kapat

05.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YAVUZ DONAT(ydonat@sabah.com.tr )


Cansız... Heyecansız...

Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut önce "yoklama" yaptırdı... Sonra da Başbakan Ecevit'i kürsüye davet etti.

Bülent Bey "alkışlar arasında" geldi.

"Hükümet programını" okudu.

"Yüce Meclis'e saygılar sunarak" konuşmasını tamamladı.

Ve yine alkışlar arasında kürsüden ayrıldı.

"Birleşim" kapandı.

Gazeteye döndük.

Programı "bir kez daha" okuduk.

Heyecanlanmadık.

Meclis'te, Başbakan'ı dinlerken de heyecanlanmamıştık.

***

Bazı "kalıp cümleler" vardır.

Bütün hükümet programlarında yer alır.

"Enflasyonla mücadele edilecektir" gibi.

"Yurtta sulh, cihanda sulh" gibi...

"Yargı sistemi hızlandırılacak" gibi...

"Aynı kalıplar" dün Bülent Bey'in okuduğu programda da yer alıyordu.

Bu programın "farklılığı nedir" diye düşündük...

Galiba "şöyle bir farkı" var...

Devletin "gevşeyen vidalarını" sıkıştırmak... Siyasi ahlak... Dokunulmazlığın sınırlandırılması... Yolsuzlukla mücadele gibi konularda "iddialı... Güven veriyor."

Bu "az şey değil."

Ancak...

"Heyecanlandırmaya" yetmiyor.

***

Aslında program "fena değil."

"Sorunlar... Öncelikler" iyi sıralanmış.

Ama... Galiba...

Bizim "beklentimiz" çok fazlaydı.

Bunun için "gerekçemiz" de vardı.

Öyle ya...

1991'den bu yana "böyle güçlü bir hükümet... Arkasında küçümsenmeyecek sayısal ve siyasal destek olan hükümet" gelmemişti.

İşte onun içindir ki...

"Daha farklı bir program" bekledik.

Bulamayınca da...

Heyecan duymadık.

***

Dün "nasıl bir program" dinlemek isterdik?

"Gözlerimizi kapattık."

Ve "hayale" daldık...

Türkiye dışında bir ülke yok ki "dünyanın otuz ülkesinde insanı bulunsun."

Çok büyük bir olanak.

Ne Amerika bu olanağa sahip, ne Almanya, ne İnglitere, Fransa.

Bir başka konu "Avrupa'daki öğrencilerimiz."

Az okuyor çok okuyor, iyi okuyor kötü okuyor ama...

750.000 Türk "Avrupa'da okuyor."

Bu konuda "dünyanın en iddialı ülkesi geçinen" Japonya'nın, yurtdışındaki öğrenci sayısı 16.000.

Üstelik bunun için "Japonya bütçesinden" para çıkıyor.

Bizde ise devlete "sıfır yük."

Nüfusun yüzde yediye yakını yurtdışında.

Ekonomimiz "dünyanın yirmi büyük ekonomisinden" biri.

Avrupa'nın da "yedi büyük ekonomisinden."

Dün "öyle bir program" bekliyorduk ki...

"Globalleşme" desin.

"2010 yılında dünyada ilk on... Avrupa'da ilk dört arasına gireceğiz" desin.

"Bonn'da bir Türk üniversitesi" desin... (Ki bu konuda 8 Haziran Salı günü Institut Für Türkısch-Europaısche Studıen adlı kurumun Almanya'da basın toplantısı var... Avrasya Üniversitesi'nin kurulmasına dair.)

Program "büyük hedefler" sergilemekten uzak.

***

Bülent Ecevit gibi deneyimli bir siyaset ve devlet adamı... Sonra Devlet Bahçeli... Mesut Yılmaz gibi isimler "bunları" nasıl düşünmezler?

Sanırız onlar da düşündüler...

Ve dün okunan programı "ön program... Ortakların birbirlerine alışma programı" diye kaleme aldılar.

Ortaklar, bir yıl sonra bu programı revize etmeliler.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır