çıkacak. Aslında ekonomideki gerçek kayıp 2 milyar doların çok çok üstünde. Bizim uçtu dediğimiz 2 milyar dolar, vergideki azalışın bir kısmı...
Şu aşamada piyasayı rahatlatmak, tansiyonu düşürmek, yastık altındaki ve yurt dışındaki paraları ekonomiye çekmek gerekiyor. Bunun için de, önümüzdeki haftalarda "ince ayar" bazı düzenlemeler yapılması bekleniyor.