Atatürk milliyetçisiyim
Soruldukça açıldı, açıldıkça dağıldı. Apo işi, "Atatürk milliyetçiliğine inanıyorum. Atatürk milliyetçiliği Hititler'e uzanıyor"a kadar götürdü...
Abdullah Öcalan dünkü duruşma da daha önce olduğu sık sık barış kardeşlik mesajları vermeye devam etti. Bir ara öylesine ileri gitti ki, kendisinin bir "Atatürk milliyetçisi" olduğu bile söyledi.
Duruşmanın dünkü bölümünde Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay'dan izin alarak soru soran müdahil avukatlar, Abdullah Öcalan'ın verdiği bir birinden enteresan yanıtlar arasında kuşkusuz en ilginç olanı Atatürk'lü bölümlerdi.
Soru: Alp Urungu diye birini tanıyor musunuz?
Öcalan: Türk tarihini az çok tanımaya çalışıyorum. Nasıl Müslümanlaştıklarını biliyorum. Bunlar, Orta Asya'daki Türk uyruklarıdır.
Soru:Paris Kürt Enstitüsü'nden Dr. Mehmet Şükrü Sekman'ın görüşlerine katılıyor musunuz?
Öcalan: 1920'lerde Kürt Teali diye bir cemiyet vardı. İhtilaf devletleriyle ilişki içindeydi. Bütün Kürt kuruluşlarının ayrışmayı yaşadığını biliyorum. Atatürk milliyetçiliğine, kültür milliyetçiliğine inanıyorum. Atatürk milliyetçiliği Hititler'e kadar gider. Ben demokratik cumhuriyet çatısı altında toplanmak gerektiğine inanıyorum.
Soru: Ziya Gökalp'in görüşlerine katılıyor musunuz?
Öcalan: 1922'de "Kürtler ve Türkler" üzerine yazdığı yazıya aynen katılıyorum.
Soru: Moskova'daki eğitim kampları hakkında bilgi verir misiniz?
Öcalan: Rusya'da bulunan Kürtler'in aldığı bir köy vardır. Orada kültür ve teorik ağırlık çalışma yapılıyor.
Soru: Bayan Mitterand, PKK'ya aşırı sempati besliyor. Örgüt ile ilişkileri nedir?
Öcalan:İlişkileri doğrudur... Kenda Nezan (Paris'teki Kürt Enstitüsü Başkanı) iledir. Son zamanlarda bize de sempati duyuyor. Ancak ben, bunun pratik bir yararını görmedim.
Benim Annem Türkmen'di
Soru: Refah Partisi Mazlum-Der aracılığıyla PKK'yla ilişki kurdu mu?
Öcalan: Bizimle girişimde bulunmak istedi. Ancak, kimse bana ulaşamadı. Bazı alt düzeyde ilişkiler olabilir.
Soru: Barışa katkıda bulunmak istiyorsan, mesajını kalıcı kılmak istiyorsan, sözde sürgünde Kürt Parlamentosu'na bir mesajın olacak mı?
Öcalan: Bu konu çok önemlidir. Sorduğunuz için teşekkür ediyorum. Bu parlamento, ulusal kongre adı altında bütün Kürtler'i bağrında toplamak isteyen bir kuruluşa dönüşmüş. Beni de onursal başkanları seçmişler. Türkiye ile demokratik cumhuriyet ile kalıcı bir barış ve kardeşlik ortamı istiyoruz. Türkiye ile düşmanlık temelinde bir yaklaşım göstermesinler. Dostlukla yaklaşsınlar. Kürtler'in geleceğinin Türkiye'de olduğunu bilsinler. Benim annem de Türkmen'di, Türk'tü.
Batılılar bana insanca davranmadı
Soru: Sanık, sorgusunda kendisine işkence yapılmadığını, herhangi kötü bir söz söylenmediğini ifade etti. Bazı Alman parlamenterler bunun tersini söylüyorlar. Bu doğru mu?
Öcalan: Bu yaygın bir yaklaşımdır. Ben Avrupa'ya gittim. İtalya'da, Moskova'da bana insanca yaklaşılmadı. Ben tercihimi Türkiye lehinde kullandım. Ben ölsem de kalsam da Türkiye'de olacağım. Ben desteği Türkiye'de gördüm. Ne bana, ne de avukatlarıma baskı yapılmadı. Türkiye'de insanlar bana saygıyla yaklaştı. Özellikle de sorgulanmam sırasında, bu devlet yaklaşımıdır. Ben de saygılı olacağım.
Soru: Alman Şark Enstitüsü Başkanı Udo Steinbach ile görüştünüz mü?
Öcalan: Almanya sanıyorum, PKK konusunda ayrı, benim hakkımda ayrı düşünüyor. Benimle ilgili düşünceleri dışlama temelindedir. Bu kişiyle 3 yıl önce görüştüm. Genelde görüşmede Ortadoğu konusu gündeme geldi.
Soru: Turgut Özal, sizinle görüşmesi için kurye gönderdi mi?
Öcalan: 1993'teki ateşkes sürecinde Özal'la telefonla görüşmedim. Talabani aracığıyla görüşüyorduk. Gazeteciler, Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand'la görüştük. Yalnız, Cengiz Çandar Cumhurbaşkanı'ndan mesaj getirmedi. Özal'ın kararlı ve umutlu olduğunu söyledi.
Soru: Şahsınıza ait ne kadar para var?
Öcalan: Hiç yok. Buna gerek de duymuyorum. İstediğim her birimden para sağlarım.
İmralı'nın yıldızı
Abdullah Öcalan'ın yargılandığı davanın dünkü duruşması yine ilginç diyaloglara sahne oldu. İmralı Adası'nda yapılan yargılamanın ilk gününden bu yana hoşgörüsü ve tarafsız yönetimi ile dikkat çeken Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, dünkü duruşmada adeta yıldızlaştı.
Abdullah Öcalan'ın avukatlarının ve yakınlarının mazeret bildirerek katılmadığı dünkü duruşmada yaptığı konuşma ile herkesin takdirlerini kazanan Başkan Okyay, Türk ve Kürt kardeşliği konusunda da önemli mesajlar verdi. Davanın müdahil avukatlarından Fuat Turgut'un, Abdullah Öcalan'ın babasının Ermeni olup olmadığının sorulmasını istemesi üzerine Turgut'a müdahale eden Başkan Okyay, "insanlık" kavramının her şeyin üzerinde olduğunu söyledi.
Mühim olan "insanlık"
Avukat Turgut'un sorusuna sinirlenen ve Turgut'a cevap vermek için ayağa kalkan Abdullah Öcalan'ı da sakinleştiren Başkan Okyay, "Kimsenin kökeniyle uğraşmayın. Önemli olan insanlıktır. Buna katkıda bulunun. İnsanlık için, mutluluk için çalışın. Sanığın bu soruyu cevaplamasına izin vermiyorum" diyerek yükselen tansiyonu yatıştırdı. Başkan Okyay dün salonda bulunan yabancı gazeteci ve diplomatlara da Türkiye'de yargının bağımsız olduğu mesajını verdi. Sanık avukatlarının mazeret bildirerek duruşmaya katılmadıklarını belirten Başkan Okyay, avukatların mazeretinin mahkemece kabul edildiğini söyledi ve şu açıklamayı yaptı:
"Avrupa, Türkiye'de DGM'lerde bulunan asker üyelerin adil yargılama kriterlerine aykırı olduğunu dile getiriyor. Duruşmanın ilk gününden bu yana hukukun bütün kurallarını işlettiğimizi hepiniz gördünüz. Zaten üç kişilik heyetimizin iki üyesi sivil yargıçlardan oluşuyor. Yani karar için yeter oy çoğunluğu, sivil yargıçların elinde. Ayrıca DGM'lerin kararları tamamı sivil yargıçlardan oluşan Yargıtay'ca inceleniyor. Bu açıklamayı yabancılar duysun diye yaptım."
Bizde ayrım yoktur
Başkan Okyay'ın, Öcalan'la girdiği diyalog da ilginçti. Duruşmanın başlangıcında Öcalan'dan mahkemede yapacağı açıklamaların samimi ve net cevaplardan oluşmasını istedi. Okyay, Öcalan'a, "Hiç kimseden korkmadan, çekinmeden açıklama yaparsan, sorularımıza net cevap verirsen daha inandırıcı olursun. Seni senden daha iyi kimse savunamaz. Bunu unutma" uyarısında bulundu.
Türklerle Kürt kökenli vatandşalırımızın yüzyıllar süren bir süreç içerisinde kaynaştığına da dikkat çeken Okyay, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin eşit haklara sahip olduğunu belirtti ve "Birbirimizden kız alıp vermişiz. Bir yarımız Kürt, öbür yarımız Türk olmuş. Bizi kimse ayıramaz" dedi. Duruşmaların başından bu yana Öcalan'ın konuşma taleplerinin hepsine olumlu cevap veren Okyay, Öcalan'a savunmasını şimdiden hazırlaması telkininde de bulundu. Okyay dün ayrıca, hiçbir otelin kendilerini kabul etmemesi nedeniyle İstanbul'a dönmek zorunda kalan ve duruşmaya katılamayan sanık avukatları ve sanık yakınlarının sorununu çözdü. Okyay, temaslar sonunda sanık avukatları ve yakınlarına Sümer Holding'in Gemlik Misaferhanesi'nde yer ayırtmayı başardı. Okyay, sanıkların misafirhaneden Gemlik limanına geliş gidişlerinin sağlanması için de Gemlik Kaymakamlığı ile görüşerek iki minibüs tahsis edilmesini başardı. Dünkü duruşmada yine ilginç açıklamalarda bulunan Öcalan yaptığı konuşmalarla "PKK halen kontrolümde" mesajı vermek istedi. Öcalan, dün sık sık PKK Başkanlık Divanı'nın kendi kontrolü altında olduğunu, barış çağrısı yapılması halinde dağdaki PKK militanlarının fire vermeden dağlardan ineceklerini, Sözde Sürgünde Kürt Parlamentosu'nun onursal başkanı olduğunu ve barış için olumlu adım atılması halinde PKK'lıların tümünün vatandaş düzeyinde devlete destek olacaklarını ileri sürerek, terör örgütüne hakim olduğu görüntüsü vermeye çalıştı.
Öcalan'ın çabası
Başkan Turgut Okyay'ın "Buradan PKK'ya açık çağrıda bulunuyor musun? Böyle bir çağrın varsa, yap da dünya duysun" demesi üzerine Öcalan, şu açıklamayı yaptı: "Türkiye'ye düşmanlık temelinde yaklaşım gösterilmesin. Kürtlerin geleceği Türkiye'dedir. PKK'ya bütün dünyanın huzurunda barış kongresi önerisinde bulunuyorum. Devlet karşıtlığına son verip devlete destek olma zamanı gelmiştir."
"Devletimiz barış çağrısı yapsın..."
İmralı Adası'ndaki davanın dördüncü gün duruşmaları dün saat 09.50'de başladı. Öcalan önemli bir çağrıda bulunmak istediğini bildirerek, "PKK'ya barış Kongresi önermek istiyorum. Devletimiz barış çağrısı yapsın" dedi. Duruşmanın başında Mahkeme Başkanı Mehmet Turgut Okyay, yüzlerce müdahillik dilekçesi geldiğini belirtti ve müdahil avukatlara dönerek "İstirham ediyorum. Böyle giderse davayı makul sürede bitirmemiz mümkün olamayacak" diye konuştu. Ardından da sorular ve yanıtlar gelmeye başladı.
Okyay: Mahkemeye net ve samimi bilgi verin, böylece mahkemeye yardımcı olursunuz. Şunu soruyorum: İddianamedeki suçlardan daha fazlasının işlendiğini söylediniz ve çözümün üniter devlet ile mümkün olduğunu kaydettiniz. Bu konuda parti konferasında alınan bir karar var mı?
Öcalan: Bu konuyu herkesin iyi dinlemesini istiyorum. (Dağdaki insanları indiririm) dedim. Bu imkanı sağlarsanız yaparım. Burada yaşananlardan daha çok acı çektim. PKK'nın kontrol altına alınması için çaba harcadım. Sorunun üniter devlet yapısı içinde, demokrasinin gelişmesi altında çözüleceğini anlattım. Örgütün konseyi görüşümü destekliyor. Hükümet barışa çağrı yaparsa, yanıt bulacaktır. Eylemlerin, çözümü zora sokacağı sonucuna ancak 20 yılda ulaşabildik. PKK'ya barış kongresi önermek istiyorum. Bunun barışı getireceğini umuyorum. Zaten bu konuda bir barış kararımız vardır. Yeter ki olumlu yanıt bulsun. Devletimiz barış konusunda çağrıda bulunsun.
Atina beni çarmıha gerdi
Okyay: Yunanistan, silah alınması konusunda 40 bin dolar yardım etmiş. Bu doğru mu?
Öcalan: Yunanistan yardım yapıyor. 1996'da Simitis beni kastederek, (bu adam harcanacaktır, kimse ona sahip çıkmasın) dedi. PKK'nın Avrupa temsilcisini kabul etmesine rağmen, barış sürecine girdiğim için beni kabul etmedi. Atina beni çarmıha gerip, nefesimi Türkiye'de vermemi istedi. Ben uyardım... (Yanlış yapıyorsunuz. Ben öldürülürsem Türkiye'deki Türk-Kürt kavgası körüklenecek ve bunun sorumluluğu size ait olacak) dedim. Bu bir oyundur.
"PKK devletin önemli destek gücü olacak"
Abdullah Öcalan, Mahkeme Başkanı'nın "Uluslararası ilişkilerde sizleri yanıltan kimlerdir?" sorusuna soruyla alakası olmayan ama son derece ilginç bir yanıt veriyor. Ve diyor ki, "PKK sadece karşıt olmaktan çıkmakla kalmayacak, devletin en önemli destek gücü olacaktır. Yeter ki herkes birlik olsun. Hatamız günahımız ne olursa olsun, fırsat verilsin. Birlik olalım. PKK dağdan inecektir ve vatandaş olarak destek olacaktır. Kimse bunu yanlış anlamasın." Elbette kimse yanlış anlamayacak...
|