kapat

05.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Şairin kabri

Moskova- Güneşli bir Haziran sabahı. Karaağaçların yumuşak gölgesinde dinlenen huzurlu bir mezarlıktayız.

Mezarların başına, orada uyumakta olan kişinin büstü ya da heykeli konulmuş.

Sanki mezarlık değil de bir sanat galerisi.

Kimler yatmıyor ki burada: Gogol, Çehov, Stanislavski, Bulgakov, Kogan, Şostakoviç, Molotof, Mayakovski, Eisenstein, Scriabin, Prokofiev, Şalyapin, Kruşçev, Oistrakh...

Edebiyat ve müzik dünyasının bütün devleri burada.

Devlet adamları da var ama onlar sanatçılar kadar heyecan vermiyor.

Dünyaya unutulmaz dizeler ve ölümsüz melodiler armağan etmiş olan pırıltılı beyinler, sonsuza kadar komşuluk etmek üzere burada birleşmiş.

Ama 3 Haziran günü bir tek mezarın başında toplanmış insanlar.

Rus ve Türkler'den oluşan bir kalabalık, büyük şair Nazım Hikmet'in ölüm yıldönümünde onu anmak için bir araya gelmiş.

Kadınlar, erkekler, çocuklar, iş adamları, öğrenciler, gazeteciler, müzisyenler yan yana.

Gurbette, sıla özlemiyle ölen büyük şair, her kesimden insanı birleştirmiş.

Nazım'ın mezarının başında, kayaya oyulmuş bir rölyefi var.

Hepimiz teker teker mezarın başına geliyor ve büyük ustaya saygımızı gösteren birer karanfil bırakıyoruz.

Sonra konuşmalar yapılıyor, şiirler okunuyor.

"Tepeden tırnağa hasret ve ümitten ibaret" şair, sağlığında kendisinden esirgenen ilgiyi, ölümünden sonra görüyor.

Bu yılki anma törenlerini Rusya'da muazzam başarılara imza atan iş adamlarımız düzenlemiş.

Rusya Türk İş Adamları Birliği yeni Rusya'yı inşa etmekle kalmıyor, iki ülke arasında sağlam bir kültür köprüsünün de temellerini atıyor.

Çünkü Nazım Hikmet, iki ülkeyi birleştiren isim.

Törenden ayrılırken Birlik Başkanı Ali İhsan Akıskalıoğlu'na "Kutlarım sizi" diyorum. "İş adamları olarak cesur bir girişim bu."

Diyor ki: "Bu dünya sadece para kazanmaktan ibaret değil. Kültüre de yatırım yapmak gerekir. Bizi bütün dünyaya tanıtmış, 60 dile çevrilmiş bir şairimizi anmak boynumuza borç değil mi?"

Alkışlanacak sözler.

Yıllardır Nazım'ın mezarının Türkiye'ye nakledilmesi konuşulur.

O da vasiyet şiirinde Anadolu'da bir köy mezarlığına gömülmesini ve başına bir ağaç dikilmesini istemişti.

Ne var ki bu iş, şu sırada olanaksız gibi görünüyor.

Hem, onca büyük sanatçıyla komşuluk etmesi daha çok yakışıyor ona.

Ama başka bir şey yapılabilir.

Gelecek yıl, ölüm yıldönümünde Anadolu'dan bir ağaç getirilir ve mezarının başucuna dikilir.

Hem böylece vasiyetinin bir bölümü yerine getirilmiş olur, hem de vatan hasretiyle ölen şairimize Anadolu'sundan bir hediye göndermiş oluruz.

Birlik başkanına bu düşüncemi açtığımd, heyecanla karşıladı.

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı adına törende bulunan Kıymet Coşkun dostumuz da bu öneriyi destekledi.

Umarım gelecek yıl, koca Nazım, bir Anadolu ağacının şefkatli gölgesi altında sürdürür sonsuz uykusunu.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır