kapat

11.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Miloseviç'den sonra yeni gündem, Irak ve Kıbrıs...

NATO'nun hava saldırıları sonucu, Miloseviç ile cengaverlerinin 75 günde pes etmesi; 21. Yüzyıl'a nerdeyse 7 ay kala, askeri stratejiler tarihinde yeni bir dönem başlatıyor.

Neden yeni bir dönem?

Çünkü ilk kez kara kuvvetleri kullanılmadan çok kısa bir sürede kesin bir sonuç sağlanmış durumda..

Bizim eski Genel Kurmay Başkanı Em.Org. Karadayı dahi böyle bir sonucu beklemiyordu. Ayak üstü yaptığı bir değerlendirmede, kara harekatı olmadan kesin bir sonuç alınamayacağını ima etmek için:

- Zafer süngünün ucundadır, demişti.

Militarizmdeki bu eski anlayış, önümüzdeki yüzyılda geçerliliğini iyice bitireceğe benziyor.

Askeri teknolojideki akıl almaz aşamalar, globalleşme sürecinin de yelkenlerini daha çok şişirecek gibi..

* * *

Globalleşmenin bugünkü amacı, büyük halk kitlelerinin alım gücünü arttırmaktır öncelikle...

Büyük halk kitlelerinin alım gücünü, örneğin Irak halkının alım gücünü, hangi anlayış frenlemekde?

Saddam'ın kendi iktidarını korumak için silahlanmaya yaptığı harcamalar...

Oysa silahlanma için yapılan harcamalar, global sermayeye eski kârları sağlamıyor...

Halk kitlelerinin zenginleşerek araba, bilgisayar, Internet edinmeleri daha kârlı...

* * *

O nedenle de global sermaye, kendi kârı için halk kitlelerini zenginleştirmek zorunda...

Ve halk kitlelerinin zenginleşmesini engelleyen faktörleri yok etmek zorunda...

Bu nedenle Saddam da yakında devrilecek.. Modern silah teknolojisinden yoksun ülkelerin, silah alımlarına aşırı yatırımlar yapması da kısıtlanacak..

Bunu artık iyi algılamak gerekir, diye düşünüyoruz.

Tıpkı Marks'ın öngördüğü gibi, teknolojilerdeki durduraksız değişim, "dünya vatandaşlığı"nın da yollarını açmaya başlıyor...

Ve bunun öncülüğünü bugün, Başkan Clinton ile İngiltere Başbakanı Tony Bilair yapıyor.

* * *

Gelelim bizim Türkiye'ye..

Türkmenler'in de katılımıyla, Kuzey Irak'da şimdiden biçimlenmeye başlayan siyasal bir Kürt kimliği profiline; Ankara, ağabeylik yapma yükümlülüğünde...

Ve bundan böyle silahsızlanmaya dönük, İsrail-Arap-Türkiye sentezinin denklemine geçilecek..

Tıpkı Tanzimat dönemi Kostantaniye'sinde olduğu gibi..

Ancak bu kadarı yeterli değil..

Kıbrıs ve Ege sorununun çözümüyle Ankara-Atina ilişkilerinin de, yeni bir senteze doğru gitmesi gerekiyor..

Bir de Ankara yönetimlerinin totaliter ve faşizan koşullanmalardan artık biraz daha arınması bekleniyor...

"Ulusal birlik" edebiyatıyla, "yönetenler"le, "yönetilenler"in biribirine ters düşen çıkarlarını gözlerden saklama kurnazlıklarına bir son verme zamanı...

* * *

Ankara siyasetçilerinin "Hazine arazilerini kapatıp, 250'şer milyarlık ultra villalar yaptırmaları"yla, şoför dostum Burhan Bursalı'nın çıkarları aynı sepetin içinde mi duruyor?

Bu tür "çıkar", "ulusal birlik ve beraberlik" hamasetiyle daha ne kadar sütrelene bilir ki?

Globalleşme süreci, bizim mahut faşizan koşullanmalarla el sıkışamıyor.

Ankara önce biraz mırın kırın etse de, ister istemez sonunda girecektir globalleşme sürecine...

Hiç canınızı sıkmayın.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır