Avrupa Parlamentosu seçimleri için geri sayım başladı. 15 AB üyesi ülkenin seçmenleri 626 milletvekili seçecek.. Ama hemen her ülkede seçimlerin ve kampanyaların oturduğu temeller değişik. Şimdi bu ülkelere bir bakalım:
Avusturya: İktidardaki koalisyon, yeni iş alanları açılması ve AB'nin doğuya doğru genişlemesini savunuyor. Kosova konusunda ortada.. Aşırı sağ parti ise, AB'nin genişlemesine karşı. Brüksel'deki yolsuzlukları seçim kampanyası yapmış durumda.
Belçika: Flaman-Valon kavgası yine zirvede.. Merkez partilerinin oluşturduğu koalisyon, seks skandalı ve yolsuzluklarla yara almış durumda. Yeni kurulan Flaman partileri, kendi bölgeleri için daha çok özerklik istiyor. Aşırı sağdaki Vlaams Blok ise, bağımsız Flaman devleti istiyor.
İngiltere: Blair, partisini AB içindeki reformlar yapma sloganı ile seçime sokuyor. Ülkesinin AB ile daha entegre olmasını istiyor. Avrupa'ya karşı olan Muhafazakar Parti ise Euro yüzünden Blair'i eleştiriyor. Ancak kendi içlerinde bu konuda bölünmüş durumdalar.. Ancak bütün gruplar, vergi sistemlerini AB'ye yakınlaştırmamak konusunda ortak bir platformda buluştular.
Danimarka: Başbakan Rasmussen, seçmenlerden, AB ile daha sıkı işbirliğine gidilmesi için destek istiyor.. Resmi görevlilerin maaşlarının azaltılması ve harcamaların daha sıkı denetlenmesini savunuyor.. Ancak toplum euroseptik bir toplum görüntüsünde.
Finlandiya: AB dönem başkanlığını Almanya'dan alacak olan Finlandiya'da Sosyal Demokrat Parti, AB içinde daha fazla şeffaflık ve iş alanı açılmasını seçim propagandası olarak kullanıyor. Muhafazakarlar ve koalisyon ortakları ise, AB'nin kuzey boyutu üzerinde durup, Rusya'yı topluluğa daha fazla yaklaştırmak amacındalar.. Yeşiller, çalışma saatlerinin ve vergilerin azaltılmasını savunan bir platformda.
Fransa: Bu ülkedeki AB seçimleri, genel görüşe göre, iktidarın gücünün devam edip etmediğini gösterecek. Sosyalist Parti, ortak Avrupa Savunması ile ekonomide büyümeyi ve işsizliği düşürmeyi ön planda tutuyor. Fransa'da işsizlik, yüzde 10 olan AB ortalamasının üzerinde. Ekonominin iyi gitmesi yüzünden, sosyalist kamuoyu yoklamalarında önde gözüküyor. Merkez sağ partiler ise üçe bölünmüş durumdalar..
Almanya: Hem iktidar, hem muhalefet Avrupa yanlısı. Sloganları bile birbirine benziyor. İktidar işsizliğin azaltılması yanında, Almanya'nın AB bütçesine ekonomik katkısının azaltılmasını istiyor. Muhalefetteki Hıristiyan Demokratlar ise buna ek olarak AB içinde vergi sistem ve oranlarının birbirlerine yaklaştırılmasına sıcak bakmıyor.
Yunanistan: PASOK, seçim kampanyasını 2001 yılında Euro'ya girmeyi hedefleme üzerine inşa etmiş durumda. Halkın nabzını tuturak, Kosova'da NATO'yu eleştiriyor. Muhalefetteki Yeni Demokrasi Partisi ise, iktidarı iki yüzlü olmakla ve NATO'yu hem eleştirip, hem de içinde bulunmakla suçluyor. Yeni Demokrasi kamuoyu yoklamalarında çok az önde..
İrlanda: Onların tek derdi AB'nin vergi politikalarının uygulamaya sokulmasının, bu ülkede yoğun olan Amerikan sermayesini kaçırması..
İtalya: Katılım az olacak gibi. Komünistler dahil hemen herkes AB yanlısı. Zaten eski Başbakanları Prodi, AB Komisyon Başkanı oluyor.
Lüksemburg: Tam skandalların ortasında. Sağlık bakanı istifa etti. En önemli sorun mülteciler. Herkes bu sorunu ve vergilerin yükseltilmesine geçilip geçilmeyeceğini konuşuyor.
Hollanda: Hükümet yok. Partilerin hepsi Avrupa ile ilişkilerin güçlendirilmesi yanlısı.
Portekiz: Herkes Avrupa ile ilişkilerin geliştirilmesi yanlısı..
İspanya: Aznar'ın partisi önde. Enflasyon ve faizlerin düşmesi yaradı.
İsveç: Yeşiller ve Komünistler Avrupa'ya pek sıcak bakmıyor. Son AP seçimlerine katılım, sadece yüzde 41.6 olmuştu. Yine az olabilir.