Bir okur mektubu, Türk insanının en önemli sorunlarından birini açığa çıkardı; hem kadınlar hem de erkekler yalnız ve mutsuz...
Çoğu kadın ve erkek yetişkin bir insanın en doğal ihtiyacı olan flört, aşk ve seks gibi duyguları yaşayamıyorlar. Toplumda binlerce yalnız kadın ve erkek, birbirlerini bekleyerek, ama bir araya gelemeyerek yaşlanıp gidiyorlar.
SABAH yazarı Seda Kaya Güler'e gelen mektupta, 35 yaşındaki genç bir kadın, bekar olduğunu, bugüne kadar hiç flörtü olmadığını, hiçbir erkeğin kendisine değil evlenme, flört teklifinde bile bulunmadığını yazarak, yaşadığı bunalımı dile getiriyordu.
Aslında onlar da yalnızdı, onlar da aradıkları kadını bulamamanın sıkıntısı içinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Dolayısıyla bu genç kadınla tanışmak arzusundaydılar.
Kadınlardan da ses gelmişti mektuba. Onlar da kendi yaşadıkları sorunu bir başka kadının dile getirmesinden memnun, ama mutsuzluklarına çözüm bulamamanın üzüntüsünü dile getirdiler. "Sanki bu mektubu ben yazmışım!" diyorlardı.
Gerçekten de gelen mektupların herbirinin yazarı ayrıydı ama hep aynı öyküyü anlatıyordu. Kadınlar ve erkekler kendi dört duvarlarına sıkışıp kalmış, yalnızlıkları içinde bunalmıştı.
İşte bu yüzden okuyan herkes mektupların satır aralarında kendinden bir çığlık buluyordu. Okuyanları yürekten vuran bu mektupları yayınlayacağız. "İnsanlar neden yalnız, neden mutsuz?", "Mektuplarda hangi konuların altı çiziliyor?" bunların yanıtlarını yarından itibaren Bayan Sabah'ta okuyacaksınız.
Seda Kaya Güler'in bu konuyla ilgili yazısını ise bugünkü Bayan Sabah'ta bulabilirsiniz.
Bütün bunlara rağmen mutlu değilim, kendimi çok yalnız, mutsuz ve huzursuz hissediyorum. Kendimle barışık değişim. Şimdi size nedenlerini anlatacağım.
Size çok komik gelecek ama bu yaşa kadar hiç flörtüm, sevgilim ya da beni bir yerlere davet eden bir erkek arkadaşım olmadı. Bu saydığım özelliklerime rağmen kimse tarafından farkedilmedim, beğenilip bir teklif almadım. Kimse peşimden koşmadı, telefonla arayıp, "bu gece bir yerlere gidelim mi?" demedi. Tanıdıklarım bu vakte kadar evlenmedim diye, "sen kimseleri beğenmiyorsun" diyorlar ama inanın karşıma beğeneceğim veya beğenmeyeceğim kimse çıkmadı ki...
İki-üç kere "Seni tanştıralım şu kişiyle" diyen tanıdıkları oldu. O kişilerin bir tanesi boyum uzun diye beğenmedi (1.74). Bir tanesi aynı yaştayız diye istemedi. Bunun dışında gerçekten şu anda bile düşününce içimi sızlatan, sadece "sanki onunla mutlu olabilir mişim" gibi düşündüğüm, bugün bile karşılaşınca bacaklarımı titreten topu topu 5 defa görüşüp konuşmama rağmen -çok iddialı olacak ama- aşık olduğum bir kişi oldu. Geceler boyu "gelsin, beni arasın" diye dua ettim. O da beni tanımadan önceki arkadaşını tercih etti.
İşte bütün hayatım boyunca karşı cinsle yaşadıklarım bunlar. Artık birisi tarafından beğenilmek, ilgi görmek, aranmak, bir şeyler paylaşmak istiyorum. Bunun olmaması beni komplekslere itiyor. Evet, bu ölümcül bir şey değil ama hayatın gereği. Herkes bunu yaşıyor, ben neden ayrıcalık olayım? Kader-kısmet laflarını duymak istemiyorum. İnsanlar bu konuda bir şey yaşamamış kişileri kınıyor. Siz bile..
Ama benim elimde olmayan bir şey için neden ben kınanıyorum? Bu konuda tutucu da değilim. İnsanlar bu yaşta hâlâ bakire olanlarla içten içe alay ediyor. Çok zor geliyor inanın. Ben de coşkular yaşamak, bir kadın olarak güzellikler görmek, mutlu olmak, etmek istiyorum.
Anne, kardeş sevgisi, onlarla gezmek yetmiyor. Kız arkadaşlarımla gezmek iyi hoş ama, ben yanımda tutacak bir el istiyorum. İnanın yüzüne bakılmayacak biri değilim. Zaten zoruma giden de bu. Evlilikten geçtim. Birlikte bir şey yapacağım, bir arkadaşa, sevgiliye razıyım. Kadın olduğumu hissetmek istiyorum.
Ne yapabilirim, söyler misiniz?"