kapat

05.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Clinton'dan, Demirel'e Kosova için 'teşekkür'
20-27 Nisan 1999 tarihleri arasında NATO'nun 50.yıl törenlerine katılmak üzere ABD'ne giden Demirel, 23 Nisan günü Washington'da Başkan Clinton'la görüştü.

Bu tarih” görüşme sırasında Clinton, Türkiye'nin Kosova politikasından dolayı Demirel'e teşekkürlerini bildirdi. Demirel de, yaptığı konuşmada "Miloseviç'in kayıtsız şartsız teslim olmasını sağlamalıyız" dedi.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, NATO'nun 50.kuruluş yıldönümü münasebetiyle geçtiğimiz Nisan ayında ABD'ne gitti. NATO ülkeleri Devlet Başkanlarının duayeni (en kıdemlisi) olarak liderlerden çok büyük ilgi gören Türkiye Cumhurbaşkanı Demirel, bu arada törenlerin yapıldığı Ronald Reagan Dünya Ticaret Merkezi binasında ABD Başkanı Bill Clinton'la buluşup, başta Kosova ve PKK terörü olmak üzere uluslararası ve bölgesel pekçok sorunu görüştü.

NATO törenlerinin yapıldığı tarih” binanın "Yeşil Oda" diye adlandırılan özel bölümünde 23 Nisan 1999 günü saat 13.15'te Demirel'le biraraya gelen Clinton, Türkiye Cumhurbaşkanı'na hitaben yaptığı konuşmada, sözlerine teşekkürle başlıyordu. ABD Başkanı'nın, Demirel'le diyaloğu şöyle sürdü:

CLINTON - Türkiye'nin, Kosova konusundaki kararlılığı ve desteği için teşekkür ediyorum. Bu arada NATO Zirvesi'nde birlik içinde kararlı bir tutum sergiledik. Böylece Miloseviç'e ve dünyaya kuvvetli bir mesaj vermiş olduk. Sizin bu konudaki öncü rolünüz ve liderliğiniz tüm müttefiklerimize örnek teşkil etmektedir. Mültecilere yardım konusunda süratle harekete geçmeniz, tüm dünyada olduğu gibi, ABD'de de büyük takdir topladı. Kosova konusunda yakın işbirliğini sürdüreceğiz.

* DEMİREL - Zirvede kararlı bir tutum sergilenmiş olmasından biz de büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Sizin bu konudaki tavrınızı da takdirle karşılıyoruz. NATO, başladığı işi mutlaka başarıyla tamamlamalıdır. Miloseviç'in etnik temizlik politikaları insanlığa karşı suç niteliğindedir. Belgrad rejimi, bölge barış ve istikrarını tehdit etmektedir. Makedonya'nın, Arnavutluk'un ve Bosna'nın istikrarı tehdit altındadır.

Kosova ile ilgili zirve konuşmamda da belirttiğim gibi, kısa bir süre önce Arnavutluk ve Makedonya'yı ziyaret ettim. Çok güç şartlar altında Miloseviç'in yarattığı mülteci kriziyle başetmeye çalışıyorlar. Her iki ülkenin ve özellikle de Arnavutluk'un ekonomik durumu hiç iyi değil. Arnavutluk, Avrupa'daki en yoksul ülke. Dolayısıyla kendi haline bırakıldığı takdirde, bu mülteci meselesinin altından kalkmaları mümkün değil. Uluslararası toplum, bu ülkelerin daha etkili bir biçimde yardımına koşmalıdır. Biz, bu arada İKÖ'yü de harekete geçirmeye çalışıyoruz.

CLINTON - Uluslararası toplumun insan” yardım konusunda daha aktif olması gerektiği görüşüne tamamen katılıyorum. Bu konudaki çabalarınıza tekrar teşekkür ederim.

DEMİREL - Miloseviç'in zorla yerlerinden yurtlarından ettiği Kosovalılar'ın kıştan önce evlerine dönmelerini sağlamalıyız. Hedefimiz bu olmalıdır. Bu hedefe ulaşılamaması ve mültecilerin kışı çadırlarda geçirmek zorunda kalmaları halinde çok can kaybı meydana gelebilir. Zira, Balkanlar'da kış son derece sert geçmektedir.

Makedonya'daki durum, etnik gruplar arasındaki dengeler nedeniyle çok hassastır. Bu ülkenin istikrarı konusuna özen gösterilmelidir. Makedonyalı yetkililer, ülkelerindeki Sırp ve Arnavut nüfus nedeniyle bazı sıkıntılar içindedirler. Gelişmelerin iç barışlarını bozmasından endişe etmektedirler. Bu ülkede ayrıca Türk azınlığı da bulunmaktadır. Aynı şekilde Kosova'da da Türk azınlığı vardır.

CLINTON - Kosova'da da Türk azınlığı var mı?

DEMİREL - Evet, Balkanlar'da birçok yerde olduğu gibi, Kosova'da da Türk azınlığı bulunmaktadır. Esasen Kosova, 524 yıl Osmanlı idaresinde yaşamıştır. Osmanlı Kosova'yı 1913 yılında terketmiştir. Ayrıca, Türkiye'de çok sayıda Arnavut asıllı vatandaşımız da bulunmaktadır.

NATO'nun başladığı işi mutlaka başarıyla sonuçlandırması gerektiğini tekrar vurgulamak istiyorum. Miloseviç'i yenilgiye uğratmak dışında bir seçeneğimiz yoktur.

CLINTON - Miloseviç'in iktidardan düşürülmesini de mi hedef almalıyız?

DEMİREL - Miloseviç'in kayıtsız şartsız teslim olmasını sağlamalıyız. NATO askerlerinin elini kolunu bağlamamalıyız. Biz, siyasi makamlar olarak belirli hedefler tespit ettik. Bu hedeflere ulaşılması için ne yapılması gerektiği konuda askerlerin tavsiyelerini daha dikkatli dinlemek zorundayız. Askerler, sonuç almak durumundadırlar. NATO başarısızlığa uğradığı takdirde, uluslararası barış ve güvenlik ciddi bir sarsıntı geçirir. Dünyanın birçok yerinde yeni Miloseviçler ortaya çıkar. Buna izin veremeyiz.

* CLINTON - Değerlendirmenize tamamen katılıyorum. Miloseviç'in NATO'ya meydan okumasına izin vermeyeceğiz.

Yarın: Apo operasyonu niçin ertelendi?

Hüsnü Mübarek'e

'En Büyük' Nişan

PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan'ın Suriye'den sınırdışı edilmesi olayında büyük çaba harcayan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e, Demirel

5 Aralık 1998 günü Çankaya Köşkü'nde 'Devlet Nişanı' taktı.

15 yIl boyunca ülkemizin baş belâsı olan PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan, Türkiye'nin kararlı tavrı ve Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in olağanüstü çabaları sonunda Suriye'den sınırdışı edildi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mübarek'in konuya dostça yaklaşımı ve gösterdiği büyük gayretten çok hoşnut oldu.

Suriye, 1984 yılından beri yataklık yaptığı PKK terörünün topraklarında faaliyetine 1998 yılının ekim ayından itibaren son veriyor, bu konuda Türkiye ile bir uzlaşma ve anlaşma toplantısı yapmak için yine Mısır'ın arabuluculuğuna başvuruyordu.

Mısır Dışişleri Bakanı Amr Musa, 12 Ekim 1998 günü Şam'dan Ankara'ya gelip, Cumhurbaşkanı Demirel'e, Apo'nun sınırdışı edildiği haberini vermiş, bu arada Suriye'nin "uzlaşalım" önerisini de iletmişti. Bu mesaj üzerine Suriyeli diplomatlar 19 Ekim günü Adana'ya davet ediliyor, 20 Ekim'de de Türkiye ile Suriye arasında Özel Güvenlik Anlaşması imzalanıyordu.

Mübarek'e Devlet Nişanı
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, PKK terörüne gösterdiği büyük hassasiyet ve Türkiye'nin arzu ettiği sonucun oluşmasına yardımlarından dolayı, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e Türk Devleti'nin en büyük nişanını vermek için teşebbüste bulundu. Demirel'in bu konudaki teklifi, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edildi. Mısır Devlet Başkanı Mübarek, 5 Aralık 1998 tarihinde eşiyle birlikte Ankara'ya davet olundu. Dost Devlet Başkanı'na, Çankaya Köşkü'nde "Devlet Nişanı" törenle verildi.

Demirel, tarihi törende şunları söylüyordu: "Mısır ve Türkiye, kardeş ülke ve gerçek birer dosttur. Sayın Cumhurbaşkanı Mübarek, bu dostluğun yepyeni bir ruh ve anlayışla gelecek nesillere aktarılması yönünde belirleyici bir rol oynamaktadır. Aziz kardeşim Mübarek; tarihin, barışçılığınızı ve devlet adamlığı niteliklerinizi önemle kaydedeceğimden eminim. Bu düşüncelerimin bir ifadesi olarak, Zat-ı ålilerine, ülkemizin en büyük nişanını vermeyi kararlaştırmış bulunuyoruz.

Dünyanın önde gelen devlet ve siyaset adamlarından aziz kardeşim Hüsnü Mübarek'e; Türkiye-Mısır ilişkilerinin gelişmesine yaptığı değerli katkılarından ve bölgemizde kalıcı ve gerçek bir barışın yerleşmesi yönündeki emsalsiz hizmetlerinden dolayı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Devlet Nişanı'nı takdim etmekten büyük onur ve bahtiyarlık duyuyorum."

Mübarek'in sözleri
Mısır Devlet Başkanı Mübarek ise, Çankaya Köşkü'ndeki görkemli törende şu konuşmayı yapıyordu:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci derecede nişanının verilmesinden son derece memnuniyet duyduğumu ve kalb” şükranlarımı ifade etmek isterim. Bu Nişan'ın, Mısır halkına, Türk halkının kardeşi olan Mısır halkına verildiğini hissediyorum. Mısır halkı, kardeş ülke Türkiye'yi takdir etmekte ve karşılıklı sevgi duygularını taşımaktadır. Türkiye'ye kardeş, dost ve güvenilir ülke gözüyle bakmaktadır Mısır halkı.

Tarihin derinliklerine giden sağlam bağlarla bu iki halk birbirine bağlıdır. Bu vesileyle aziz kardeşim Sayın Demirel'e, konuşmasında şahsımla ilgili nâzik cümlelerinden dolayı teşekkür ederim. Mısır ve Türk halklarına sürekli ilerleme, huzur, refah ve istikrarın devamını temenni ederim. Yine bu vesileyle 'Yaşasın Mısır-Türk Dostluğu' diyerek cümlelerimi tamamlamak istiyorum."

'Apo'yu ülkenizden çıkarın'
Abdullah Öcalan, 9 Ekim 1998 tarihinde Suriye'yi terketmek zorunda kaldı. 15 yıldan beri krallar gibi yaşadığı o ülkede kalması halinde Türkiye'nin hem Suriye'ye, hem de kendisine çok ağır bir ders vereceğini biliyordu. Zaten Suriye de, bir terör örgütü uğruna, bölgenin en büyük asker” gücüne sahip Türkiye'ye karşı acz içinde olduğunun farkındaydı.

Türkiye'nin İstihbarat Örgütü MİT, Abdullah Öcalan'ı Suriye'den ayrıldığı andan itibaren adım adım izledi. Onun Moskova'ya kadar Yunanlıların himayesinde seyahet ettiğini belirledi. Çeşitli kaynaklar, Apo'nun Rusya, Ermenistan veya Lübnan'da olabileceğine dair haberler yayıyordu. Türkiye ise, hedefi belirlemişti: Apo Rusya'da. Hem de Moskova yakınlarındaki Odintsovo banliyosunda.

ABD Dışişleri Bakanlığı tüm dünyadaki büyükelçilikleri ve başkonsolosluklarını Apo konusunda uyarıyor, "Bu şahıs, sahte kimliklerle ABD temsilciliklerine gelerek vize başvurusunda bulunabilir, dikkatli olun" deniliyordu.

Rusya'ya nota
Türkiye, Apo'nun Rusya'da olduğunu kesinlikle belirlemişti. Rusya Dışişleri Bakanlığı ise, her ne hikmetse bu haberi yalanlıyordu. Ancak Türkiye, 26 Ekim 1998 günü bir adım daha ileri gidip, Rusya'ya, bu teröristin iadesi için nota verdi. Moskova Büyükelçisi Nabi Şensoy'un, Rusya Dışişleri Bakanlığına verdiği notada, Abdullah Öcalan'ın "kırmızı bülten"le arandığına dikkat çekiyordu. Rusya İç İstihbarat Servisi ile Federal Güvenlik Servisi (FSB) ise, bu konuda araştırma yapıldığını açıklıyor, ama Apo'nun ülkelerinde bulunduğunu bir türlü itiraf edemiyordu.

Türkiye, Cumhuriyetin 75.yılını 29 Ekim 1998 günü görkemli törenlerle kutladı. Bu törenlere katılmak amacıyla Ankara'ya gelen Rusya Dışişleri Bakanı İvanov, aynı gün Cumhurbaşkanı Demirel tarafından kabul edildi. Demirel, İvanov'un görüşmesinde şu konuşmalar geçti:

DEMİREL - Türkiye-Rusya ilişkilerine Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak şahsen önem atfetmişimdir. Bildiğiniz gibi, ülkelerin komşu olmaları tek başına bir şey ifade etmez. Dost olmaları daha önemlidir. Karşılıklı güven daha da önemlidir. Bunu muhafaza edelim istiyorum. Rusya Federasyonu'nda, bazı çevrelerde Türkiye'ye karşı sözde Kürt kartını kullanma eğilimi bulunuyor. Moskova, bunun, Türkiye'nin içişlerine karışmak anlamına geleceğini ve Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetini çok iyi bilmek durumundadır. Bu can”, Şam'dan ayrıldı. Şimdi Moskova'da olduğu anlaşılmakta. Rusya'nın bu meseleyi, Türkiye'yi incitmeden halletmesi gerekmektedir. Esasen bu mesele, Rusya'nın hiçbir menfaatine hizmet etmiyor. Kamuoyu, bu meseleyi çok yakından takip ediyor. Bu aşamadaki beklentimiz, Rusya'nın konuyu en mâkul şekilde halletmesidir.

IVANOV - Sizi gayet iyi anladım. Rusya, ciddi bir devlet geleneğine sahip. Bunun gereğini yerine getirecek. Mâlum şahıs, Rusya topraklarında hiçbir şekilde ve surette melce bulamayacaktır (sığınamayacak). Bundan, Türkiye'nin emin olmasını istiyoruz.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır