kapat

21.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kurnaz mı,zırdeli mi?
Fethullan Gülen hakkında, hep siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler konuştu. Peki hiçbir psikiyatr, hiçbir psikolog veya nevrolog konuştu da toplumu aydınlattı mı?

İnsanların inanç dünyalarıyla, birbirleriyle ekonomik ilişkilere girdikleri somut dış dünyanın henüz net ve kesin sınırlarla ayrılamadığı... Pozitif bilimin tartışılmaz bir üstünlükle hüküm sürmediği...

Tanrı'nın bir kısım kulları uzay araştırmalarına milyarlarca dolar ayırıp, Mars'ta yaşam aramaktayken, başka bir kısım kullarının, henüz kuru ekmek parası peşinde koştuğu...

Matematik, fizik ve sosyolojik kesinliklerin yerine "hurafe"lerin kolayca konulabildiği...

Duyguların, düşüncelerin, sevinç, keder ve mutlulukların sağlıklı biçimde paylaşıldığı modern cemiyetler yerine, tarikatların, cemaatlerin, tekkelerin ve zaviyelerin özlendiği...

Toplumsal eğitim seviyesi henüz 3 yılı aşmamış bir toplumda...

Fethullah Gülen gibi bir "fenomen"in ortaya çıkması, acaba çok mu şaşırtıcı bir olgudur?

Hiç sanmıyoruz...

Bu bakımdan, aslında, Fethullah Gülen "nasıl ortaya çıktı" ve "neden bu kadar güçlendi" türünden sorulara, yepyeni bir icat yapıyormuş gibi parlak "cevaplar" aramaya kalkışmak, boşyere bir sürü kelimeyi birbiri ardına sıralayarak, kağıt ve mürekkep israfından başka sonuç vermez...

Üstelik, başlangıcından beri son derece "sinsi" ve üstü örtülü biçimde yürütülmüş organize faaliyetler, "sanki bütün detaylarıyla biliniyormuş" havasına girmek de dürüst ve sağlıklı bir tavır olmaz...

Önemli olan şu:

"Fethullah Gülen fenomeni"nin, ruhunu kavrayabilmek, bu kişiliğin oynadığı sosyo-politik rolü keşfedebilmek...

Soruya dökersek:

1- Fethullah Gülen'in yarattığı konsepte, kimler nasıl bir menfaat stratejisi oturtmuşlardır?

2- Fethullah Gülen'in bizzat kendisi ne düşünmekte, ne ummakta ve neler hissetmektedir?

ooo

Bu iki sorunun cevapları, içiçedir...
Fethullah Gülen ile çevresindekilerin ilişkileri, açık ve zımni anlaşmaları, ortak paydaları, umutları ve beklentileri, "ilişkili" bir tarzda ortaya konulduğunda, iki sorunun da cevabı verilmiş olur.

Binlerce kişiyi kapsayan ve milyarlarca dolarlık bir ekonomik güç haline gelen Fethullah Gülen hareketinin, sırf bir "sevap hareketi" olduğunu kabul etmek mümkün olabilseydi eğer...

Bu kadar berrak, masum ve mükemmel bir oluşumu saygıyla karşılamakla yetinmeyip, doğrusunu isterseniz, devletin ve toplumun idaresini de toptan bu cemaate bırakmak, en akıllıca iş olmaz mıydı?

O zaman denilebilirdi ki, şimdiki yöneticiler Türkiye'yi idare etmekte zaten yetersiz kaldıklarına göre, bari ülkeyi tertemiz ve masum bir cemaat yönetsin!

Ama bunun böyle olmadığı ve olmayacağı, ülkeyi yönetmekte olan kurt politikacılar tarafından da pekala bilinmektedir.

Onlar, zaman zaman, takdir buyurdukları oranda, Fethullah Gülen'e omuz verseler de, zaman zaman onun desteğine ihtiyaç duysalar da ve Fethullah Cemaati'ni kullanıp, ondan yararlanmayı tasarlasalar da, yukarıdaki gerçeği bildikleri tartışılmayacak kesinliktedir.

Bizim politikacılarımız ülkeyi ve milleti bu derece sevdiklerine göre, iyi olacağını bilselerdi, memleket yönetimini bu cemaate gönüllü olarak bırakacaklarından zerre kadar kuşku duyulabilir miydi?

Tabii ki duyulamazdı...

O halde biz şimdi, ikinci sorunun cevabına geçebiliriz...

ooo

"Fethullah Gülen, kimdir, beklentileri, hayalleri ve hedefleri nelerdir?"

Günümüz modern toplumlarında ağır ihmâle uğrayan bir saha var...

İnsan psikolojisi!
Siyasetçiler ülkeye ve millete derinlemesine yön veren kararlar alıyorlar...

Biz bu kararları tartışıyoruz ama karar verenlerin psikolojilerine hiç bakmıyoruz!..

Gazeteciler, aydınlar ve entellektüeller, toplumun kaderine dair düşünceler serdediyorlar ama biz bu düşünce sahiplerinin psikolojilerini hiç tartışmıyoruz...

Bir takım kimlikler, zaman içinde usul usul "tezahür" ediyor ve toplumu derinden etkileyecek duruşlar sergiliyorlar, biz bu duruşların altındaki psikolojileri hiç irdelemiyoruz.

Oysa artık iki kere iki dört kesinliğinde biliniyor ki...

Hitler gibi, Stalin gibi, Miloseviç gibi, Saddam ve dahi Kaddafi gibi sosyopolitik kimliklerin yarattıkları figüre, asıl imzayı koyan olgu, onların "psişik yapı"larıdır.

ooo

Fethullan Gülen'in, "büyük dava" haline getirdiği kolejlerde, sırf bilimsel metodlarla, memlekete hayırlı insanlar yetiştirmeyi amaçladığını bir an için kabul edelim...

Öğrencilere, Einstein'ın "izafiyet teorisi"nin, antigor ve antijenlerin, logaritmanın, biyosentezin, Edison'un, Eflatun'un, mitokondrilerin, genetiğin, atom çekirdeğinin, mezosferin, parşomenin, Pasteur'ün "doyasıya" ve "alabildiğine" öğretildiğini farzedelim...

Ve sonra bu okullara klavuzluk eden Fethullah Gülen'in aşağıdaki sözlerini okuyalım:

"İlk haccıma ait unutamadığım ve hala sırrını çözemediğim bir hatıram da şudur: Bir arkadaşımın Mekke'deki evine gitmiştim. Gece orada kaldım. Sabah vakti kalktığımda, yastığımın üzerinde bir zarf gördüm. Üzerinde Muhammed Nur Sungur yazılıydı. Açıp okudum. Nur Sungur, bana hitaben yazdığı mektubunda, Kestanepazarı'nda çok sıkıldım, artık acele gelin, mealinde bir şeyler yazmış... Benim o eve geleceğimi kimse bilmiyordu. Zaten ilk defa geldiğim bir evdi. Sonra, Nur Sungur, bu mektubu nasıl ve kiminle göndermişti? Yastığımın üzerine bu mektubu kim koymuştu? Bu hadiseye de hala hayret ederim (Gülen'in hatıralarından)

"Çocukluğumda bizim kazlarımız vardı. Ben onları çok severdim. Birgün bu kazlar, Necip ağa adındaki çok muhterem, abid, zahid komşumuzun tarlasına girmişler. O da kızmış, kazları bir güzel dövmüş. Baktık bizim kazlar kan revan içinde... Kiminin ayağı kırılmış, kiminin gözü çıkmış... Onları öyle görünce içim sızladı, çok rikkatime dokundu. Fakat ne ben ne de evimizden bir başkası tek kelime söylemedi. Çok geçmedi. Havada bir bulut belirdi, Necip Ağa'nın tarlasına öyle bir dolu yağdı ki, bahçede ne var ne yok hepsini aldı götürdü. O da biz de hayret içinde kaldık. Çünkü, köyde başka hiçbir yere dolu yağmamıştı."

(Gülen'ın hatıralarından)

Fethullan Gülen'in kendi kaleminden yayımladığı "Küçük Dünyam" adlı kitabı, ismiyle "küçük" fakat iddialarında, pek "büyük" görünmektedir.

İşte kitaptan birkaç cümle:
"Bir düğüne gittiği için ilahi tokat yiyor" (sa:44)

"Cemal Tural'ı övdüğü için Allah ceza veriyor" (sa:82)

"Peygamber efendimiz, rüya gören bir arkadaşı aracılığıyla kendisine selam gönderiyor ve evlendiği gün ölür ve cenazesine de gelmem, diyor" (sa:65)

"Kâbe'de sinekler kendisini ısırmıyor" (sa:137)

Fethullah Gülen, adı geçen kitabında, kendisinin peygamber sülalesinden geldiğini de iddia etmekten geri durmuyor.

Esasen yukarıya aldığımız kesitlerde Fethullah Hoca, kendisinde ilahi bir kudret olduğunu açık açık iddia etmiyor mu?

Fethullah Gülen'in düşünceler silsilesi ile, bilime aşık öğrenciler yetiştirme çabası arasında ne "mükemmel" bir bağıntı, öyle değil mi?

Bu şahsın yönettiği, körpe beyinlerin karanlık düşüncelerle köreltildiği "ışıkevleri"nde, "Atatürk'ün bir gözünün koyun gözü olduğunun" anlatıldığı artık herkesçe biliniyor.

Çünkü, "Said-i Nursi hazretleri, bir karşılaşmalarında Atatürk'ün gözlerinden birini çıkartmış, onun yerine Gazi Mustafa Kemal'e bir koyun gözü takılmıştır"

"Sahtekâr" doktorlar da, Gazi'nin gözlerinden birinin koyun gözü olduğunu, Türk milletinden saklamayı başarmışlardır.

ooo

Ya...

Fethullah Gülen'in yayın organı Zaman Gazetesi'nin, okurlarına armağan ettiği iki ciltlik Rüya Tabirleri Ansiklopedisi'nin, insanları hangi konularda aydınlattığından haberiniz var mı?

Yoksa, çok şey kaçırmışsınız demektir!

"Rüyada hükümet erkanından birisini görmek, şöhrete, yüksek mevkie ulaşmaya, refah ve saadete kavuşmaya tabir edilir"

"Rüyada, küçük bir kızla cima ettiğini gören kimse, bakire bir kızla evlenir"

Yine "Rüyada, kadının tenasül uzvunu görmek, sıkıntı ve mihnet içinde bulunan kimsenin, üzüntü ve kederden kurtulmasına, ihtiyaçlı kimsenin ihtiyacını gidermesine, bekar için evlenmeye, yola gitmeye, şirket kurmaya, sırları açıklamaya, madenlere ve gizli şeylere muttali olmaya işarettir"

Bütün bunlar, Fethullah Gülen ve çevresinin, hangi düşünceler, yaklaşımlar taşıdıklarının, pozitif bilimle ne derece bağdaştıkları ortaya koyduğu gibi...

Hoca Efendi'nin psişik durumuna ilişkin de inkar edilmez ipuçları vermektedir.

Acaba Fethullah Gülen mi çevresindekileri kandırmaktadır, yoksa çevresindeki menfaat odakları mı bu saf adamı kullanmaktadır?

İlker SARIER

(Devamı yarın)


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır