Bu tarih” görüşme sırasında Clinton, Türkiye'nin Kosova politikasından dolayı Demirel'e teşekkürlerini bildirdi. Demirel de, yaptığı konuşmada "Miloseviç'in kayıtsız şartsız teslim olmasını sağlamalıyız" dedi.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, NATO'nun 50.kuruluş yıldönümü münasebetiyle geçtiğimiz Nisan ayında ABD'ne gitti. NATO ülkeleri Devlet Başkanlarının duayeni (en kıdemlisi) olarak liderlerden çok büyük ilgi gören Türkiye Cumhurbaşkanı Demirel, bu arada törenlerin yapıldığı Ronald Reagan Dünya Ticaret Merkezi binasında ABD Başkanı Bill Clinton'la buluşup, başta Kosova ve PKK terörü olmak üzere uluslararası ve bölgesel pekçok sorunu görüştü.
NATO törenlerinin yapıldığı tarih” binanın "Yeşil Oda" diye adlandırılan özel bölümünde 23 Nisan 1999 günü saat 13.15'te Demirel'le biraraya gelen Clinton, Türkiye Cumhurbaşkanı'na hitaben yaptığı konuşmada, sözlerine teşekkürle başlıyordu. ABD Başkanı'nın, Demirel'le diyaloğu şöyle sürdü:
CLINTON - Türkiye'nin, Kosova konusundaki kararlılığı ve desteği için teşekkür ediyorum. Bu arada NATO Zirvesi'nde birlik içinde kararlı bir tutum sergiledik. Böylece Miloseviç'e ve dünyaya kuvvetli bir mesaj vermiş olduk. Sizin bu konudaki öncü rolünüz ve liderliğiniz tüm müttefiklerimize örnek teşkil etmektedir. Mültecilere yardım konusunda süratle harekete geçmeniz, tüm dünyada olduğu gibi, ABD'de de büyük takdir topladı. Kosova konusunda yakın işbirliğini sürdüreceğiz.
* DEMİREL - Zirvede kararlı bir tutum sergilenmiş olmasından biz de büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Sizin bu konudaki tavrınızı da takdirle karşılıyoruz. NATO, başladığı işi mutlaka başarıyla tamamlamalıdır. Miloseviç'in etnik temizlik politikaları insanlığa karşı suç niteliğindedir. Belgrad rejimi, bölge barış ve istikrarını tehdit etmektedir. Makedonya'nın, Arnavutluk'un ve Bosna'nın istikrarı tehdit altındadır.
Kosova ile ilgili zirve konuşmamda da belirttiğim gibi, kısa bir süre önce Arnavutluk ve Makedonya'yı ziyaret ettim. Çok güç şartlar altında Miloseviç'in yarattığı mülteci kriziyle başetmeye çalışıyorlar. Her iki ülkenin ve özellikle de Arnavutluk'un ekonomik durumu hiç iyi değil. Arnavutluk, Avrupa'daki en yoksul ülke. Dolayısıyla kendi haline bırakıldığı takdirde, bu mülteci meselesinin altından kalkmaları mümkün değil. Uluslararası toplum, bu ülkelerin daha etkili bir biçimde yardımına koşmalıdır. Biz, bu arada İKÖ'yü de harekete geçirmeye çalışıyoruz.
CLINTON - Uluslararası toplumun insan” yardım konusunda daha aktif olması gerektiği görüşüne tamamen katılıyorum. Bu konudaki çabalarınıza tekrar teşekkür ederim.
DEMİREL - Miloseviç'in zorla yerlerinden yurtlarından ettiği Kosovalılar'ın kıştan önce evlerine dönmelerini sağlamalıyız. Hedefimiz bu olmalıdır. Bu hedefe ulaşılamaması ve mültecilerin kışı çadırlarda geçirmek zorunda kalmaları halinde çok can kaybı meydana gelebilir. Zira, Balkanlar'da kış son derece sert geçmektedir.
Makedonya'daki durum, etnik gruplar arasındaki dengeler nedeniyle çok hassastır. Bu ülkenin istikrarı konusuna özen gösterilmelidir. Makedonyalı yetkililer, ülkelerindeki Sırp ve Arnavut nüfus nedeniyle bazı sıkıntılar içindedirler. Gelişmelerin iç barışlarını bozmasından endişe etmektedirler. Bu ülkede ayrıca Türk azınlığı da bulunmaktadır. Aynı şekilde Kosova'da da Türk azınlığı vardır.
CLINTON - Kosova'da da Türk azınlığı var mı?
DEMİREL - Evet, Balkanlar'da birçok yerde olduğu gibi, Kosova'da da Türk azınlığı bulunmaktadır. Esasen Kosova, 524 yıl Osmanlı idaresinde yaşamıştır. Osmanlı Kosova'yı 1913 yılında terketmiştir. Ayrıca, Türkiye'de çok sayıda Arnavut asıllı vatandaşımız da bulunmaktadır.
NATO'nun başladığı işi mutlaka başarıyla sonuçlandırması gerektiğini tekrar vurgulamak istiyorum. Miloseviç'i yenilgiye uğratmak dışında bir seçeneğimiz yoktur.
CLINTON - Miloseviç'in iktidardan düşürülmesini de mi hedef almalıyız?
DEMİREL - Miloseviç'in kayıtsız şartsız teslim olmasını sağlamalıyız. NATO askerlerinin elini kolunu bağlamamalıyız. Biz, siyasi makamlar olarak belirli hedefler tespit ettik. Bu hedeflere ulaşılması için ne yapılması gerektiği konuda askerlerin tavsiyelerini daha dikkatli dinlemek zorundayız. Askerler, sonuç almak durumundadırlar. NATO başarısızlığa uğradığı takdirde, uluslararası barış ve güvenlik ciddi bir sarsıntı geçirir. Dünyanın birçok yerinde yeni Miloseviçler ortaya çıkar. Buna izin veremeyiz.
* CLINTON - Değerlendirmenize tamamen katılıyorum. Miloseviç'in NATO'ya meydan okumasına izin vermeyeceğiz.
Yarın: Apo operasyonu niçin ertelendi?
Hüsnü Mübarek'e
'En Büyük' Nişan
PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan'ın Suriye'den sınırdışı edilmesi olayında büyük çaba harcayan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e, Demirel
5 Aralık 1998 günü Çankaya Köşkü'nde 'Devlet Nişanı' taktı.
15 yIl boyunca ülkemizin baş belâsı olan PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan, Türkiye'nin kararlı tavrı ve Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in olağanüstü çabaları sonunda Suriye'den sınırdışı edildi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mübarek'in konuya dostça yaklaşımı ve gösterdiği büyük gayretten çok hoşnut oldu.
Suriye, 1984 yılından beri yataklık yaptığı PKK terörünün topraklarında faaliyetine 1998 yılının ekim ayından itibaren son veriyor, bu konuda Türkiye ile bir uzlaşma ve anlaşma toplantısı yapmak için yine Mısır'ın arabuluculuğuna başvuruyordu.
Mısır Dışişleri Bakanı Amr Musa, 12 Ekim 1998 günü Şam'dan Ankara'ya gelip, Cumhurbaşkanı Demirel'e, Apo'nun sınırdışı edildiği haberini vermiş, bu arada Suriye'nin "uzlaşalım" önerisini de iletmişti. Bu mesaj üzerine Suriyeli diplomatlar 19 Ekim günü Adana'ya davet ediliyor, 20 Ekim'de de Türkiye ile Suriye arasında Özel Güvenlik Anlaşması imzalanıyordu.
Türkiye, Cumhuriyetin 75.yılını 29 Ekim 1998 günü görkemli törenlerle kutladı. Bu törenlere katılmak amacıyla Ankara'ya gelen Rusya Dışişleri Bakanı İvanov, aynı gün Cumhurbaşkanı Demirel tarafından kabul edildi. Demirel, İvanov'un görüşmesinde şu konuşmalar geçti:
DEMİREL - Türkiye-Rusya ilişkilerine Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak şahsen önem atfetmişimdir. Bildiğiniz gibi, ülkelerin komşu olmaları tek başına bir şey ifade etmez. Dost olmaları daha önemlidir. Karşılıklı güven daha da önemlidir. Bunu muhafaza edelim istiyorum. Rusya Federasyonu'nda, bazı çevrelerde Türkiye'ye karşı sözde Kürt kartını kullanma eğilimi bulunuyor. Moskova, bunun, Türkiye'nin içişlerine karışmak anlamına geleceğini ve Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetini çok iyi bilmek durumundadır. Bu can”, Şam'dan ayrıldı. Şimdi Moskova'da olduğu anlaşılmakta. Rusya'nın bu meseleyi, Türkiye'yi incitmeden halletmesi gerekmektedir. Esasen bu mesele, Rusya'nın hiçbir menfaatine hizmet etmiyor. Kamuoyu, bu meseleyi çok yakından takip ediyor. Bu aşamadaki beklentimiz, Rusya'nın konuyu en mâkul şekilde halletmesidir.
IVANOV - Sizi gayet iyi anladım. Rusya, ciddi bir devlet geleneğine sahip. Bunun gereğini yerine getirecek. Mâlum şahıs, Rusya topraklarında hiçbir şekilde ve surette melce bulamayacaktır (sığınamayacak). Bundan, Türkiye'nin emin olmasını istiyoruz.