Sevgili dostlar,
Mektuplarınızda diyorsunuz ki "Sen mutlu olma formülleri yazardın, hani nerede, yine isteriz!"
Ben de içimden diyordum ki "Yaza yaza kalmadı!"
Bu sırada Sadık Baydere'den gelen bir e-posta imdada yetişti, aşağıda -bir hoşluk- yeni formüller var.
Hazır laf e-postadan açılmışken...
Özellikle Superonline'daki siteden sonra gelen e-postalara cevap verecek "kilobaytım" kalmadı. Ancak hepsini okuduğumu bilmenizi isterim.
Gelelim doğal mutluluk formüllerine:
1. Aşık olmak (Her zaman işe yarar, yeter ki karşılık bulsun)
2. Kahkahalarla gülmek (Bazen önemli toplantılarda!)
3. Sıcak bir duş (Köpüklü banyo?)
4. Atılan hoş bir bakışı yakalamak (yorumsuz)
5. E-posta almak (Valla!)
6. Otomobille orman yolunda biraz turlamak (cip şart değil)
7. Öğleden sonra yağmur yağarken yatakta olmak (hala yapabilenler tadını çıkarsın çoğumuza hayal oldu)
8. Okulda son sınavdan başarılı çıkmak (İmtihanı kaçırdım rüyasını görenlerden misiniz?)
9. Sevdiğiniz elbisenin indirimde yarı fiyata gelmesi (Bu aşamada hanımlarda acaba başkası da almış mıdır takıntısı başlayabiliyor)
10. Amerika'daki arkadaşınızla telefonda görüşmek (Evde hazır kart yok ya!)
11. Plaj (Ve plajda boş yer!)
12. Pantalon cebinde 5 binlik bulmak (Geçen seneden kalma olursa üzüntü veriyor)
13. Birisinden iltifat almak, özellikle "Sen gerçekten zayıfladın" lafı (Zaten memlekette merhaba dendikten sonra son kilo durumunuzun söylenmesi gelenek oldu).
14. Arkadaşlar (Serdar, "Ben seni yarım saat sonra ararım" demenden sonra iki hafta geçti!)
15. Saat sabah yedide uyanıp hafta sonu olduğunu anlayınca kafayı yastığa tekrar koymak (uyku tutmazsa o saatte her kanalda çizgi film olduğuna şaşırmak).
16. Köpek veya kedi yavrusuyla oynamak (Tercihan köpek!)
17. Güzel bir film (Sevgilinle yanyana ve en iyisi DVD'den salonda)
18. Teniste yenmek (Bu arada yanılıyor da "güneşlenmek anlamında"!)
19. Yeni ayı ilk görmek, dilek tutmak, altına bakmak, sevdiğini öpmek (Vakti geldi gibi)
20. Uzun bir seyahat planlamak.
Bir diğer hikayede de şakalarla ilgili. Nobel Ödülü almadan evvel adaylar üç aşağı beş yukarı kimler belli oluyor. Akademik çevre de şakacı olabiliyor...
Eve İsveç aksanıyla telefon edip "Tebrikler Nobel Ödülü sizin" diye işletilenler olmuş!
Peki Nobel Ödülü'nü veren komite telefon ettiğinde, işletilmediğinizi -gerçekten İsveç'ten Komite tarafından arandığınızı- nasıl anlıyorsunuz?
İsveç'deki Nobel Ödülü Komitesi bu iş için bir kural koymuş herkesi öyle arıyorlarmış...
Önce "Tebrikler şu dalda Nobel Ödülü'ne layık görüldünüz" deniliyor, hemen ardından "Şu anda yakın arkadaşınız 'Her kimse' yanımda, o da sizi tebrik edecek" diye telefon ona veriliyor. O arkadaşınız da "Gerçekten aldın, kutlarım" diye tebrik ediyor.
Yani Komite aynı zamanda sizi kazıklamayacak arkadaşınızı da biliyor!