|
|
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr
)
|
  
Son gülen!
Kasetler de aslında yıllardan beri cami avlularında ve dini kitap fuarlarında serbestçe satılıyordu. Gerçi çoğunlukla parayla, pulla satılmıyordu ama silah da dayayıp "Hocaefendimizin kasetlerini alacaksın, evine götürüp videoya süreceksin, oturup karşısına, izleyeceksin, başa alıp yeniden dinleyeceksin..." de demiyorlardı.
Evet evet... Serbestçe, özgürce...
Kayıt dışı olarak...
Gülen kasetleri satılıyordu.
Zaten işinde gücünde olan, geçim derdine düşmüş "Allah'ı ile kendisi arasında vicdan köprüsü kurmuş" milyonlarca müslümanın da Fethullah Gülen ile bir bağı, bağlantısı, ilgisi de yoktu. Allah varken, son kitabı Kuran varken, son elçisi Hazreti Muhammed de varken bir de Fethullah Gülen'e ne gerek var diye düşünüyordu insanlar.
Gerçekten ne gerek var?
Türkiye'de;
6 saatte 1 cami yapılıyor.
25 bin Kuran Kursu var...
Camilerde 100 bin imam...
Diyanet İşleri'nin bütçesi 172 trilyon 760 milyar lira ile 5 bakanlığın toplam bütçesinden fazla ve çeşitli kalemlerle Diyanet'e ayrıca 150 trilyon daha aktarılıyor.
Ben anlamıyorum!
Bu tablo ortadayken, "Türkiye Müslümanlığı" adını verdikleri bu sistem içinde Ortaçağ dönemlerini hatırlatan ağırlıkta bir ruhban sınıfı oluşurken bir de Fethullah Hoca'ya ne gerek var? Fethullah Hoca'nın soyadı Gülen, fakat onu ne zaman TV'de görsem; adam gözyaşı seli altında ağlayarak anlatıyor. Kravatsız kara gömleğinin yakasını-paçasını çekiştirerek ve önce sanki ayet okuyormuş gibi Arapça söyleyip, sonra Türkçe'sine de tercüme ederek, gözyaşlarıyla ıslanmış fikirlerini söylüyor.
***
Gözyaşlı, hicranlı anlatım..
Bu da işin tiyatrosu...
Memlekette demokrasi var.
Bize ne!
İsteyen tiyatroya gider.
İsteyen Fethullah kasetine.
Nitekim öyle oluyordu. Fethullah Gülen'in kasetlerini seyrede seyrede, okullarında okuya okuya, finans şirketine para yatıra yatıra, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan ödül ala ala, hoşgörü toplantılarına katıla katıla çoğalanların sayısı da hızla artıyordu.
Devlet Baba da seyrediyordu.
Ağzı açık devlet!
O zaman seyrediyordu...
Şimdi kasetle ateş ediyor...
Fethullah Gülen, Turgut Özal başbakanken; ABD'de Huston'da ameliyat olunca onun yanına koşuyor, yatağının başucunda üzüntü dolu bakışlarla fotoğraf çektiriyor ve gazetelerin birinci sayfasına haber oluyordu. Ulusal Uzlaşma gecesinde bu kez Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e "üstün devlet adamı" ödülünü verdikten sonra dönemin İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş, eski başbakan şimdiki Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut ile hatıra fotoğrafı çektiriyordu. Bir başka buluşma da şimdiki Başbakan Bülent Ecevit ile birlikte olabiliyor, son seçimlerde Bülent Ecevit'in partisine Fethullahçı diye bilinen 3 milletvekili sokarak Millet Meclisi'ne de fikirlerini taşıyabiliyordu. Eski Meclis Başkanı Hikmet Çetin, Fethullah Gülen'i evinde ağırlıyor, Atatürkçülerin ve laiklerin rahmetli şarkıcısı Barış Manço, Fethullah Gülen'i sık sık ziyaret ediyor, katıksız keskin Kemalist profesörler Hocaefendi ile "Hoşgörü elele tutuşu..." yaparak TV'lerde poz veriyorlar, eski Başbakanlardan Tansu Çiller ile birlikte İstiklal Marşı'nı okuyor, Hocaefendi'nin üniversitesi İstanbul Fatih'in açılışında da şimdi iktidar partisi MHP'nin Başbuğu Alparslan Türkeş'le yanyana oturuyor, Hristiyanların dini lideri Papa'yı Roma'da Türk müslümanlığının dini önderi olarak yine Fethullah Gülen ziyaret ediyor, Sakıp Sabancı dahil önde gelen ünlü işadamlarıyla bütün toplumun görüp izleyebileceği şekilde TV ekranlarında, gazete sayfalarında biraraya geliyor, kalemi keskin çok sayıda gazete yazarına ödül dağıtıyor, annelerini ve babalarını kaybetmiş Bosnalı çocuklara yardım için tertiplediği futbol maçına bastırıp parayı Maradona'yı getirtiyor ve yanyana oturup maç seyrediyordu.
***
Daha ne yazayım...
Fethullah Hoca yıllardır devletin din bastonu olmuştu. Şimdi aniden devlet kuşunun başı ordunun subaylarını Fethullahçı kızlarla evlendirerek kendi saflarına geçirmek, devlet kuşunun sağ kanadı mülkiyeyi içerden fethetmek, sol kanadı adliyeyi esir almakla suçlanıyor.
Aniden birşey oldu?
Olanı anlayalım...
Olan nedir?
Acaba Fethullah Gülen'e ateş açıp, aslında başka birilerini mi vurmak istiyorlar. Örneğin; Demirel ve Ecevit'i Fethullah Hareketi'nin kökleşmesine göz yumdukları için mi cezalandırmak istiyorlar? Öyleyse niçin bu kadar geç kaldılar. Öyle değilse Demirel ve Ecevit'i Fethullah yumuşak karnından vurarak Türkiye'yi başka bir kulvara mı açmak istiyorlar?
O kulvar ne?
Düşünelim...
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|