kapat

01.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Günaydın Mudanya
Mudanya uykusuz bir gece geçirmişti. Ve güne gözyaşları, öfke ve sloganlarla başladılar...

Tarihi davada, yargı günü gelip çattığında, günlerdir süren hazırlıkların da sonuna gelinmişti. Bütün Türkiye nefesini tutmuş, tüm dikkatini İmralı'da olacaklara odaklanmıştı. Salona kimlerin alınacağı günler öncesinden belliydi ama yine de özellikle İmralı'ya ulaşımın sağlandığı Mudanya ve Gemlik bir arı kovanını hatırlatırcasına hareketliydi.

Medyanın ilgisi nedeniyle bugünlerin en çok konuşulan ilçesi Mudanya'ya gelişmeleri izlemek için ABD'den Japonya'ya, Katar'dan Finlandiya'ya kadar onlarca ülkeden yüzlerce medya mensubu akın etmişti. İlçeye gelen medya mensuplarının sayısının dün 836'ya ulaştığı öğrenildi.

Önceki geceyi uykusuz geçiren Mudanya'daki şehit yakınları, sabah saat 04.30'dan itibaren Mudanya İskelesi'nin bulunduğu meydanda toplanmaya başladılar. Sayıları bine yaklaşan şehit yakınları, ellerindeki pankartlar, Türk bayrakları ve şehit fotoğrafları ile gün boyu gösteri yaptılar. "İmralı, Apo'ya mezar olacak", "Şehitler ölmez, vatan bölünmez", "Hesap günü geldi" ve "Kahrolsun PKK" sloganları atan şehit yakınlarının gösterileri polis tarafından kontrol altında tutuldu.

4 milyon ödediler
Mudanya'dan İmralı Adası'na gidecek olan müdahiller, şehit yakınları, müdahil avukatları, yabancı misyon şefleri ile yerli ve yabancı gazeteciler ise, Ada'ya gidiş için gerekli işlemleri yaptırmak üzere sabah saat 04.30'dan itibaren Mudanya Jandarma Komutanlığı'na gelmeye başladılar.

12'si Türk 12'si yabancı olmak üzere toplam 24 gazeteci ile Avrupa Parlamentosu temsilcileri ve şehit yakınlarından oluşan 108 kişilik Mudanya kafilesi, işlemler tamamlandıktan sonra, minibüslerle Mudanya İskelesi'ne getirildiler. 4 milyon liralık yolculuk ücretini ödeyen kafile saat 06.45'ten itibaren elektronik güvenlik sistemlerinden geçerek, deniz otobüsüne alındılar. Son kontrollerin yapılmasının ardından da, deniz otobüsü, saat 07.40'da Mudanya'dan İmralı Adası'na hareket etti.

Deniz otobüsünün İmralı'ya hareketi sırasında, Mudanya Limanı'nın önünde toplanan çok sayıda şehit yakını, Öcalan aleyhinde protesto gösterilerinde bulundular. Deniz otobüsünün Mudanya'dan ayrılışı, yerli ve yabancı 50'e yakın televizyon kanalı tarafından naklen yayınlandı.

Apo'nun yakınları Gemlik'te
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte İstanbul'dan iki otomobil ve bir minibüsle ilçeye gelen Öcalan'ın yakınları ve avukatları ise büyük güvenlik önlemleri altında Ada'ya geçişin sağlanacağı Gemlik ilçesine geldiler.

İrtibat Bürosu'na bağlı olarak İlçe Jandarma Komutanlığı'nda oluşturulan Gemlik İlk Müracaat Noktası'nda önce avukatlar, ardından da Öcalan'ın yakınları kimlik kontrolü ve üst aramasından geçirildiler.Avukatlar Ercan Kanar, Hasip Kaplan, İrfan Dündar, Kemal Bilgiç, Mahmut Şakar, Mehmet Fehmi Güneş, Ender Büyükçulha, Niyazi Bulgan, Hatice Korkut, Mükrime Tepe ve Doğan Erbaş, kayıtları tamamlandıktan sonra komutanlık binasına alınırken, avukat Ahmet Avşar listede adı bulunmadığı için içeri giremedi.

Öcalan'ın kardeşleri Havva Keser, Fatma Öcalan ve Mehmet Öcalan ile amca oğulları Abdullah ve Hacı Aydın Öcalan, yeğenleri Hikmet ve Menderes Keser, Fatma ve Ayney Öcalan, dayıları Süleyman ve Sait Arslan kimlik kontrolünden sonra içeri alındılar.

İmralı'ya yolculuk
Öcalan'ın avukatları ve yakınları, geniş güvenlik önlemleri altında saat 06.45'te Gemlik Liman ve Depolama İşletmeleri A.Ş. (GEMPORT) limanına getirildiler ve buradan kendilerine tahsis edilen deniz aracıyla İmralı Adası'na gittiler.

"KIZIL TUGAYLARI DA KORUYUN"
Türkiye'nin değişik bölgelerinden çok sayıda şehit yakını duruşmaya katılmak için, ellerinde Türk bayrakları ve şehitlerin fotoğraflarıyla Mudanya'ya geldi. Ancak Mudanya İlçe Emniyet Müdürü Güzin Nil Erdoğan, şehit yakınlarının duruşmaya katılmalarının, daha önce akredite olmadıkları gerekçesiyle mümkün olmadığını açıklayarak aileleri yatıştırmaya çalıştı. Öcalan'ın Suriye'den çıktıktan sonra bir süre kaldığı İtalya'yı protesto eden şehit yakınları, "İtalya, neden Kızıl Tugaylar ile bir anlaşma imzalamıyorsun", "İtalya, neden PPK'yı koruduğun gibi Kızıl Tugayları da korumuyorsun" şeklinde Türkçe ve İngilizce pankartlar taşıdıkları görüldü.

Müdahil avukat Özbay: Çamaşır gibi asılmalı...
Adaya gidemeyen şehit yakınları öfkeliydi. Hepsinin isteği Apo'nun asılmasıydı. Başka bir seçeneği düşünen kimse yoktu aralarında...

NEREDEYSE herkes adaya geçmek istiyordu Mudanya'da, ama bu imkansızdı. Bazı şehit yakınları ise duruşmaya katılamamış olmanın öfkesi içinde çırpınıyordu. Apo'nun akrabalarının gittiği İmralı'ya kendilerinin alınmadığını söyleyen şehit yakınlarının öfkesi, müdahil avukatlar adına Şevket Can Özbay'ın yaptığı konuşmayla biraz olsun yatıştı. Şehit yakınlarına seslenen Özbay, "Kimse merak etmesin, şehit ailelerini gerektiği gibi savunacağız" dedi. Duruşmanın ertelenmesini millete ihanet olarak göreceklerini belirten Özbay, "Bu duruşma yıldırım hızıyla bitirilmeli. Bu şerefsizin çamaşır gibi asılması lazım. Ortada 30 bin insanın kanı var, bu kanın hesabı verilecek" dedi.

Kadın-erkek, yaşlı-çocuk yüzlerce şehit yakınının duruşmadan tek beklentisi, Öcalan'ın bir an önce asılmasıydı. Şehit öğretmen Fatma Genç'in annesi, "Bana yavrumu kim geri verecek? Bu katilin bir an önce asılması lazım" diye ağlarken, bir başka köşeden 10 yaşındaki bir çocuğun acılı feryadı yükseliyordu. 6 yıl önce şehit düşen İsmail Köse'nin oğlu Burak, "Beni 4 yaşında yetim bırakan bölücübaşı idam edilsin" diyordu. Gabar Dağları'nda şehit düşen Teğmen Mehmet Kolcu'nun acılı annesi Nergis Kolcu'nun isteği de aynıydı: "Bu köpeği İmralı'da beslemeyin, asın..."

Tansiyon yükseliyor
Tüm bunlar olurken televizyonlarda Apo'nun "özür diliyorum" dediği duyuldu. Bunun üzerine Mudanya'da tansiyon yeniden yükseldi. Apo'nun ekranda görünmesiyle fenalaşan bir kaç kişi ambulansa konularak hastaneye götürülürken olayı görüntülemek isteyen gazetecilerle şehit yakınları arasında kısa süreli bir ardebe yaşandı. Emniyet güçlerinin araya girmesiyle sakinleşen grup, daha sonra Bursa Emniyet Müdürü Kemal Bayrak tarafından sakinleştirildi ve sağduyulu davranmaya davet edildi.

Bursa Emniyet Müdürü Kemal Bayrak da, şehit ailelerinin yanına giderek kendilerinden provakasyonlara alet olmamalarını istedi. Bayrak, "Şehit aileleri belli odaklar tarafından kullanılmalarına izin vermesinler" dedi. Bu arada bazı şehit annelerinin gözyaşları içinde Emniyet Müdürü Bayrak'ın boynuna sarıldıkları gözlendi. Bayrak daha sonra şehit yakınlarıyla basına kapalı bir toplantı yaptı.

Kemal Bayrak'ın kendileriyle yaptığı toplantının ardından bir basın açıklaması yapan şehit aileleri, "Biz evlatlarımızı şehit verirken suskun kalanlar veya gerekli duyarlılığı göstermeyenlerin, demokrasiyi ve basın özgürlüğünü kendi siyasi çıkarlarına göre kullananların PKK'nın beşinci kolu olduklarını iyi biliyoruz. Devleti savunmamayı demokratlıkla açıklayan, Türkiye'yi yaşanmaz bir ülke olarak gösteren sömürge aydınlarının vatan görevini yapanlarla devlete kurşun sıkanları ayırt etmeyen kaypak tavırlarını dikkatle izlemekteyiz" diye konuştular.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır