kapat

04.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
micro
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Demirel ailesinin en büyüğü
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in ablası Afife Ünlü İslamköy'de mütevazii bir yaşam sürüyor. 17 yıl önce 3 çocuğu ile dul kalan 77 yaşındaki Afife Ünlü, tek başına yaşıyor.

fife Ünlü, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in ablası. Demirel ailesinin en büyüğü. Ailenin tek kızı. İslamköy'den hiç ayrılmamış.

Kerpiç iki katlı evinin ikinci katındaki bir odada pencerenin köşesinden sokağı izlerken bulduğumuz Afife Ünlü, Ankara'dan geldiğimizi duyunca hemen sordu:

"Nasıl oralar, düzeldi mi? Hükümet kuruldu mu? Ortalık düzelecek mi? Niye bu işler bu kadar uzar, anlamıyorum."

Afife Ünlü hep İslamköy'de yaşamış. Ailenin büyük kızı olarak kardeşleriyle yakından ilgilenen bir abla olmuş. Üç erkek kardeş, üçü de okumak için tek tek köyden ayrılırken, o İslamköy'de kalmayı sürdürmüş. 16 yaşında evlenmiş, 3 çocuk sahibi olmuş, 17 yıl önce dul kalmış. Sonra çocuklar yuvadan uçunca, yalnız yaşamaya başlamış.

Cumhurbaşkanı Demirel'in kendisine hâlâ "aba" dediğini söyleyen Afife Ünlü, kardeşini şöyle anlatıyor:

- Süleyman uslu, sessiz bir çocuktu. İlkokulu buralarda okuduktan sonra gitti. İlkokuldan sonra Isparta'ya, sonra da Muğla'ya okula gönderdiler. Ailenin büyükleri, O'nun elinden tutup iyi okullara gönderdi.

- Hep çobanlık yaptığı söylenir. Doğrudur. Ama küçükken, bir tek tatillerde çobanlık yapıyordu. Çobanlık yaptığı tepeler, dağlar buralarıdır. Tatillerde hayvanlarla ilgilenirdi. Aslında hep çalışırdı.

- Süleyman her işte çalışkandır. Hiç duraksız çalışırdı.

- O gezip okurken, ben köyde toprak işleyip, yemek için kaldım, o ülke için çalıştı. O zamanlar 10 dönüm gül arazimiz vardı. Gülleri toplar gül yağı yapardık. Çok severdim gülleri. Pembesi, kırmızısı, sarısı. Sonra gülleri toplamak para getirmez oldu. Fabrika kuruldu. Arazi küçüle küçüle 1 dönüm kaldı. Fabrika açılınca bize de iş kalmadı.

"Boyum uzayınca okuldan aldılar"
- Ben de okula gitmiştim. Ama boyum uzayınca okuldan aldılar. Ninem okula gitmemi istemedi. Okuma-yazma öğrenmiştim, ama sonra unuttum. Zaten 16 yaşında da evlendim. Verdiler beni, çoluk çocuk olunca da okumayı filan iyice unuttum.

- Süleyman beni arar. Halimi hatırımı sorar. Şevket (Demirel) hep gelir. O zaten buralarda. Ben telefonda duymuyorum. Kulaklarım iyi duymuyor. Kulaklık var ama takmaya da üşeniyorum. Telefonda ne sorarlarsa "he he" deyip geçiştiriyorum.

"Süleyman'ın evi çok büyük"
- Ankara'ya gittim. Siz bilirsiniz. Eski evi güzeldi. Oraya giderdim. Bir kez de büyük eve, Cumhurbaşkanlığı'nın evine gittim. O ev çok büyük. Ben gittim, gördüm. Gittiğimde pekmez zamanıydı. Biz buralarda halen pekmez yaparız. Üzümleri çiğner, suyunu çıkartırız. Çok güzel olur. Buraların pekmezinin tadı başkadır.

- Süleyman'a yaptığımız pekmezden göndeririz. Şevket O'na ekmek, bal, pekmez, tereyağı, elma, şeftali, kiraz, sebze gönderir. Buraların ürünlerinin tadı başkadır. Süleyman'ın kahvaltı masasında İslamköy'ün ürünleri vardır.

"Nazmiye O'na iyi bakıyor"
- Süleyman'ı televizyonda hep izliyorum. Hop bir yerde, hop başka yerde. Geziyor, görüşüyor, konuşuyor. Dinliyorum. Herkesler O'nun ayağına gidiyor. Elini öpmek için sıraya giriyor. Çok işi var. Çok çalışıyor. Allah O'na, hepimize sağlık versin.

- Nazmiye O'na iyi bakıyor. Nazmiye'yi çok severiz. Ninesi ninemin kardeşidir.

- Bazen kardeşlerimi görüp okumak istediğim oldu, ama ben bu toprakları da çok sevdim. Şimdi "gel buralara" deseler de gitmem.

- Kocam 63 yaşındayken gencecik gitti. Bana kardeşlerim bakıyor. Komşular ilgileniyor. Artık yemek yapamıyorum. Komşular yapıp getiriyor. Buralarda komşuluk ilişkileri güzeldir, yakındır. Toplanıp kadınlarla sohbet ederiz. Beni yalnız koymazlar. Ben apıl apıl yürüyüp her yere giderim, gezerim. Buraları çok severim.

"Buralardan oraya iş gider mi?"
- Şimdi bazıları bana gelip, "Şunu işe koyverin" diyorlar. Buralardan hiç oraların işi çözülür mü? Buralardan oraya iş mi gider?

- Bende fotoğrafları yok. Bir zaman gelip topladılar, arşiv yapacaklarmış.

Su istiyor
Ve "barajlar kralı"nın ablasının devletten bir isteği var, "Su" istiyor. Yöredeki tarım, Eğridir Gölü'nden pompalanan suyla yapılıyormuş. Ama kuraklık yüzünden bu yıl oldukça sıkıntılı geçiyormuş. "Buralardakilerin dertleri Ankara'dakilerden farklı. Herkes yağmur bekliyor. Kirazlar dallarında kurudu, eridi.

Ürünlerin yağmura ihtiyacı var, ama 40 gündür bir damla yağmur düşmedi. Camide her gün yağmur duası var. Pazar günleri de tarlalara çıkıp yağmur duası yapılıyor" diyor ve sulama imkanlarının genişletilmesini diliyor.

Oralar düzeldi mi?
Afife Ünlü, sohbetimizin sonunda, biz ayrılmaya hazırlanırken yine soruyor: "Oralar düzeldi mi?".

Sonra da ekliyor: "Ortalık karışmasın. Herkesin kafası karışıyor. Memleketlinin derdi çok. Büyükler sorun çıkarmasınlar, oturup çalışsınlar."

ELİF ERGU


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır