kapat

23.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Baader-Meinhof'dan Apo'ya

Ulrike Meinhof, Alman Kızıl Ordu Hareketi adıyla tanınan RAF örgütünün efsanevi ismiydi.

Almanya'da ünlü Raf davasında yargılanması sürerken 9 Mayıs 1976 günü hücresinde ölü bulundu. "Kendisini astığı" söylendi.

Örgütün diğer 3 yöneticisi yargılama sonunda ömür boyu hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkumiyet kararından 6 ay sonra 3'ü de hücrelerinde ölü bulundular. Yapılan açıklamaya göre 3'ü de hücrelerine soktukları silahlarla aynı gece birbirlerinden habersiz olarak "kendilerini vurmuşlar"dı.

Almanya, "RAF sorunu"nu böylece rafa kaldırdı.

Şimdi Apo davasında son tura girilirken, Türkiye, yargılamaya ilişkin muhalif sesler yükselten Batı'ya "RAF dosyası"nı hatırlıyor, "Sen kendi haline bak" mesajı veriyor.

* * *

"Almanya'nın RAF'ı nasıl yargılandığını" önce Ahmet Özay ve Tuncer Balkan'ın Sabah'ın Avrupa baskılarında yayınlanan yazı dizisinde okudum, daha sonra da NTV'de Mithat Bereket'in "Pusula"sında izledim.

Niyet o olmasa da bazıları, bu yargısız infaz anlatımlarını "Adamlar ne kolay halletmişler" hissiyatı ve "Biz niye yapmayalım" hevesiyle dinleyebilirler. Ülkedeki konjonktür bu ruh haline pek uygun çünkü...

Bu hissiyat sahiplerine, öykünün orada bitmediğini hatırlatmakta ve kalan kısmını anlatmakta yarar var.

Çünkü "RAF sonrası Almanya" bize başka dersler de veriyor.

* * *

Sabah'ın Avrupa baskısında yayınlanan dizide Özay ve Balkan şöyle yazıyorlar:

"Ulrike Meinhof'un cezaevinde ölmesi, örgütü daha büyük terör eylemleri yaparak Alman devleti ve kamuoyu ile hesaplaşmaya itti. RAF, şiddet eylemlerinin dozunu artırdı. Duruşmanın savcısı, kararın açıklanmasına 21 gün kala bir roketli saldırıda koruma polisi ve şoförüyle birlikte öldürüldü."

"RAF'ı hal'etme yöntemi"nin Almanya'ya maliyeti bununla da kalmadı.

Alman devleti, cezaevinde yargısız infaz kuşkusunun izini hiçbir zaman silemedi. Hem kendi kamuoyu, hem de dünya kamuoyu tarafından şiddetle eleştirildi. Yıllarca bu eleştirilere cevap yetiştirmeye çalıştı.

Peki sonra nasıl oldu da Almanya, infazlardan sonra alevlenen terör dalgasının ve RAF'ın üstesinden gelebildi?

Pusula'nın herhalde zamansızlıktan giremediği bu önemli ayrıntıyı Sabah Avrupa Haber Müdürü ve atv Almanya temsilcisi Ahmet Özay'a sordum. Özay, çok önemli iki noktanın altını çizdi:

"30 yıllık terör deneyiminde Almanya, 68 hareketinden kopan terör yanlısı RAF kadrolarını gençlik içinde izole etmeyi başarmış, öğrenci hareketi ile temasını kesmiştir. Bu sayede, öğrenci hareketinin öncü kadroları, 1980'lerde Yeşiller hareketini örgütleyerek toplum için doğayı koruyan `hayırlı evlatlar' haline getirilebilmişlerdir.

Öte yandan Alman devleti, dış mihraklı terörle mücadelesinde, kendi evlatları için (bizimkilerden farklı olarak) `sürüden ayrılanı kurdun kapması' adetini hiçbir zaman içine sindirememiştir. Tersine, sürüden ayrılan evlatlarını kurdun kapmayacağı bir düzenin tesisi için sistemini yenileyerek, 68 öğrenci hareketi kökenli bir partiye devleti teslim edecek şekilde toplumsal açılımlar sağlamıştır".

* * *

Joschka Fischer Almanya'da 68 öğrenci hareketinin liderlerinden biriydi. Vietnam işgalinden sonra Frankfurt Amerikan Konsolosluğu'nu işgal edip kızıl bayrak çekmesiyle tanınıyordu. 1985 yılında eyalet milletvekili olduğunda Hessen parlamentosundaki yemin törenine kot pantolonla gelmişti.

Bugün Almanya'nın Dışişleri Bakanı koltuğunda oturuyor.

Otto Schily, RAF davasının önde gelen avukatıydı. Mahkemede Baader-Meinhof'u savundu. Sonra Yeşiller hareketine dahil oldu.

Bugün koalisyon hükümetinde İçişleri Bakanı koltuğunda oturuyor.

Ya bizim evlatlarımız...?
"Almanya gençlerin önünü açarken, Türkiye 80 ihtilali ile onlara örgütlenme yasağı koydu ve hapishanelere tıktı" diyor Ahmet Özay;

"Eğer Türkiye demokratik parlamenter gelişimini kesintisiz sürdürebilseydi, PKK militanı olarak ölen veya halen yaşayan insanlar, bugün Almanya'yı yöneten 68 kuşağı öğrenci liderleri gibi toplum düzeninin sadık birer savunucusu olabilirlerdi. Kendi evlatlarını bu hale getiren siyasi simalar için de bir gün mahkemeler kurulacak mı? Öcalan asılsa da asılmasa da tarih, bu sorunun cevabını bekleyecektir."

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır