Para piyasalarında kabus gibi bir hafta yaşandı. Hükümet kuruldu, protokolden rahatsız edecek bir sonuç çıkmadı. Ama yine de faizler yükseldi. Dövize talep geldi. Piyasalar siyasi belirsizliğin bittiğine bile sevinemedi...Çünkü piyasa, 600 trilyonu aşan vergi ödemeleriyle 2 milyar dolara tırmanan nakit açığının içine düştü. Gecelik faiz yüzde 95'e fırladı.
Piyasa TL darlığını, yüksek faiz olarak zaten çok uzun süredir çekiyor. Darlık bu kez dövizde de başladı. Dolar faizi yüzde 20'ye çıktı. Faizlerin yüzde 90'ı vurduğu dönemde hayati önem taşıyan açık pozisyonların bir kısmı 'mecburen' kapatıldı. Merkez Bankası haftanın iki günü piyasada döviz satarak talebi karşılamaya çalıştı. Döviz alımları karşılığında verilen TL, gecelik faizi daha da yükseltti...Bu durum, haliyle bono faizlerini de etkiledi. Bileşik faiz yüzde 94'ten yüzde 97'ye çıktı.
Dövizdeki darlığın nedeni büyük ölçüde vadesi gelen sendikasyon kredilerinden kaynaklandı. Krizden beri yüzde 65'e gerileyen borcu yenileme oranıyla azalan döviz likiditesi, yüksek faiz nedeniyle açık pozisyona ağırlık verilmesiyle iyice daraldı. Geçen ay 400 milyon dolarlık sendikasyon ödemesi yapıldı. Bankalar yenileme için piyasalarda. Ama giriş Haziran'a sarktı. Haziran'da da 560 milyon dolarlık ödeme var. Dövizin bollaşması için yurtdışı kaynak girişinin ve banka limitlerinin açılması gerekiyor.
TL'de ise durum büyük ölçüde Hazine'nin pazartesi 2.5 katrilyonluk iç borç geri ödemesini karşılamak için açıklayacağı programa bağlı. Bu arada gelecek hafta asgari 500 milyon dolarlık tahvil ihracı için de somut adım bekleniyor. Haziran'da yapılacak 1.4 milyar dolarlık dış borç ödemesinin rahat karşılanması için miktarın artması gerekli.