


2000'e kadar dayansak bari..
İçimde bir his var.. Erkek milleti imajını bozmadan 2000 yılına kadar dayanırsa belki paçayı kurtarır gibi geliyor bana.. Bunların akıllarına uyarsak çok değil, 2010 yılında etek giymeye başlarız..
(Ben mütaasıbım, kısa etek giymem..)
Önce enteller enseden saç bırakıp, kulaklarına küpe taktı..
Ardından modacılar gelip erkek milletinin şeklini bozdu.. Çiçek desenli gömlekle başlayıp, yiğitlerimize kırmızı renkte pantolon giydirmeye kadar vardırdılar işi..
Derken Avrupa'ya tipi yüzünden mal satmakta zorlanan birkaç işadamı çıkıp;
- "İlle de bıyıklar kesilmeli, yoksa Avrupa bizi adam hesabına saymaz.." diye tutturdu..
Kampanyalar açıp necip milletimizin yiğitlerini "bıyıklı-bıyıksız" diye ikiye böldüler..
Bu da yetmedi "cıgaraya hayır" kampanyası icat ettiler.. Cıgara içene zenci muamelesi yaptılar..
Şöyle çevrecilerden korkmadan cıgarasını yakıp, havalı havalı dumanını savuran yiğit tipi bir siyah beyaz Türk filmlerinde bir de "Erkek dediğin biraz tütün kokmalı.." diyen Kerime Nadir'in romanlarında kaldı..
***
Yiğidi öldürmüşsünüz zaten..
Bıyığı gitmiş, Sümerbank'ın allı güllü pazeninden pantolon giyip dolaşmaya başlamış.. Saçını at kuyruğu yapmış.. Mektepli kızlar gibi beyaz kurdela takmamış ama küpe keyfi için kulağını deldirmiş..
Artık bu saatten sonra "cıgarayı bırakıp" yaşasa ne olur, zıkkımlanıp ölse ne olur? İkincisi memleketin daha bir hayrına olur..
Uzun zamandır, bu saydığım belirtiler için "büyük bir plânın parçası" diye huylanıyordum.. Elazığ Emniyeti'nden gelen zarfı açtıktan sonra hiç şüphem kalmadı..
Yeni icat çıkardılar..
Demek ki devlet de işin içine girmiş.. Nasıl mı? Arzedeyim..
Efendim Elazığ Emniyet Müdürlüğü "Bıçağı bırak, kalemi al.." kampanyası başlatmış..
İsminden anlaşılacağı gibi memleket yiğitlerine bıçak taşımayın çağrısı yapıyor.. Onun yerine kuşaklarına tükenmez, yoksa ucu sivriltilmiş kurşun kalem sokmalarını tavsiye ediyor..
Bana da Elazığ Emniyet Müdürü Feyzullah Aslan tarafından imzalanmış ve adıma düzenlenmiş bir "katılma belgesi" yollamışlar.. Besbelli benim bıçak taşıdığımdan şüpheleniyorlar..
"Efendi gibi bıçağı bırak.. Etrafın sarıldı.." çağrısı yapıyorlar..
Katılım belgesi otuza yirmi santim ebatlarında bir karton.. Bir tarafında polis amblemi, diğer tarafında demiri kırık bir bıçakla onu kıran kalemin resmi var..
Altında da "Bıçak kalemden keskindir" yazısı.. Uyanık davranıp kalemi nasıl kullanacağımızı yazmamışlar.. İşin bu faslını, belgeyi alıp kampanyaya katılanın ferasetine bırakmışlar..
Çünkü böyle bir tarif yazarlarsa racona uymaz, yarın birgün vukuat çıktığında Elazığ Emniyet Müdürü "azmettirici" olarak suçlanır..
***
Kalemi kullanmak senin yaratıcılığına kalmış.. İster hasmının direk gözüne sokarsın, istersen biraz zorlayıp şahdamarına hamle edersin.. Hele sert tahtalı bir kurşun kalemi sivrilttin mi beladan hiç korkma..
Hasmını fikren ikna edene kadar orasına burasına, batır batır çıkar.. Eninde sonunda kan çıkar..
Tabii kampanya beratıyla birlikte gönderilen yarı resmi namede böyle denmiyor..
Elazığ'da bıçaklama olayları artmış.. Özellikle 25 yaş altındaki şahbaz yiğitler arasında.. Bıçakla icraat yapan bu gurubun büyük kısmı da lise çağındakiler.. Eskilerin "Ebru Yiğit" dediği ergenlikten taze çıkmış taife..
Vilayet telaşa düşmüş.. Bu kampanyayı başlatmışlar.. Bıçağını teslim edene bir kalem hediye edeceklermiş..
Yani daha "pişmanlık yasası" çıkmadan uygulamasına başlamışlar.. Talimini de Elazığ'ın yiğitleri üzerinde yapıyorlar..
Yiğit bıçaklı olur..
Çünkü bıçak dediğin kesici aletlerin tamamı "ateşli silahlar kapsamına" girer ve taşıması suçtur.. Delikanlı kişi Bursa işi, oluklu bıçağını getirip "Emmi bana bir kalem ver, ucu sivri olsun" dediğinde "Ula kerhaneci, bu bıçağı neden taşıyorsun?" demezsen suç olur..
Haaa! Niyet "bir kaleme tamah ederler mi?" hesabıyla yiğitlerini tuzağa düşürmekse onu bilemem.. Lakin ben evdeki ekmek bıçağımı teslim etmem..
Ayrıca bu memleketin insanı fetbazdır.. Hani derler ya! "Avcı ne kadar yol bilirse, tilki de o kadar yol bilir.." diye, aynen öyledir..
Hükümetiminiz kurnazlığına karşı ahalimizin de tedbiri vardır.. Hükümet adamı "Bakmaz sefil haline, kama takar beline.." deyip yiğit kısmını horladıkça, geri dururlar..
Bıçağın kabzasına daha sıkı sarılıp "Çizmeyi çekerim dizime, kamayı sokarım gözüne.." diye ayak diretirler..
***
Elazığ Emniyeti son bir yılda meydana gelen suçları hesaplayıp, bıçakla işlenenlerin çetelesini tutmuş.. Aklımda kaldığına göre altı üstü 25 bıçaklama vak'ası..
Derste, teneffüste birbirlerine kalem dürtüp, arkadaşlarını yaralayanlar hesaba vurulsa "bıçakla yaralama" vak'aları devede kulak kalır..
Gelin başka bir hesap yapalım.. Kalemle işlenen suçlara verilen cezalar, bıçakla işlenen suçlara verilenlerden kat be kat ağırdır.. İki satır birşey çiziktiriyorsun..
Hükümet adamları sanki Baba'nın makam otosunun kaportasını çiviyle çizmişin gibi yakana yapışıyor.. Tarifesi de 7.5 yıldan başlıyor..
Oysa aynı fikirde olmadığın birini ikna için karnına bıçak soksan en fazla altı yıl yer, topu topu iki yıl yatarsın.. Kanunlarımız ayrıca bıçağın girdiği yere göre cezayı azaltıp çoğaltıyor..
Kasığın altına sapladın mı "Evet! Bıçaklamış ama kötü niyetle değil.. Öldürme kastı olsa daha yukarı saplardı.." deyip cezayı azaltıyor..
Kalemle işlenen suçlarda böyle bir kolaylık yok.. Söz temsili bir hükümet adamının aleyhine iki laf çızıktırdın, diyelim.. Kimse çıkıp da "kalemin ucu hükümet adamının gözüne mi yoksa şeyine mi battı.." hesabı yapmıyor.. Tek tip tarife uygulanıyor..
Bu durumda bıçak haliyle daha özendirici oluyor..
YARIN:
Yiğitler katında bıçağın yeri..