|
|
BAYRAKTAR BAYRAKLI(bayraktar.bayrakli@sabah.com.tr
)
|
Yetim hakkı
Kur'an insan hakları meselesine ışık tutarken yetim hakkına da yer vermektedir. Yetim kelimesi, tek eşsiz manasına gelmektedir. Ana-babasından biri veya ikisi ölmüş olan çocuğa söylenmektedir. "Yetim Hakkı" konusuna birkaç açıdan yaklaşmamız gerekiyor.
I- Ekonomik hak
Yetim kalmış bir çocuk ebeveyninden bir miras almış ise, bu mirasın korunması, büyüdüğünde ona teslim edilmesinden doğan bir haktır. "Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır." (Nisa, 2)
"Buluğ çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın..." (En'am, 152)
Bir insanın ekonomik açıdan haksızlığa uğramasından doğan hakka, "kul hakkı" diyoruz. Ama, bu insan yetim ise hem yetimliğinden dolayı bir hak doğmakta ve hem de kul hakkı olmaktadır. Demek ki, yetim çocuğun ekonomik hakkının çiğnenmesinde iki kat günah vardır. Onun içindir ki Yüce Allah, Nisa Suresi'nin 2. Ayeti'nde yetim hakkı yemeye, büyük günah demektedir. Sahipsiz olmasından istifade etmek bir günah malını haksız yere yemek de günah olunca, ikili bir günah işlenmiş olmaktadır.
Bu anlayıştan hareket edersek, devletin bütün mallarında yetimlerin hakkı olduğu fikrine ulaşmış oluyoruz. Devletin malını korumak, aynı zamanda yetimin malını korumak olacaktır. Devletin mallarını haksız yere yemek, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını yemektir aynı zamanda. "Yetim hakkı" kavramının evrensel olduğunu düşünmekte yarar vardır. Yetimin, dinlisi dinsizi, Hıristiyanı, Yahudisi, Müslümanı yoktur ve olamaz da. Dünyanın her tarafında yetim hakları aynı değere sahiptir ve aynı ihtimamı görmelidirler.
II- Yetiştirilme hakkı
Toplumumuzda devlet elinin uzanamadığı pek çok yetim vardır. Onların beslenip büyütülmesi ve öğrenimlerinin temin edilmesi bizim üzerimizde farzdır. Biraz önce ebeveyninden miras kalan yetimi anlattık, ama miras kalmayan çocukların bakımı ve yetiştirilmesi ne olacaktır? Geçmişte kurulan vakıfların bir kısmı yetim çocukların bakım ve yetiştirilmesini üstlenmişti. "Yetimhane" kavramı bundan doğmuştur. Savaş, trafik kazaları ve yurtdışına gurbete çıkmanın getirdiği olumsuzluklar nedeniyle yetim kalan çocukların ihtiyaçlarına bu müesseseler yetişememektedir. Hz. Peygamber yetim olarak büyütüldü ve yetiştirildi. Yüce Allah ona nasıl davranıldığını Duha Suresi'nde şöyle anlatmaktadır:
"Allah seni yetim bulup barındırmadı mı? Seni fakir bulup zengin etmedi mi? Öyleyse yetimi sakın ezme. El açıp isteyeni de sakın azarlama." (Duha, 6-10)
Yetimi barındırmak, onun geçim ihtiyaçlarını temin etmek, onu ezmemek Yüce Allah'ın bir uygulamasıdır. O uygulamayı yeryüzünde bizlerin tatbik etmesi, kamil insan olmanın altyapısını oluşturmuş olacaktır. Yüce Allah, peygamberine nasıl davrandıysa, peygamberinin de yetimlere öyle davranmasını istemekte ve bunu bizden de beklemektedir. Yetim çocuğun bakımı ve öğrenimi iyi yapılırsa insanlığa çeşitli açılardan faydalı bir insan olabilir. Hz. Peygamberimiz de yetimdi, ama peygamber olmasını ve dünyaya ışık saçmasını engellemedi. Yetim olmalarından dolayı ihmal edilen nice çocuklardan büyük insanlar yetişebilirdi ve halen de yetişebilir. Yetimlerin öğrenim hakkının olduğunu ve bu hakkı yerine getirmekle sorumlu olduğumuzu unutmadıkça ve bunu yerine getirdikçe milletimizin önü aydınlıktır.
III- Şehitlerin geride bıraktıkları yetimlerin hakkı
Yüce Allah, Bakara Suresi'nin 154. Ayeti'nde şöyle buyurmaktadır:
"Allah yolunda öldürülenlere, ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz bunun farkına varamazsınız."
Vatanımızı, bayrağımızı, namusumuzu ve onurumuzu korumak için canını feda eden şehitlerimiz ölü değillerdir. Onların ruhu bizim aramızda dolaşmaktadır. Maddenin manaya dönüşümü kanunu gereğince, onların bedensiz olarak aramızda olduklarını bilmemiz gerekiyor. Onların bizlere bıraktıkları yetim çocukların bizim üzerimizde katmerli hakları vardır. Onlar bize, ölümsüz insanlarımızın hediyeleri ve emanetleridirler. Babalarının ruhları bizi gözetmektedir. Çocuklarına iyi davranıp maddi ve manevi ihtiyaçlarının iyi giderilip öğrenimlerinin yaptırılmasıyla onlar haklarını bizlere helal edeceklerdir. Aksi takdirde, hem şehitlerimizin hakkı ve hem de onların geriye bıraktıkları yetim çocuklarının hakları altında ezilip kalırız. Onlar bizim için canlarını verdi ama, bizden yetim çocuklarına ihtimam beklemektedirler. O yetim çocukları doğduklarına pişman edersek, şehit babalarını incitmiş olacağız ve onların hakkını çiğnemiş olarak mahşerde haşrolacağız. Şehitlerinin çocuklarına bakamamış insanlar olarak, haşrolmak kadar büyük bir insanlık ve Müslümanlık ayıbı var mıdır? İnanıyoruz ki, hakimlerimiz o yetim çocuklarının babalarının hayat hakkının hakkını arayacaklardır.
Ya Rab! Yetimlerinin ağlamadığı, inlemediği, itilmediği, haklarının çiğnenmediği ve tüm ihtiyaçlarının temin edildiği bir dünyayı bize nasip eyle. Yetim haklarının gözyaşına dönüşüp bu insanlığı sele boğmadan, onların halini anlayan ve onlar için çareler üreten gönüllere sahip olmayı bize bahşeyle. Geriye yetim bırakan şehitlerimiz sizler müsterih olun. Çünkü bu millet sizin haklarınızı çiğnemeyecektir. Sizin hatıranız önünde bütün hürmetimle eğiliyorum.
Cuma günü Müslümanlar'ın tatili midir?
Tatilin dinlisi dinsizi olmaz. Kaldı ki Cuma günü çalışma günüdür. Cuma Suresi'nin 9. Ayeti'nde de, sadece Cuma namazının kılındığı an işin bırakılacağını, namazdan sonra işe devam edileceğini görmekteyiz. Tatil gününde, Müslümanlık bir dini boyut aramamaktadır. Her an, Müslüman'ın çalışma anıdır.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|