


Lolololo lololo...
Diojen'in belleği gayet güçlüymüş. Bir gün kendisine biri:
- En iyi yemek hangisidir, diye sormuş.
Diojen:
- Yumurtadır, demiş.
Aradan 15 yıl geçmiş. Aynı adam yine dikilmiş karşısına Diojen'in:
- Neyle yenir, demiş.
Ünlü filozof 15 yıl önceki konuşma devam ediyormuş gibi, hemen yanıt vermiş:
- Tuzla...
Diojen'e 50 yıl önce rastlamış olsaydık da, en iyi rejimin hangisi olduğunu sorsaydık, hiç kuşkusuz:
- Demokrasi, diyecekti.
Ve bir de şimdi sorsaydık:
- Neyle yenir?
Sanırız, gözlerini çevresinde azıcık gezdirdikten sonra şöyle diyecekti:
- Demagojiyle...
* * *
II.Meşruiyet döneminde siyasetçilerin abuk sabukluğuna kızan Eşref şöyle demişti:
"Asiyab-ı devleti bir har da olsa döndürür"
Bir kabine değişikliğinden sonra, Eşref'in dizesini hatırlayan Neyzen Tevfik de yine şöyle demişti:
"Öyle harlar koştular kim asiyab-ı devlete
Birbirin çiğnemekten dolabı devlet dönmüyor"
Neyse ki o dönemler çok gerilerde kaldı. Şimdi her siyasetçi, eski bostan dolaplarını döndüren eşek çağrışımına gerek bırakmayacak ölçüde, biliyor her türlü dolabın nasıl çevrileceğini...
* * *
Bu da Abdülhak Hamit'in Eşber oynundan küçük bir alıntı:
Büyük İskender, Hindistan'ı fethettikten sonra, yanında duran hocası Aristo'ya savaş alanını göstererek sorar:
- Usta bu ne?
Aristo yanıt verir:
- Zafer veya hiç.
Siyasetçiler de kendi aralarında zaman zaman nağralanırlar:
- Bu bir zaferdir, diye...
Derken aradan zaman geçer ve sıra Aristo'nun yaptığı saptamanın ikinci sözcüğüne gelir:
- Veya hiç.
Bakalım Ankara, 2000'li yıllara "zafer"le mi girecek, yoksa "hiç"le mi?
* * *
Ve bu da bir Amerikan bulmacası:
- Bir caz davuluyla bir kedi yavrusu arasında ne fark vardır?
- İkisi de yeni koalisyonun geleceğini göremez.
* * *
Demokrasiyle birlikte başlayan halklaşma süreci, Türkiye'nin saklı duran içyüzünü de olduğu gibi dışa çıkardı, diyorlar.
Vaktiyle önemli bir haremağası, saray hekiminin yanına giderek adamı sıkıştırmaya başlamış:
- Ben gördüm, hayvanları yüzerken derisini tulum olarak tersine çevirdiler mi, içi beyaz çıkıyor. Sen de beni tersime çevir, beyaz olayım.
Hekim başı:
- Ağa hazretleri olmaz öyle şey, diyormuş.
Arap diretiyormuş:
- Olur; tersimi çevir de bak nasıl beyaz olurum.
Hekim başı, haremağasını başından savamayacağını anlayınca:
- Evet ama, demiş, önemli bir sakıncası var bunun. Sizi tersinize çevirince, vücudunuzun saklı duran yerleri, alnınızın ortasıyla ensenizin köküne gelecek. İsterseniz yapayım...
Arap düşmüş:
- Vaz geçtim, demiş.
Biz ise demokrasiye aşık olduğumuz için asla vazgeçmedik. Onun için de sonuç böyle oldu.
Öyle değil mi?