|
|
Mübarek, çok nefes tüketti
Türkiye Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel ile Mýsýr Cumhurbaþkaný Hüsnü Mübarek arasýndaki iliþkiler yýllardan beri düþman çatlatacak düzeyde.
Her iki Devlet Baþkaný, bölgesel ve uluslararasý sorunlar konusunda sürekli biraraya gelip konuþuyor veya mektuplaþýyor. Suriye, "su sorunu"nu bahane ederek yýllar boyu Arap kamuoyunda, Türkiye aleyhine hava estirdi. Araplar ise, PKK terör örgütünün cinayetlerini görmemezlikten gelerek ýrkdaþlarý Suriye'nin yanýnda tavýr aldý. Ancak, Mübarek devreye girerek, Türkiye lehine çaba harcadý.
Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel, özellikle bölgesel iþbirliði konusunda Mýsýr Devlet Baþkaný Hüsnü Mübarek'le yýllardan beri düþman çatlatacak düzeyde bir dayanýþma sürdürüyor. Ýki ülkenin Devlet Baþkanlarý, Ortadoðu'nun sorunlarýný zaman zaman biraraya gelip konuþuyor, tartýþýyor ve ortak çözüm yollarý arýyor. Kýsacasý Demirel ve Mübarek sýk sýk paslaþýyor.
Suriye, yýllardan beri Fýrat sularýný bahane edip, Türkiye'ye karþý hasmane bir tavýr sergiliyor, güney komþumuzun bu tavrý 1984 yýlýnda PKK terör örgütüne yataklýk yaparak zirveye týrmanýyordu.
Mýsýr Devlet Baþkaný Mübarek, özellikle Türkiye-Suriye gerginliði konusunda son yýllarda özverili bir çaba harcadý. Suriye'nin, öteki Arap ülkelerini olumsuz þekilde etkilemesi üzerine, bu ülkeler nezdinde Türkiye'nin görüþlerini zaman zaman oralara aktarma iþi de yine Hüsnü Mübarek'e düþtü.
Demirel'den mektuplar
Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel, 4 Haziran 1997 tarihinde Mýsýr Devlet Baþkaný Hüsnü Mübarek'e yazdýðý bir cevab” mektupta Türkiye-Ýsrail iliþkileri ve Kuzey Irak'taki güvenlik sorunlarýyla ilgili olarak þunlarý söylüyordu:
"Zat-ý Devletlerine, daha önce vaki görüþmemizde de belirttiðim üzere, Türk-Ýsrail iþbirliði kendi çerçevesi içerisinde deðerlendirilmesi gereken bir olgudur. Biz, bu iþbirliðini bölgede kalýcý barýþ ve istikrarýn teminine bir katký olarak deðerlendirmekteyiz. Mýsýr gibi dost bir ülkenin böyle bir iþbirliðinden kaygý duymasý için hiçbir neden bulunmamaktadýr.
...Akdeniz'de, Türkiye, Ýsrail ve ABD'nin iþtirakiyle müþterek bir deniz tatbikatý yapýlmasý konusunda da Mýsýr'ýn endiþe duymasýna neden yoktur. Bu, tamamen insan” yardým amacýyla yapýlacak bir arama ve kurtarma tatbikatýdýr. Tatbikatýn bu yýl içinde yapýlmasý düþünülmekle birlikte, kesin tarihi henüz tespit edilmemiþtir. Asker” yetkililerimiz, tatbikatýn, isteyen tüm Arap ülkelerinin katýlýmýna açýk olacaðýný esasen açýklamýþlardýr.
...Kuzey Irak'taki durumla ilgili olarak, Türkiye'nin, Irak'ýn toprak bütünlüðünü, egemenliðini ve siyasi birliðini savunan ülkelerin baþýnda geldiðini dikkatinize sunmak isterim. Ancak Kuzey Irak'ýn, Türkiye'ye yönelik PKK terörü için kalýcý bir üsse dönüþmesini kabul etmemize imkan yoktur. Bu vesile ile, sözkonusu harekâtýn yerel güçlerin de iþbirliðiyle gerçekleþtirilmekte olduðuna iþaret etmek isterim. Harekâtýn amacý, PKK'nýn bölgeden çýkarýlmasý olup, bu noktaya gelindiðinde Silahlý Kuvvetlerimiz Kuzey Irak'tan tamamen çekilecektir.
Sayýn Cumhurbaþkaný,
Türkiye, iyi ve kötü günlerinde uzun bir tarihi, kültürü ve herþeyden önemlisi ortak çýkarlarý paylaþtýðý dost Arap ülkeleri ile iliþkilerine daima özen göstermiþtir ve özen göstermeye devam edecektir. Türkiye'nin, Suriye ve Sayýn Kaddafi'nin kendine özgü kiþiliðinden kaynaklanan bazý sýkýntýlar nedeniyle Libya dýþýnda Arap ülkeleriyle hiçbir sorunu yoktur. Aksine, kendileriyle her alanda iþbirliðinde bulunmakta ve mevcut imkânlarý sonuna kadar deðerlendirmekte kararlýyýz.
Ancak ülkemizin bütünlüðü, iç barýþý, kamu düzenini ve iktisadi kalkýnmasýný hedef alanlara karþý da ayný tutumu izlememizi kimse bizden beklememelidir. Bu çerçevede Arap dostlarýmýzýn, sýrf Arap dayanýþmasý adýna, Türkiye'de yýllardýr binlerce masum insanýn hayatýný yitirmesinden asl” sorumluluðu bulunan bir ülkeye, bu ülkenin Türkiye'ye yönelik hasmane giriþimlerine þu veya bu þekilde yardýmcý olmalarýný anlamakta güçlük çekmekteyiz. Suriye teröre verdiði destekle, Türkiye'ye karþý dolaylý bir savaþ sürdürmektedir. Bu destek sürdükçe, Türkiye-Suriye iliþkilerinde bir düzelme olmasý mümkün deðildir.
Mýsýr'ýn terörden ne çektiðini ve terörle mücadelede ne kadar kararlý olduðunu yakinen bilmekteyim. Zat-ý Devletlerinin ev sahipliðinde Þharm El Þeyh'te düzenlenen Barýþ Kurucularý Zirvesi, Mýsýr'ýn bu konudaki tutumunun göstergesini teþkil etmiþtir. Biz, bütün ülkelerin Þharm El Þeyh'te yayýnlanan bildiride yer alan ilkeler ve üstlenmiþ bulunduklarý diðer uluslararasý mükellefiyetler çerçevesinde her türlü terörle etkin biçimde mücadele etmeleri ve terörü bir dýþ politika aracý olarak kullanan ülkelere karþý gerekli önlemleri almalarý gerektiðine inanmaktayýz.
Bu çerçevede baþta Mýsýr olmak üzere tüm Arap ülkelerinin gerek uluslararasý taahhütleri, gerek Türkiye'nin dostluðuna verdikleri deðer çerçevesinde çaba göstermelerini beklemekteyiz.
Suriye, Araplarý yanýltýyor
Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel, Mýsýr Devlet Baþkaný Hüsnü Mübarek'e gönderdiði 5 Eylül 1997 tarihli mektubunda ise Suriye'nin, Arap kamuoyunu yanýltýðýna dikkati çekiyordu. Demirel, PKK terörü ve Suriye'nin tavrý konusunda þu ifadelere yer vermekteydi:
"...Türkiye'ye yönelik uluslararasý terörizmin neticesinde son 13 yýlda 10 bin mâsum vatandaþýmýz hayatýný kaybetmiþtir. Kuzey Irak'taki bu durumun ortaya çýkmasýnda Türkiye'nin hiçbir sorumluluðu yoktur. Diðer taraftan, Türkiye'nin halkýna yönelen bu tehditi geçici tedbirlerle bertaraf etmek en tabii hakkýdýr. Bu hususlarýn dost Arap ülkeleri ve kamuoylarý tarafýndan þimdi daha iyi anlaþýldýðýný umuyorum. Bu vesile ile, Türkiye'nin toprak bütünlüðünün ve iç huzurunun muhafazasýnda kararlý olduðumuzu bir kere daha vurgulamak isterim.
Uluslararasý terörizm konusuyla ilgili olarak tekrar dikkatinize getirmek istediðim bir husus, Türkiye'nin komþusu olan Suriye'nin, terör örgütü PKK'nýn faaliyetlerine verdiði destektir. Suriye'nin ülkemizde can ve mal kaybýna sebep olan, mâsum vatandaþlarýmýzýn hayatlarýný hedef alan eylemlerin sorumlusu PKK terör örgütünü amaçlarý yönünde kullanmasýna göz yumma imkanýmýz bulunmamaktadýr.
Türkiye, diðer Arap ülkeleriyle olduðu gibi Suriye ile de iyi iliþkiler geliþtirmeyi arzu etmektedir. Ancak, komþu olan Türkiye ile Suriye arasýndaki iliþkilerin geliþmesi için Suriye'nin, Türkiye'deki terör eylemlerine ve Türkiye'ye karþý baþta PKK olmak üzere faaliyet gösteren terör örgütlerine verdiði desteði kesmesi gerekmektedir. Dost Arap ülkelerinden bu konuda Suriye'yi uyarmalarý ve Suriye'nin uluslararasý terörizme destek vermesi þeklindeki komþuluk iliþkilerine sýðmayan tutumun deðiþtirilmesinin saðlanmasýnda yardýmcý olmalarý Türkiye'nin içten dileðidir.
Bu temennimiz, "su meselesi" konusunda Suriye tarafýndan yürütülen ve Arap kamuoyunu yanýltmaya yönelik kampanya için de geçerlidir. Yüksek malžmunuz olduðu üzere Türkiye, komþularýna hakkaniyete uygun bir su tahsisinin düzenlenebilmesinin bilimsel ve teknik çalýþmalar çerçevesinde belirlenmesini öteden beri önermektedir.
Türkiye, dost Arap ülkelerinden, Araplararasý forumlarda ve Ýslâm Ülkeleri arasýndaki uluslararasý toplantýlarda Türkiye'nin meþrž istek ve çýkarlarýný gözetmelerini, Suriye gibi bazý ülkelerin kendi çýkarlarý doðrultusunda Türkiye'yi haksýz yere karalama ve Türk-Arap iliþkilerini bozma yönündeki kampanyalarýný sonuçsuz býrakacak þekilde davranmalarýný beklemektedir. Türk-Arap iliþkilerinin zedelenmesi, ne Arap ülkelerinin, ne Türkiye'nin lehine olacaktýr."
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr
|