kapat

30.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZEYNEP GÖĞÜŞ(zgogus@sabah.com.tr )


Yerel diller: "No"

Yazılarıma ara vermiş olduğum sırada Haziran ortasında meydana gelen bir olaya hafifçe bayatlamış olmasına rağmen değineceğim. Olay hem dolaylı olarak Türkiye'yi de ilgilendiriyor, hem de bizim basında konuyu işleyene de rastlamadım.

Fransa'nın Avrupa Yerel Diller ve Azınlık Dilleri Sözleşmesi'ni imzalayarak önemli bir adım attığını ve bu konu etrafında dönen tartışmaları daha önce yazmıştım. Fransız Anayasa Konseyi (Mahkemesi), 15 Haziran'da aldığı kararla Avrupa Konseyi'nde hazırlanan bu sözleşmenin onaylanmasını Anayasa'ya aykırı buldu ve hükümete "No"-Hayır" dedi. Fransız Anayasası'nın ikinci maddesine göre, Cumhuriyet'in dili Fransızca'dır. Fransız Anayasa Konseyi'ne göre Yerel Diller ve Azınlık Dilleri sözleşmesinin maddeleri, Cumhuriyet'in bölünmezliği, kanun önünde her vatandaşın eşit olması ve Fransız halkının tekilliği ilkelerine ters düşmektedir.

Fransız Anayasa Konseyi'nin kararı bazı üye ülkelerinde muhtelif kültürlülük akımının ağır bastığı Avrupa Birliği gündemine gülle gibi düştü. Görünürde salt Fransa'yı ilgilendiren bu gelişme, döndü dolaştı Türkiye'ye de bulaşılmasına yol açtı.

Avrupa Ajansı'nın (Agence Europe) 21 Haziran tarihinde geçtiği konuyla ilgili haberinin yorum bölümünde şöyle deniyordu:

"Bu önemli bir karardır: Ulusal düzeyde, Bask, Breton ve Kreol gibi bölgesel dil topluluklarının hevesle beklediği bir araç olan Fransız Anayasası değiştirilmedikçe sözleşmenin onaylanması imkanı ortadan kalkmıştır. Avrupa düzeyinde ise azınlık haklarına saygıda geri kalan birçok ülkeye bahane teşkil edecektir. (Mesela Türkiye, sürekli olarak kendi iç politikasının bazı taraflarını Fransız kanunlarının bazı köhne yönleri ile haklı göstermeye çalışmaktadır.)"

Öyle anlaşılıyor ki Fransa daha uzun süre yerel diller konusunu tartışmaya devam edecek. Bu tartışmanın başlangıç adımı, Korsika'ya yeni statü tanındığı 1991 yılında atılmış, "Korsika halkı" tanımının resmi metinlere girmesi tüm vatandaşlarını hangi kökenden gelirlerse gelsinler kanun önünde önünde eşit kabul eden Fransız anayasasına aykırı bulunmuştu.

Fransa'da meydana gelen bu son gelişmenin ve onun Avrupa'daki yankılarından Türkiye için ne sonuç çıkarabiliriz? Birincisi; ortada yekpare bir Avrupa yok, ama Avrupalar var. İkincisi; Kürt meselesi etrafında Türkiye'ye de yansıyan muhtelif kültürlülük akımı, gelecekte daha huzurlu bir ortama kavuşulduğunda Fransa'dakine benzer düzeyli tartışmalara yol açacaktır. Üçüncüsü; muhtelif kültürlülük akımı siyasetçiler nezdinde gelip gelse bile, bu kez de karşısında Anayasa'yı bulacaktır.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır