kapat

01.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Suçların en büyüğü

Hemen baştan belirteyim ki, dün İmralı'da başlayan duruşmanın "Cumhuriyet tarihinin en önemli duruşması" ya da "Asrın Davası" gibi takdim edilmesini anlamakta zorluk çekiyorum.

Bu davanın, PKK olayını baştan beri "siyasi bir hareket" olarak değerlendiren Avrupa sol kamuoyu tarafından bu şekilde ele alınması anlaşılabilir bir şeydir. Bu dava, onların gözünde "tarihi", "büyük" ve "önemli"dir, çünkü siyasidir... PKK'nın da, bütün dünya kamuoyuna, başlayan duruşmayı siyasi bir dava olarak takdim etmesi, kendi çıkarına uygundur. Uygunluk ne kelime, tek şansıdır!

Ama ya biz? Biz meseleye böyle mi bakmalıydık?

Yoksa bu davayı, bir insan kasabının yargılandığı; hukuken komplike bir nitelik taşımayan; oldukça açık, basit ve sıradan bir dava olarak mı ele almalıydık?

* * *

Bir davanın nasıl ele alındığını belirleyen temel metin iddianamedir hiç kuşkusuz. İç ve dış kamuoyu bu iddianame üzerinde oluşur. Yargılama bu iddianamenin oluşturduğu hukuki zemin üzerinde gelişir.

Peki Öcalan İddianamesi ne yapıyor? Davayı nasıl ele alıyor?

Ne yazık ki İddianame, bu davayı yanlış bir zemine kaydırıyor, siyasileştiriyor, "büyütüyor" ve üstüne üstlük, Avrupa açısından "tartışmalı" bir hale getiriyor.

Öcalan olayının başından bu yana, olayın siyasi zemine kaydırılmasına ve Öcalan'ın Kürt sorununun siyasi temsilcisi gibi lanse edilmesine karşı çıkan devlet, şimdi bizzat kendisi, Öcalan'ı "devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemde bulunmaktan", yani bölücülükten yargılamakla, davayı siyasi bir zemine kaydırmış ve siyasi bir yargılama haline getirmiş oluyor.

Öcalan, kurduğu silahlı örgüt aracılığıyla 15 yıl boyunca sayısız terör eylemini sevk ve idare etmekten, bu eylemlerde onbinlerce insanın öldürülmesi için bizzat emir vermekten ve kendisine bağlı kişileri adam öldürmeye azmettirmekten yargılanabilirdi.

Böyle bir iddianameyle yargılansaydı da, sonuç değişmezdi, yine idamı istenirdi ve iddianamede, bu istemi hukuksal zemine oturtmak için gerekenden çok fazla maddi kanıt olurdu.

Yani, mahkemenin kararı açısından durumda bir değişiklik olmazdı.

Ama davanın özü çok farklı olurdu.

Eğer böyle yapılsaydı, Öcalan, "devlete karşı bir suçtan" dolayı değil, bireylere karşı suç işlemekten yargılanmış olurdu. Bir başka deyişle işlenen suç; politik bir suç değil, ceazevi jargonuyla söyleyecek olursak, "adi suç" olurdu.

Ama bu yapılamadı.

Devlete karşı işlenen suç, yine her zamanki gibi, bireylere karşı işlenen suçun önüne geçti. Ve bir kez daha "devlet-mağdur-suçlu" üçgeninde mağdurla suçlu arasındaki ilişki koparıldı ve gerçek mağdur davanın yan figürü haline getirildi.

* * *

Öcalan Davası'nın 125'inci maddeden açılması tesadüf değildir. Bunun altında derin ideolojik sebepler vardır. Aslında bu, Osmanlı'dan beri bu ülkeyi yönetenlerin iliklerine kadar işlemiş bir adalet anlayışının ürünüdür; "Devletin tehdit edildiği yerde, birey mağduriyetinin lafı mı olur!" İşte anlayış budur.

Bu topraklarda adalet hep bireyler arası ilişkilere ilişkin bir kavram olarak değil, devlete ilişkin bir kavram olarak yaşayagelmiştir. Devletin halk için değil, kendi bekası için adalete ihtiyacı vardır. Adalete insan mutluluğu için gerekli bir araç olarak değil, devletin güçlü olması için gerekli bir araç olarak bakılmıştır. Bu yüzden de suç ve ceza denince ilk akla gelen hep devlete karşı işlenen suçlar ve cezalar olmuştur. Onlar için özel mahkemeler kurulmuş, özel yasalar çıkarılmıştır.

Suçların en büyüğü devlete karşı işlenen suçlardır.

İşte bu ideolojik şartlanma, bu iddianameye de yansımış; sonuçta "devleti bölmeye teşebbüs" suçu, binlerce insanı öldürme suçunun önüne geçebilmiştir.

Üstelik de bu, hiç istenmediği halde, bu davayı siyasileştirmeyi göze alarak yapılmıştır.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır