kapat

30.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ ŞEN(alisen@sabah.com.tr )


Erdoğan'ın Perşembe toplantıları

Her Perşembe günü Türkiye'nin her biri kendi alanında ünlü olan isimleri, gündemi o gün kendiliğinden belirlenen toplantılar için buluşuyorlar. Bu son toplantıda günümüzün ekonomik ve siyasi gündemi ve geleceği konuşuldu

Erdoğan Şenay, ülkemizin en büyük nakliyat şirketlerinden Er-Şen'in sahibidir. Futbol, spor aşığı ve hastasıdır. Herkesi seven, herkesin yardımına koşan, genç dost çevresi olan Erdoğan'ı sevmeyene bugüne kadar hiç rastlamadım. Kendisini 35 yıldır tanırım, kimseye kızdığını, sinirlendiğini, bağırdığını görmedim. Mütevazılığı ile ünlü, hakiki Fenerbahçeli'dir.

Erdoğan'ın Güneşli'deki Er-Şen tesislerinde, kendisi ve dostları için kurduğu spor merkezi ve misafirhanesi var. Her Perşembe günü ülkemizin çeşitli sahalarındaki ünlüleri, gündemi açık olan yemekli toplantılar yapıyorlar. Perşembe akşamı ben de oradaydım. Erdoğan gibi, başarılı bir nakliyatçı işadamı Taner Gürkan, Av. Erol, mimar Bülent, unutulmaz aktör Galatasaraylı Göksel Arsoy, Hürriyet ve Milliyet'in Spor Müdürleri Nezih ve İhsan, her Pazar akşamı Türkiye'yi ekrana bağlayan Maraton'un şefi Şansal, hayatı Fenerbahçe'yi düşünmekle geçen Alaattin Metin, rahmetli Kenan'ın oğlu Cem Şengül, Fenerbahçeliler'in sevgilisi, gazeteci-yazar, melek kalpli Hulki İlgün, Dünya Spor Yazarları Başkanı Togay, Fenerbahçe'nin son 50 yılını en iyi bilen, zamanında Fenerbahçe'ye futbolcu kaçırdığı için "Hırsız" lakabı takılan ve kendisinin de sevdiği bu lakapla anılan Hırsız Semai, eski futbolcularımızdan benim çok sevdiğim Fuat ve Arda, şimdi yazı yazan eski büyük kaptanlarımız Ziya ve Ercan ile birlikteydik. Bu dostlarla ülkeyi ilgilendiren bütün konuları konuştuk.

Erdoğan'ın yerindeki Perşembe toplantıları, ülkemizin sorunlarının tartışıldığı, entellektüel düzeyi yüksek konuların konuşulduğu bir yer. Bu arkadaşlarımız, Türk futbolunu yönlendiriyorlar. TV'lerde bizlere hitap edip, kamuoyu yaratıyorlar. Türkiye'de en çok konuşulan iki konu var; siyaset ve spor. Ülkemizde ikisi de iyi yapılıyor mu?

Futbol dünyamızdan olan bu dostlarımıza, ülkenin ekonomik, siyasi bugününü ve yarınını sordum. Yeni hükümet için düşünceleri ve umutları neydi? "Fenerbahçe'nin gelecek yıl şampiyonluk şansı ne kadar ise, yeni hükümetin başarılı olma şansı da o kadardır." diyen var. Sanmayınız ki bu insanlar sadece futbolu biliyor. En gerçekçi hükümet modelinin bu hükümet olduğuna, toplumsal uzlaşmanın bir neticesi olduğuna inananlar var. Hepsi demokrat olan bu ünlü gazetecilerimizin bazıları ise siyasilerimize fazla güvenmiyorlar. Sistemimizin iyi yürümesi için ordu kontrolünün şart olduğunu söyleyenler var.

Koalisyon hükümeti kurulurken, milletin bankalarının koalisyon partileri tarafından paylaşılmasının ülke için ne kadar büyük hizmet yolu olduğunu anlayamadığını belirtenler var. Azalan devlet saygınlığını Bahçeli ve Ecevit'in geri getirdiklerini ve geleceğin çok iyi olacağının umudu içinde olanlar da var. Hem paşaların otoritesini isteyen, hem de sınırsız demokrasiyi savunan, birbirlerini 30 yıldır tanıyan bu arkadaşlarım Türkiye'nin bir mozaiği. Ortada tam bir düşünce kokteyli var. Biz, bizim halkımız, bizler ne kadar değişik düşüncelere sahipsek, futbol ve spor dünyasını yöneten bu dostlar da aynı düşüncelere sahip. Hiçbir bilgiçlik taslamıyorlar. Enflasyonun ülkeyi ne hale getirebileceğini, yolsuzlukların ülkemizin imajını nereye götürebileceğini çok iyi biliyorlar.

İsmet Paşa'nın her Kadıköy'e gelişinde elini günde 11 kez öpen, 70 yıllık Halk Partili Hırsız Semai'nin bir endişesi var. Ecevit'in sağlığını düşündüğü için Sağlık Bakanlığı'nın mutlaka DSP'de kalmasını istiyor. Hırsız Semai'de eski Halk Partililer'de olan tipik şüphecilik var.

Ülke sorunlarına bu kadar vakıf bu arkadaşlarımın, Türk futbolu hakkındaki bilgilerinden de asla şüphe etmeyiniz.

Keşke yanılsaydım
Kosova krizi başlamadan tevizyonlara verdiğim demeçlerde ve SABAH'ta yazdığım yazılarda hep bugünkü faciayı tarif etmiştim. Batı ve Amerika'nın, Kosovalılar'ın mutsuzluğunu, perişanlığını, Sırp zulmünden çektiklerini düşünmeyeceklerini yazmıştım. Batı ve Amerika'nın Kosova'yı kendi silah üreticilerinin tüketim bölgesi yapacağını yazmıştım. Savaş başlamadan Kosovalılar'ın perişan olacağını hep yineledim. Oradaki yakınlarımızla bu endişeleri hep paylaştık.

65 gündür NATO Yugoslavya'yı bombalıyor. Günlük NATO bilgileri, Brüksel'de her gün bir tiyatro oyunundaki gibi muhabbetli anlatılıyor. Kosovalılar'ın kurtuluşu olan kara harekatına Amerika, Almanya, İtalya ve Yunanistan zaten karşılar. Amerika ve Batı Kosova savaşının faturalarını konuşmaya başladılar. Clinton, kongreden Kosova için 100 milyar dolar ek ödenek aldı. NATO'nun Kosova Savaşı masraflarını üye ülkeler karşılıyor. İngiltere bugüne kadar 145 milyon dolar ödemiş. 1.7 milyar dolar da bütçelerinde, Kosova harcamaları için mevcut. Türkiye'nin ne kadar ödediğini bilmiyorum. Bütün bunlar ne içindi? Sözüm ona Kosovalılar'ı Sırp vahşetinden kurtarmak içindi. Kosovalılar perişan oldu. 60 bine yakın insan ya Sırp silahına ya NATO bombasına ya da yollarda hastalıklara kurban gidip öldüler. Bir milyondan fazla insanın evleri yakıldı, yıkıldı. Arnavutluk ve Makedonya dışında 36.222 kişi, 25 ülkeye gönderildi. Aileler parçalandı. Bu insanlar tarihin görmediği perişanlığı yaşıyor. Bizim Prizren ve Kosova'daki diğer şehirler terkedilmiş ve hayalet şehir görünümünde.

Clinton bir milyon insana kıştan evvel evlerine döneceklerini söylüyor. Orada doğdum, oraları çok iyi bilirim. Kışları ağırdır. Hangi evlerine dönecekler??? Yarısının evi yakıldı, yıkıldı. Bu evleri kimler yapacak? Kimler finanse edecek? Batı Miloseviç'i savaş suçlusu olarak mahkemeye çıkaracaktır. Miloseviç'in sonu umurumda değil. Bir milyondan fazla Kosovalı'yı perişan eden, bütün geleceklerini karartan ve hâlâ "Kosova, Yugoslavya sınırları içinde kalacak" diyen Amerika ve Batı'da hesabı kim verecek? Amerika, Batı ve NATO'nun hesaplarını iyi yapmadıkları ve yanıldıkları ortada. Depolarda biriken eski silahlar hemen, hemen tüketildi. Yakında savaşı bitirirler. Konuştuğum Kosovalılar hayatlarından bezmişler. Sırplar'a da, Amerikalılar ve Batılılar'a da lanet yağdırıyorlar.

Özel havayollarımız ne durumda?
Ülkemizin ilk özel havayolu olan İstanbul Havayolları'ndan sonra, Ruslar ile ortak Greenair'i kurmuştuk. Havayolu taşıyıcılığı rekâbeti çok, ufak krizlerde sarsılan çok zor bir sektördür. 14 yıl evvel kurulan İstanbul Havayolları'nın sahibi sevgili Özcan Toplar benim gibi, bu işe dericilikten geldi. 99 kişilik tek Caravella uçağıyla temeli atılan bu şirketin bugün 2350 koltuklu 16 modern uçağı bulunmaktadır. 45 satış ofisiyle 14 ülkenin 50 noktasına uçuş yapan İstanbul Havayolları, Türkiye'nin 12 havalimanından Avrupa'ya hava köprüsü kuruyor. On şehrimize de tarifeli iç seferi olan İstanbul Havayolları, entegre olmuş bir şirketimiz.

16 limanda yer hizmetleri, 6 limanda da ikram tesislerini kısa sürece kurdu. Sağlam altyapısından dolayı Türkiye'nin 11 havalimanından haftada 600 sefer yapabilmektedir. Hava taşımacığılında tecrübesi olan bir kişi olarak yolcunun yiyecek ve içeceğine de önem veren İstanbul Havayolları'nın hizmet bütünlüğünü çok beğeniyorum. Yılda 2.5 milyon insanı taşıyan İstanbul Havayolları'nın günlük 45 bin tepsi olan Türk ve dünya mutfağının mönülerini yerli ve yabancı pekçok firmaya da ikram hizmetleri olarak veriyor. İstanbul Havaoyolları büyük bir şirket oldu.

Özel havoyolu şirketlerimiz geçen yıl 7.5 milyon yolcu taşıdı. Bu şirketlerimizin finans sorunları vardır. Döviz getirdikleri için ihracatçı sayılmalı ve onlara verilen bütün haklardan yararlanmalıdırlar. Hava taşımacılığını iyi yapamazsanız, çok iyi konaklama tesislerimiz de psikolojik olarak turistin gözünde değer kaybeder.

İstanbul Havayolları'nı Avrupa standartlarına getiren Özcan Toplar ve bu başarının en büyük pay sahiplerinden olan Safi Ergin'i tebrik ediyorum.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır