


Bize doğru kanallar mı veriyorlar!..
Yaşadığım Alkent Sitesi'nin kendi kablolu yayını var. Dev çanak antenlerle topluyor, evlere dağıtıyorlar..
55 kanal var..
Ne güzel değil mi?..
İşte kafamız bu..
55 kanalımız var, ne güzel..
Oysa önümüze ne konursa, koyun gibi onu yediğimizin farkında değiliz..
Bu 55 kanalın tamamının dolu olduğu dönem az.. Şimdilerde 45 falan.. Geri kalan on kanal ne oldu, kimse bilgi verme zahmetine katlanmadığı için haberimiz yok..
Dahası, bu seçilip bize dağıtılan kanallar dışında neler var?.. Bize sorsalar hangilerini seçerdik, bilmiyoruz..
Koyun gibi önümüze konanı yiyoruz..
Koyundan da kötü durumdayız oysa..
Koyunun önüne konanın parasını, sahipleri veriyor.
Oysa bizim önümüze konanın parasını biz ödüyoruz üstelik..
"Peki nasıl oldu da birden ayıldın?" diyeceksin..
Telekoma kablolu yayına girmek için önerilen bir paketin dosyası önüme geldi..
"Konulu-Tematik" televizyonlar bunlar.. Yani "Cankurtaran" kanallar.. Normal TV'lerin yayınlarından bıktığınızda "Biraz müzik, bir belgesel, biraz spor izleyeyim" dediğinizde imdada yetişir, konulu kanallar..
Bir Performans TV var.. Nasıl bir müzik ve gösteri kanalı, inanmazsınız.. Seçme.. Kalite.. Bir Travel TV var.. Size dünyayı gezdiriyor.. Bir çocuk kanalı var.. Benzeri yok.. Dünyanın en güzel belgesel kanalı var.. National Geografic.. Çağın mucizesi İnternet kanalı var.. Anlatılmaz..
Telekom elinin tersi ile itmiş..
Neden?.. Bilinmez.. Açın Telekom kablolu yayın listesini, saçma sapan yığınla kanal var..
Peki Telekom üyesi yüzbinlerce insan, şimdi neleri kaybettiğini biliyor mu?..
Telekomun yayına verdiği 45 ile 61 arasındaki kanalların izlenme oranı ne biliniyor mu?..
Eurosport, Finlandiya ve Romanya'da bile ülke dili ile yayın yaparken, Olimpiyata talip Türkiye'ye Telekom yayını İngilizce veriyor, üç kuruş masraf etmesin diye..
Şimdi bakın Alkent'te CNN var, BBC World var, Sky News var, Euro News var.. Tam dört tane İngilizce haber kanalı..
Sanırsınız ki, burası bir aile çevresi değil, Dışişleri Bakanlığı haberleşme başkanlığı..
Niye dört İngilizce haber kanalı verilir de, mesela yukarda örneklerini verdiğim tematik kanallar verilmez?.. Hem de Türkçe yayına geçmişken Discovery gibi bir kanalı iptal etti, Alkent bilir misiniz, kimseye sormadan..
Buna karşılık yayında Arabistan aracılığı ile alınan, üzeri Arapça altyazılarla geçen bir Amerikan paketi var.. 6-7 kanal.. Kim izler, bilmem..
Kim seçer, kim dağıtır bilmem..
İşin doğrusu ne?..
Bu yayının parasını biz ödediğimize göre, Alkent çanaklarına ulaşan tüm yayınların listesi çıkarılır. Paralı olanların parası da işaretlenir.. Sonra Alkent sakinlerine sorulur?..
"Bunlardan hangilerini istiyorsunuz?" diye..
Allah sizi inandırsın tam 7 tane İtalyan kanalı var bizde.. Sanırsınız Alkent'in nüfusunun yarısı İtalyan.. 2 Japon, iki İspanyol.. Bu nasıl iş?..
Ha Alkent, ha Telekom..
Durum farksız..ÿ20Parayı biz ödüyoruz, tepemizde bir takım adamlar bildiklerince kanal seçip önümüze koyuyorlar..
"Yersen" diye..
Koyun bile olamıyoruz..
Yemesek de sesimizi çıkarmıyoruz..
Bir bakın kablolu TV'nizde kaç kanal var ve bir yıl içinde hiç çevirmedikleriniz kaç tane?.. İşte bu hiç çevirmedikleriniz sizden çalınmış kanallardır. Parasını ödüyorsunuz koyun gibi..
Peki ses çıkarma zamanı gelmedi mi?..
Dünya üzerinde ne kanallar var?.. Bunların hangilerini izleme hakkınız varken, bir takım adamlar size hiç sormadan kanal seçip dağıtıyorlar?..
Telekom'da, yani kablolu TV'de bu seçimlerde fena halde sebeplenmeler olduğunu da yeni Ulaştırma Bakanı, kendi müsteşarına söylemiş, kulağımıza geldiği kadar ile..
Mesele şu?..
Parasını ödüyorsak, hakkımızı aramayı öğrenmeliyiz!..
Koyun olmadığımızı göstermeliyiz!..
Yoksa koyun muyuz?..
Oktar Babuna olayı!..
Kaç kez, hem de ne saatlerde evime telefon edildi, Dr. Oktar Babuna kampanyasını desteklemem için..
Bütün Türkiye kan vermek için kuyruklara dizilmiş, bankalara bağışlar trilyonu bulmuşken, daha ne destek istiyor ve bekliyorlardı anlamıyordum.
Ama müthiş organize bir ekip olduklarını hissediyordum..
Ve de benim hislerim bir kez daha "Uzak dur" diyordu..
Durdum.. Bir minik yazı yazmıştım daha evvel.. Durdum.
Sonra kıyamet koptu biliyorsunuz.
Ve Savaş Ay cumartesi gecesi bir program yaptı, Babuna olayının perde arkasını aralayan.
Pazartesi işe geldiğimde üç kocaman dosya buldum masamda.. Toplamı 200 sayfaya yakın..
"Savaş Ay'ın öne sürdüğü iddialar ve cevapları.."
Bu nasıl bir organizasyon, bu nasıl cehennemi bir hızdı?..
Sonra Dr.Oktar Babuna'nın iki çocukluk arkadaşına rastladım.
"Oktar ve babası Cevat Bey, Adnan Hocacıdırlar" dediler.. "Oktar pırlanta gibi bir çocuktur. Çok severiz."
Düğüm çözüldü..
Adnan Hocacılar'ın ne kadar organize bir ekip olduğunu en iyi bilenlerdenim.
Tüm köşe yazarlarını ısrarla arayarak yazmaya zorlamak..
Sonra..
24 saatte o dosyaları, bu ülkenin en uzman istihbarat ekiplerinin ulaşamayacağı bir hız ve özenle tüm medyaya ulaştırmak, ancak onların yapabileceği işti...
* * *
Şimdi toplanan paraların nerelere verildiğini devletin iyi araştırması gerek işte.. Makbuzları, faturaları ve belgeleri ile..
Ve kanların ne olduğunu ortaya çıkarması..
Hele bir de "Dr. Babuna'nın ilik nakline ihtiyacı yoktu" diye yapılan bilimsel açıklamalar var ki..
İnsanın kanı donuyor..
Gerçek böyle ise, o zaman bunca kan, bunca para niye toplandı ki?..
Dr. Babuna kampanyası sanıldığı kadar basit bir "Yardımlaşma olayı" olmayabilir.
Sağlık bakanına kamuoyu destek olmalı ve her şey hiçbir şüphe, hiçbir tereddüt kalmadan açığa çıkarılmalı..
Bu açıklığa herkes ve her şeyden önce bizzat Dr. Babuna'nın ihtiyacı var!.
Kıskandım!..
Ali Kırca'nın dünkü yazısını okumadıysanız, hayatınızdan bir güzellik eksik kalmış demektir.
"Sedir ağacının kokusu!.."
İnanın kıskandım.. "Ben yazsaydım, yazabilseydim, altında benim imzam olsaydı" diye..
Okyanus Kadar Derin filmini bir anlatıyor önce.. Filmin kendisi bu anlatım kadar güzelse şaşarım.
Sonra getirip, ama öyle ince, öyle derin, öyle anlamlı, bize bağlıyor ki lafı..
Ve de öyle insancıl bir mesaj veriyor ki..
Ne yapmaya çalışıyorum ben..
Dünya güzeli bir yazıyı size anlatacağım güya..
Boşuna gayret.. Dünkü Sabah'ı bulun okuyun.. Okuduysanız, bir daha okuyun!.. Sonra bir daha okuyun!..
Ben öyle yaptım..
Tehlike nerde?..
Bu ülkede, irtica, mirtica tehlike değil.. Tehdit oluşturmaz.. Cumhuriyeti yıkmaya yönelik eylemlere öyle bir savunma mekanizmamız var ki?..
Tehlike kendilerini demokrasi kahramanı yapmak peşindeki entellerimiz.. Hoşgörü ile baktıkları kesim bu memleketi ele geçirirse, ilk onları temizleyecek İran örneği farkında değiller..
Çünkü bunlar aslında gentel.. Sentel.. Geri zekalı ve saf!.. Hain dememek için böyle diyorum bazılarına..
Bu ülkenin en okunan gazetelerinde köşe tutmuşlar, zehir saçıyorlar, ekranlara geliyorlar...
Son günlerde "Bir numaralı rejim düşmanı" ilan edilen Fethullah Gülen bunların yanında zemzemle yıkanmış..
Gülen sadece kendi müridlerini etkiler, kendi yayın organlarında..
Bunların yazılarını ise, herkes okuyor.. Üstelik, bu gentellerin ne potansiyel tehlike oluşturduklarını bilmedikleri için savunma mekanizmasını harekete geçirmeden okuyorlar.
Yani bir takım saflar bunlara daha kolay inanabilirler..
Demokrasiye zarar verirse, bu demokrasi kahramanları(!) verirler asıl!..
BİZİM DUVAR
Bırakın IMF ile para pazarlığını Çark-ı Felek seyircileri yapsın. "Lütfen IMF, biraz yardımcı olun. Çok ihtiyacımız var!"
Hakan & Utku
SEVDİĞİM LAFLAR
Eski yanlış, yeni gerçekten daima daha popülerdir.
Alman Atasözü
TEBESSÜM
Cafer bir evin penceresinde bir papağan gördü. Buruna benzeyen gagası ve parlak renklerine bakakaldı.
- Aman tanrım şu kuşu ne muhteşem yaratmışsın, diye hayranlığını belirtirken papağan,
- Ne bakıyorsun, diye bağırdı. Cafer şaşkınlıkla,
- Affedersin beyim, ben seni kuş sandım.