


Apo asılırsa mezarı nerede olacak?
Ara sıra olayların akışına kendimizi çok kaptırıyoruz, bazı detay gibi görünen ama çok önemli noktaları aklımıza getirmiyoruz. Örneğin ister istemez insanın aklına takılıyor.
Terörist Öcalan'ın 15 yıldır estirdiği kan ve dehşet ortamının Türk Ceza Kanunu'ndaki karşılığı idam cezasıydı. Ve karar o doğrultuda çıktı dün.
Tabii konu sadece mahkemenin verdiği kararla bitmeyecek. Önce "temyiz" aşaması var. Daha sonra hüküm Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelecek. Meclis'in onayından sonra da Cumhurbaşkanı'na çıkacak. Cumhurbaşkanı'nın da onaylaması halinde idam hükmü yerine getirilecek. Ayrıca bir de Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesi var.
Buradaya kadar herşey tamam. Ancak, hüküm yerine getirildikten sonra terörist nereye gömülecek?
Bu konuda küçük bir araştırma yapmak istedim, tatmin edici tek cevap alamadım. Ancak söylenen şu: "Apo idam edilirse, büyük bir ihtimalle İmralı Adası'na gömülür."
Çünkü teröristin mezarının kolay ulaşılamayacak bir yerde olması düşünülüyormuş. Bunun iki nedeni var. Birincisi terör nedeniyle yüreği yanan binlerce insanın yakını Apo nereye gömülürse gömülsün duygularına hakim olamayarak mezarı tahrip edebilir.
İkincisi ise Apo yandaşları mezarın bulunduğu yeri bir tür gösteri ve ziyaret yeri haline getirebilir.
İmralı Adası ise herkes için "ulaşılmaz" olacağı için en "emin" yer olarak belirlenebilirmiş.
Nejat Bey böyle anılır
Gece muhteşemdi. Müzik muhteşemdi. Fazıl Say muhteşemdi. Eczacıbaşı ailesi gururluydu, hüzünlü ama mutluydu.
Önceki gece Lütfü Kırdar salonunu dolduran yüzlerce sanatsever 6 yıl önce kaybettiğimiz Nejat Eczacıbaşı'nı anma töreninde gerçek bir müzik ziyafeti yaşadı.
Türk sanayiine olduğu kadar Türk Kültürü'ne katkılarıyla unutulmazlar arasında yer alan Nejat Eczacıbaşı'nı anma töreni artık geleneksel hale geldi. Nejat Bey 6 yıldır kendisine en yakışır biçimde anılıyor. Kültür ve sanat yaşamımıza geniş bir pencere açan Nejat Eczacıbaşı bu görevini ölümünden sonra da sürdürüyor.
Nejat Eczacıbaşı'nı anma töreninin bu yılki konukları Çek Filarmoni Orkestrası ve dünyaca ünlü dahi piyanist Fazıl Say'dı.
Çek Filarmoni Orkestrası önce Smetana'nın "Moldau" Senfonik şiirini çaldı. Ardından Fazıl Say'dan Mozart'ın 21 nolu piyano konçertosunu dinledik. Fazıl Say piyano çalmıyor, adeta dansediyor, piyanoyla bütünleşiyor. Hele biste çaldığı Bach ve hemen ardından Nejat Eczacıbaşı için seslendirdiği Chopin herhalde kulaklardan uzun süre silinemeyecek.
Çek Filarmoni Orkestrası'nın Dvorak'ın 6 senfonisini çalarak bitirdiği müzik ziyafetinden sonra Eczacıbaşı ailesinin kokteylinde herkesin dilinde rüya gibi geçen konser saatleri vardı.
Şef bir an şaşırdı
Klasik müzik sevmek ve dinlemek ayrı, anlamak ve yorumlamak ayrı. Bu nedenle emin olmadığım bir şeyi yazmak istiyorum. Fazıl Say Mozart çalarken Şef Vladimir Valek bir anda Say'a döndü, çok şaşırdığı belliydi. Az sonra kendini topladı ve devam etti. Çünkü, öyle sanıyorum ki Fazıl Say Mozart'ı yorumlarken kendisinden de birşey kattı. Tabii önündeki notayı izleyen şef bir anda çok şaşırdı.
İkinci nokta da şu: Biliyorsunuz Fazıl Say'ın, iki yıl önce Aya İrini'deki konserinde yaşanan "telefon krizini" yazmıştım. Önceki günkü konserde yine cep telefonu çaldı. Bu kez zil değil iki kez üst üste bip sesi geldi. Neyse duyulmadı.
"Bana ders olsun"
Bilinen fıkradır ama, yeri geldi tekrarlayalım bari.
Hakim adama "idam" cezası vermiş sonra da sormuş "Bir diyeceğin var mı?" diye. Adam boynunu bükmüş "Vallahi ne diyeyim hakim bey, bu da bana ders olsun" demiş.
Yukarıdaki fotoğraf Nejat Eczacıbaşı'nın 5'inci ölüm yıldönümü anma konserinde çekilmişti. Çok hoşuma giden bu fotoğrafı, elime geç geçtiği için o zaman yayınlama şansı bulamamıştım. Bir yıl sonra Nejat Eczacıbaşı'nı yine andık, bu fotoğrafının da hatıralarda kalmasını istedim.