kapat

04.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET TAN(tana@sabah.com.tr )


Bir kısım mevzuat!

Kurulu düzenin sürmesi, kurulu ve düzenli kalması bazı koşullara bağlıdır.

Bunlardan birisi de herhalde kuruların yanında yaşların da yanmasına aldırmamaktır.

Cumhuriyet yazarı Oral Çalışlar bir röportajından dolayı 13 ay on gün hapse mahkum oldu.

Yargıtay onaylarsa hapse girecek.

Buna karşı suskunluk, kurulu düzene destek çıkmaktır.

Pekiyi, kurulu düzen acaba, yazarak çizerek, rüportaj yaparak yıkılabilir mi?

Ya da yazı adamları hapse atılarak kurulu düzen korunabilir mi?

Çalışlar dün ortaya çıkmış bir düşünce ve kalem erbabı değildir. Otuz yıldan beri görüşleriyle, yazdıklarıyla, hareketleriyle, düşünceleriyle ortadadır. Hapse düşünce, kaleminden ve düşüncesinden vazgeçebilecek birisi de değildir.

Hem kurulu düzenin böyle korunması düzenin daha kurumasına yol açmaz mı?...

Çalışlar, hapse düşünce elbette olan, ellisine gelmiş bir bir yazı adamının demirparmaklık arkasında çürüteceği bir yıllık ömre olacaktır.

Elbete bir yasa yürürlükteyse mahkemenin yapacağı fazla bir şey yoktur. Kurulu düzene karşı çıkmak, elbette yasa oradayken uygulanmasın demek değildir.

Yasanın değiştirilmesine yönelmektir.

***

Kurulu düzen, devletlerin ortaya çıktığı günden beri var.

Perikles Atina'nın başkomutanı ve devletin başıydı. Peleponez Savaşı'nda ölen yurttaşları için verdiği söylev kendisi kadar ünlüdür. Çünkü Perikles o savaşta ölenler için ağıt yakmak yerine uğruna can verdikleri devletin demokrasisini anlatmıştı.

Perikles'e göre devlet, demokrasinin varlığıyla ve uğrunda can verecek değere ulaşınca değer kazanırdı.

Perikles'in M.Ö 500. yılda verdiği bu ağıt söylev üzerine Bülent Ecevit'in bir şiiri var. (Bu köşeyi esnetmek kolay olmuyor. Şiir özetlemek de göz oymak kadar hunharlık. En iyisi şiirin ilk dizelerini yansıtmak:

"Havaya benzerdi biraz/ varlığı duyulmazdı özgürlüğün/ yokluğu dayanılmaz"

***

Şiir yerine Ecevit'in ağıt söylev üzerine yaptığı açıklamalarını özetlemek daha kolay:

"Perikles tam 2500 yıl önce herkesi sürekli açık tartışmaya ve eleştiriye çağırıyordu. Tartışma ve eleştiri özgürlüğü olmadan ve kullanılmadan devletin sağlıklı biçimde yönetilemiyeceğini vurgulayan Perikles şunları da ekliyordu:

'Tartışmayı yönetimde uygulamaya ve etkinliğe engel saymak şöyle dursun görevlerimizi yapmaya girişirken eğer yurttaşlar bize neler yapmamız gerektiğini söylememişlerse bunu da eksiklik sayarız.

Biz iki niteliği çok çarpıcı biçimde bağdaştırırız

- Bir yandan eylemde kararlılık ve cesaret,

- Bir yandan da eyleme geçmeden önce enine boyuna tartışma

onun içindir ki bizim cesaretimiz cehaletten kaynaklanmaz ve bizde tartışma bir kararsızlık etkeni olmaz'" (Elele Büyüttük Sevgiyi, B.Ecevit Tekin Yay. İst.1999)

Perikles'in söylevi zaman ve zemine pek uygun düşüyor.

Zaman, Anayasa'da ve DGM Yasası'nda değişiklik ve hükümet programının açıklanma zamanı, yani eylemde kararlılık ve cesaret zamanıdır...

Zemin mi?...

Zemin, kalem kullanan ile silah kullananı neredeyse eşit sayan bir kısım mevzuattır ve bunu değiştirmektir.

Ve elbette ki Türkiye, bunu Çalışlar için değil, Perikles'e ayıp olmasın diye yapmalıdır ve yapacaktır!

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır