kapat

30.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber Ýndeksi
Yazarlar
Günün Ýçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Ýþte Ýnsan
Astroloji
Reklam
Sarý Sayfalar
Arþiv
Hazýrlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ.
'Suriye'yi tepeleriz'
Cumhurbaþkaný Demirel, 1 Ekim 1998 günü TBMM'de yaptýðý konuþmada, PKK terörünü besleyen Suriye'nin sabrýmýzý taþýrdýðýný söyledi

Demirel'in sözleri Arap âleminde büyük paniðe yol açtý. Bunun üzerine Mýsýr Cumhurbaþkaný Mübarek alelacele Ankara'ya geldi

Türkiye, bir terör belâsý uðruna 15 yýlda tam 30 bin insanýný kaybetti. 9 günlük bebekten, 90 yaþýndaki ihtiyara kadar 5 bin sivil, 5 bin þehit, 20 bin PKK'lý.

1984 yýlýnda Türkiye'nin Güneydoðu Bölgesi'nde patlak veren PKK terörü maalesef ülkemizin altýný üstüne getirdi. Ýþin baþýnda olay basit bir güvenlik sorunu gibi deðerlendirildi. Ancak, iç ve dýþ destekler bu meselenin hiç de öyle olmadýðýný gösteriyordu. Teröristler, 776 bin kilometrekarelik vatan coðrafyasýndan toprak isteme cesaretini gösteriyor, Kürt demeden, Türk demeden insanlarýmýzý acýmasýzca katlediyorlardý.

1990 yýlýnda Kuzey Irak'ta, Körfez Savaþý'ndan sonra baþgösteren otorite boþluðu PKK terörünü dayanýlmaz bir hale dönüþtürdü. Akýl, mantýk ve vicdan yerini acýmasýzca katliama dönüþtürüyor, kundaktaki bebelerden, hasta yataðýndaki ihtiyar dedelere ve ninelere varýncaya kadar her ýrktan ve her yaþta Türk insaný vicdansýzca boðazlanýyordu.

Türk Silahlý Kuvvetleri, ülkenin semalarýný kaplayan bu kara bulutlarý defetmek için 15 yýldan beri olaðanüstü çaba harcýyor, Devletin Hazinesi bu belâ uðruna oluk oluk para akýtýyordu.

TBMM'den start
Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel, TBMM'nin 20.Dönem 4.Yasama Yýlý'nýn açýlýþý münasebetiyle yaptýðý konuþmada aynen þunlarý söylüyordu:

"Suriye, Türkiye'ye karþý açýk bir husumet politikasý izlemektedir. PKK terör örgütüne aktif destek saðlamayý sürdürmektedir. Tüm uyarýlarýmýza ve barýþçý açýlýmlarýmýza raðmen hasmane tutumundan vazgeçmeyen Suriye'ye karþý mukabelede bulunma hakkýmýzý saklý tuttuðumuzu, sabrýmýzýn taþmak üzere olduðunu bir kere daha dünyaya ilan ediyorum."

Demirel, "G Günü" için iþareti TBMM kürsüsünden vermiþti. Cumhurbaþkaný, bu cümleleri sarfederken kendisini dikkatle izleyen milletvekillerinden çok büyük alkýþ aldý.

Cumhurbaþkaný Demirel, 2 Ekim 1998 Cuma günü Makedonya resmi ziyaretine çýkýyor, Ankara'da bir resepsiyona katýlan Genelkurmay Baþkaný Orgeneral Hüseyin Kývrýkoðlu da, Suriye'ye yönelik yaptýrýmlar konusunda gazetecilerin sorularýna, "Biz hazýrýz, Hükümetin vereceði talimatý bekliyoruz" diyordu.

Cumhurbaþkaný, Makedonya ziyaretinin ikinci gününde karayoluyla baþkent Üsküp'ten, Manastýr'a doðru hareket etti. Çok yaðmurlu bir gündü. Demirel, evsahibi Makedonya Cumhurbaþkaný Kiro Gligorov ile ayný otomobilde seyahat ediyordu. Bir süre sonra Gligorov'un memleketi olan Ýþtip'e gelindi. Orada öðle yemeði yenilecekti.

Manastýr'da Atatürk Evi'nin açýlýþ törenine katýlacak olan Türkiye Cumhurbaþkaný'na, beraberindeki görevlilerden bir telefon mesaji iletildi. Mýsýr Devlet Baþkaný Hüsnü Mübarek'in, kendisi ile görüþmek istediði belirtiliyordu. Demirel, yalnýz deðildi. Mübarek'le, böyle bir ortamda rahat konuþamayacaðýný biliyordu. Baþyaverine, "Manastýr'a gidelim, orada bakarýz" dedi. Ýkindi vakti Manastýr'a ulaþan Demirel'e orada da yeni bir telefon mesajý sunuldu. Yine Mübarek arýyordu. Demirel'le, ertesi gün hemen Ankara'da buluþmak istediðini ifade etmekteydi. Cumhurbaþkaný Demirel, maiyetindekilere þu talimatý verdi: "Kahire'yi arayalým, Sayýn Mübarek Ankara'ya 6 Ekim salý günü buyursunlar. Siz de, Ankara'ya gider gitmez çok iyi bir PKK ve Suriye dosyasý hazýrlayýn. Hiç eksik bir yaný kalmasýn."

Alýnganlýk iþareti
Mýsýr Devlet Baþkaný Mübarek, Ankara'yý hemen ziyaret etmek istiyordu. Demirel ise, zaman kazanmak taraftarýydý. O nedenle daima "Aziz Kardeþim" diye hitap ettiði Hüsnü Mübarek'in Ankara'ya iki gün sonra gelmesini arzu etti. Ankara ile Kahire arasýndaki mesaj alýþveriþi devam ediyordu. Kahire'den gelen üçüncü mesajda bir alýnganlýk ifadesi gözlenmekteydi.

Hüsnü Mübarek, bu son mesajýnda þunlarý söylüyordu: "Sayýn Demirel'i fazla meþgul etmeyeceðim. Havaalaný'nda birkaç saat görüþür, hemen dönerim." Cumhurbaþkaný Demirel ise bunun üzerine þu karþýlýkta bulunuyordu: "Aziz kardeþimi havaalanýnda karþýlayýp, kendilerini Çankaya Köþkü'nde misafir edeceðim."

Ýki ülke protokol görevlileri karþýlýklý mutabakat saðlýyor, Mýsýr Devlet Baþkaný Mübarek'in 6 Ekim 1998 günü Ankara'ya gelmesi kesinlik kazanýyordu. Demirel, programýný netleþtirdikten sonra, 4 Ekim pazar günü Elazýð'a, 5 Ekim pazartesi günü de Niðde'ye gitti. Dönüþünde Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem'le uzun bir görüþme yaptý.

Ankara 6 Ekim 1998 salý günü, tarihi günlerinden birini daha yaþadý. Mýsýr Cumhurbaþkaný Hüsnü Mübarek, gerginleþen, hatta savaþýn eþiðine gelen Türkiye-Suriye iliþkilerini düzeltmek amacýyla Ankara'ya geldi. Cumhurbaþkaný Demirel, bu kadim dostunu saat 13.45'te Esenboða Havaalaný'nda bizzat karþýladý. Ýki devlet baþkaný helikopterle Çankaya Köþkü'ne hareket etti.

Cumhurbaþkaný Demirel, Hüsnü Mübarek ve beraberindeki heyeti tarihi Köþk'ün mavi salonunda öðle yemeðine aldý. Ýki Devlet Baþkaný yanyana oturuyor, ama fazla konuþmuyordu. Hüsnü Mübarek, sýkýlmýþ olacak ki yaný baþýndaki Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem'le sohbete baþladý. Demirel, çok önemli devlet iþlerinin yemekte konuþulmasý taraftarý deðildi. O nedenle, böyle bir manzaraya tanýk olundu.

Türk ve Mýsýr heyetleri yemekten sonra Cumhurbaþkanlýðý makamýndaki "Kýrmýzý Salon"a geçtiler. Saat 15.15'te baþlayan toplantýnýn 16.15'te tamamlanmasý planlandý. Türkiye tarafýný Cumhurbaþkaný'nýn yaný sýra Baþbakan Mesut Yýlmaz, Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem, Cumhurbaþkaný'nýn Dýþiþleri Danýþmanlarý Feridun Sinirlioðlu ile Mehmet Ali Bayar ve Dýþiþleri Bakanlýðý yetkilileri temsil ediyordu. Mýsýr heyetinde ise Cumhurbaþkaný Hüsnü Mübarek'in yaný sýra Dýþiþleri Bakaný Amýr Musa ile beraberlerindeki bir resmi heyet bulunmaktaydý.

Türkiye Cumhurbaþkaný tam karþýsýnda oturan konuðuna hitaben þu sözleri söylüyordu: "Buyrunuz, sizi dinlemeye hazýrým." Mýsýr Devlet Baþkaný Mübarek de, Demirel'e þu karþýlýkta bulundu: "PKK terör örgütü konusundaki feveranýnýzý çok iyi anlýyorum. Sabrýnýzýn taþtýðýný biliyorum."

Çankaya Köþkü'nde, kapalý kapýlar ardýnda Mýsýr heyetine bir saat boyunca PKK terörü anlatýldý. Bu arada Suriye'nin sözkonusu terör eylemine nasýl arka çýktýðý belgelerle izah edildi. Devlet iþlerinin biraz önceki yemekte konuþulmasýna fýrsat vermeyen Demirel, çok kesin ifadelerle Türkiye'nin tavrýnýn ne olduðunu ve bundan sonra neler olabileceðini Mýsýr Devlet Baþkaný'na ayrýntýlý bir þekilde anlattý.

Mübarek'in sözleri
Mýsýr Devlet Baþkaný Mübarek, Kýrmýzý Salon'da konuþmasýný þöyle sürdürdü:"Önce Suudi Arabistan'a gittim. Oradan Þam'a geçtim. Çok þaþýrdým, acaba bilmediðimiz ne oldu da, kardeþimiz Demirel, böyle bir konuþma yaptý. Gittim, Suriyelileri dinledim. Dehþete düþmüþ vaziyetteler. Sakýn yanlýþ anlama, ben burada Suriye'yi müdafaa etmek için bulunmuyorum. Þunu söylemek istiyorum: Bu gerginlik, silahlý bir çatýþmaya dönüþmesin. Çünkü bölgede daha büyük sorunlara yol açar. Ben, üstüme düþeni yapýyorum. Yapmaya da devam edeceðim. Suriye'yi, mevcut siyasetinden caydýrmak için uðraþýyorum. Burada önemli olan Arap kamuoyunun yanlýþ oluþmamasý. Türkiye, Suriye'ye, Ýsrail baskýsý ile mi tavýr alýyor? Diplomasi sonuna kadar kullanýlmalýdýr."

Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel, karþýsýndaki muhatabýný büyük bir dikkatle dinledikten sonra þu karþýlýkta bulundu: "Türkiye'nin, Arap ülkeleriyle hiçbir sorunu yok. Olmaz da. Arap kardeþlerimiz, Türkiye'nin, herhangi bir ülkeyi tepelemesi için Ýsrail'e ihtiyacý olmadýðýný da çok iyi bilirler. Suriye, Türkiye'ye dolaylý bir savaþ ilan etti. Kayseri, Türkiye'nin çok önemli bir merkezi. Her gün oradan askere gitmiþ pek çok þehit veriliyor. Halk, bugünlerde o þehrimizde infial içinde. Türk kamuoyu bu iþlerin Þam'dan idare edildiðini biliyor. Ýdare edenin de Þam'da barýndýrýldýðýný biliyor. Türk insanýnýn artýk tahammülü kalmadý. Yýllardan beri Araplara diyorum ki, Suriye'ye verdiðiniz destek, insanlarýn öldürülmesine verilecek destektir.

Partilerüstü bir Cumhurbaþkanýyým. Bunu, TBMM'den milletime ilan ettim. Gerginliði çýkaran biz deðiliz. Gerginlik, bizim insanlarýmýzýn katledilmesinden kaynaklanmaktadýr. Size, somut taleplerimizi içeren bir dosya sunuyorum. Beni dinlediðiniz için teþekkür ederim."

Rota, Þam'a çevrildi
Kýrmýzý Salon'daki tarihi toplantýnýn sonuna gelindi. Konuþmalar, þöyle baðlandý:

Hüsnü Mübarek: Feveranýnýzý çok iyi anlýyorum. Sabrýnýzýn taþtýðýnýn farkýndayým. Diplomasiyi zorlayalým. Ýki ülke Dýþiþleri Bakanlarýný biraraya getireyim. Karþýlýklý bütün meselelerinizi ortaya koyun.

Süleyman Demirel: Bu mesele, baþka hiçbir konu ile ilgili ve ilintili deðildir. Bir tek konu var, o da terördür. Bizim taleplerimiz konuþulacaksa, varýz. Böyle toplantýlardan sonuç çýkmaz.

Mesut Yýlmaz: Sayýn Cumhurbaþkanýmýzýn ifadelerini Hükümet olarak destekliyoruz. Türkiye kararlýdýr. Suriye'nin, taleplerimize cevap vermesi þarttýr.

Süleyman Demirel: Maðdur olan Türkiye'dir. Bu itibarla, þekil önemlidir. Size, dosya ve talepleri verdim. Bu dosyayý Hafýz Esad'a götürüp, kararlýlýðýmýzý söylerseniz memnun olurum.

***

Cumhurbaþkaný Demirel ile Mýsýr Devlet Baþkaný Hüsnü Mübarek'i taþýyan helikopter saat 16.15'te Muhafýz Alayý pistinden havalandý. Mübarek, Ankara semalarýnda iken Türkiye'nin taleplerini ertesi gün Hâfýz Esad'a ulaþtýracaðýný ifade ediyor, Demirel ise tâviz vermez bir þekilde konuðuna olayýn muhtemel sonuçlarýný anlatýyordu.

Cumhurbaþkanlýðý helikopterinin tekerleri saat 16.30'da Esenboða Havaalaný pistine deðdiðinde, Mýsýr Devlet Baþkaný Mübarek karar deðiþtiriyor, iþin çok acil olduðunu anlýyor, herhangi bir zaman kaybýna meydan vermemek için uçaðýnýn Kahire'ye göre planlanmýþ rotasýný Þam'a çevirtip, Demirel'le vedalaþýyordu.

TÜRKÝYE'NÝN SURÝYE'DEN SOMUT ALEPLERÝ
Ankara, 6 Ekim 1998

Suriye ile iliþkilerimizin normale avdet edebilmesi için Suriye'nin uluslararasý iliþkilerin temel norm ve kurallarýna uymasýný ve aþaðýda sýralanan somut taleplerimize olumlu cevap vermesini bekliyoruz.

Buna göre:

* Türkiye-Suriye iliþkilerinin Suriye'nin terörizme verdiði destek nedeniyle ciddi biçimde zarar gördüðü gerçeðinden hareketle, Suriye'nin bazý yükümlülükleri bulunduðunu resmen kabullenmesini ve terörizme destek konusunda bugüne kadar sürdürdüðü tutumunu terketmesini istiyoruz. Bu yükümlülükler, esas itibariyle, teröristlere destek verilmemesi, sýðýnma imkaný saðlanmamasý, mali yardýmda bulunulmamasý hususlarýnda resmi bir taahhüdü içermelidir. Suriye ayný zamanda PKK eylemcilerini yargýlamalý ve PKK elebaþýsý Abdullah Öcalan ile iþbirlikçilerini Türkiye'ye iade etmelidir.

* Bu çerçevede, Suriye,

* Kontrolü altýndaki topraklarda terörist eðitim kamplarý kurulmasýna ve iþletilmesine izin vermemelidir.

* PKK'ya silah temin etmemeli, lojistik malzeme desteðinde bulunmamalýdýr.

* PKK üyelerine sahte kimlik kartlarý düzenlememelidir.

* Teröristlerin Türkiye'ye resmi yollardan girmelerine ve diðer yollardan sýzmalarýna saðladýðý yardýmý kesmelidir.

* Terörist örgütün propaganda faaliyetlerine izin vermemelidir.

* PKK'nýn, Suriye topraklarýndaki tesis ve mahallerde faaliyette bulunmasýna imkan saðlamamalýdýr.

Teröristlerin üçüncü ülkelerden (Avrupa, Yunanistan, Güney Kýbrýs, Ýran, Libya, Ermenistan) Kuzey Irak'a ve Türkiye'ye geçiþlerine imkan tanýmamalýdýr.

* Bunlara ilaveten Suriye'den terörizme karþý mücadele kapsamýndaki bütün faaliyetlerde iþbirliði içinde bulunmasý beklenmektedir.

* Ayrýca, Suriye, Arap Ligi'ne üye ülkeleri Türkiye aleyhine kýþkýrtma giriþimlerinden vazgeçmelidir.

* Bütün bu hususlarýn ýþýðýnda, Suriye bu eylemlerinden derhal vazgeçmediði takdirde, Türkiye, doðacak bütün sonuçlarýyla meþru müdafaaya baþvurma ve can ve mal kaybýndan doðan zararlarýnýn tazminini her þart altýnda talep etme hakkýný saklý tutmaktadýr. Esasen, tüm bu görüþlerimiz 23 Ocak 1996 tarihinde diplomatik kanallardan Suriye'ye iletilmiþ bulunmaktadýr. Ancak, uyarýlarýmýza bugüne kadar kulak asýlmamýþtýr.

Çankaya'dan Tarihe Tanýk Olmak
Türkiye'nin 9.Cumhurbaþkaný Sayýn Süleyman Demirel, Çankaya Köþkü'nde sürdürdüðü görevinin altýncý yýlýný 16 Mayýs 1999 tarihinde tamamladý. 2192 günlük bir zaman diliminde Sayýn Demirel, baþdöndürücü bir performans sergileyerek ülkeyi yönetti. Adeta zamana karþý yarýþan, bir baþka ifadeyle zamaný saniyesine, hatta salisesine kadar deðerlendiren Sayýn Demirel, Çankaya Köþkü'ne bu süre içinde bir baþka üslžp ve bir baþka yöntem taþýdý. Sayýn Demirel'le birlikte Cumhurbaþkanlýðý bürokrasisi adeta hükumet gibi çalýþmaya baþladý. Siyaset yýllarýnda yediden yetmiþe herkesin hâcet kapýsý olan Sayýn Demirel, ayný misyonunu Cumhurbaþkanlýðý Köþkü'nde de sürdürdü. Olaðan þartlarda sabah saat 9.00'da baþlayan mesaisini akþam saat 20.00'de noktalarken, olaðanüstü durumlarda 24 saatin kendisine yetmediðini gördü. Sayýn Demirel, altý yýl içinde tam 108 bin 321 kabul gerçekleþtirdi, 876 defa basýn mensuplarýyla görüþtü, 263 defa Baþbakan, 197 defa da Genelkurmay Baþkaný'ný kabul etti. Yurtiçi ve yurtdýþý gezilerinde tam 904 bin 997 kilometre yol katetti. Çeþitli vesilelerle 1879 konuþma yaptý. 355 temel attý, 934 açýlýþ gerçekleþtirdi.Sayýn Cumhurbaþkaný altý yýllýk görev süresinde daima ülkenin denge unsuru oldu. Siyaset yýllarýndaki en büyük rakibi Sayýn Bülent Ecevit'i Baþbakan olarak atayýp, kendisiyle çok uyumlu bir çalýþma sergiledi. Bu ezel” rakip dahi Sayýn Demirel'in Cumhurbaþkanlýðý görevini büyük bir tarafsýzlýk ve liyakatla yapmakta olduðunu her vesile ile tekrarladý. Sayýn Süleyman Demirel, 16 Mayýs 1993'ten bu yana koalisyonlarla yönetilen ve sýk sýk hükümet krizlerinin yaþandýðý ülkemizde Devletin çarklarýný hiç aksatmadan iþletti. Ýki yýl önce Ege Denizi'ndeki Kardak Adasý nedeniyle patlak vermek üzere olan muhtemel bir Türk-Yunan savaþýný basiretli bir manevra ile önledi. Bu manevralar sýrasýnda ülkenin saygýnlýðýna aslâ gölge düþürtmedi. Doðu'daki komþumuz Ýran'a yönelik askeri operasyonu da ayný kararlýlýkla son anda önledi. Cumhurbaþkanýmýz Sayýn Demirel, geçtiðimiz ekim ayýnda baþlayýp, bu yýlýn 15 Þubat günü mutlu sonla tamamlanan "Apo Operasyonu"nu Çankaya Köþkü'nden bizzat yönetti. 15 yýldan beri ülkemizin kanayan yarasý haline dönüþen PKK terörüne en büyük darbenin vurulmasýnda birinci dereceli rol üstlendi. Asker ve sivil yetkilileri bir büyük beceri ile motive etti. Dýþ temaslarý yürüttü ve Abdullah Öcalan'ýn önce Suriye'den kovulmasý, ardýndan da Kenya'da yakalanmasýný gerçekleþtiren büyük operasyonun baþkanlýðýný yaptý.Gazeteniz SABAH, bugün yayýn lamaya baþladýðý bir yeni yazý dizisiyle tarihe tanýklýk ediyor. Bir yandan Sayýn Demirel'in altý yýllýk görevi süresince meydana gelmiþ çok önemli olaylarýn perde arkasýný gün ýþýðýna çýkarýrken, bir yandan da Apo Operasyonu'nun nefes kesici gizli sayfalarýný aralýyor. Arkadaþýmýz Hulžsi Turgut, Türkiye tarihinde çok önemli bir yer tutan bu sýcak günlerin öyküsünü aylar süren bir çalýþmadan sonra sizlere sunuyor. Saygýlarýmýzla.

Hulžsi TURGUT


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr