kapat

23.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber Ýndeksi
Yazarlar
Günün Ýçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Ýþte Ýnsan
Astroloji
Reklam
Sarý Sayfalar
Arþiv
Hazýrlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ.
NEBÝL ÖZGENTÜRK(nebilo@sabah.com.tr )


Halet Haným da hiç uslanmýyor!

Þimdi 90 yaþýnda olan Nail Çakýrhan, yine dur durak demeden bütün Ege'yi "Çakýrhan Mimarisi"yle süsleyip dururken, 85 yaþýndaki eþi Halet Haným da Adana Karatepe'deki yeraltý zenginliðini su yüzüne çýkarmakla haþýr neþir!

Nail Bey gibi Halet Haným da hiç uslanmýyor! Evet, evet.. Meðer, dünyaca ünlü "Aða Han Mimarlýk Ödülü" sahibi Nail Çakýrhan gibi arkeolog eþi Halet Çambel de uslanmýyormuþ hiç!

Durun, durun!

"N'oluyoruz, kim bu Nail Bey ve Halet Haným" demeyin hemen..

Yazýnýn devamýný okumaya niyetliyseniz, bu bulmaca gibi giriþin ayrýntýsý ortaya çýkacak merak etmeyin..

Hatýrlayanlar vardýr umarým..

Birkaç ay önce yine bu sütunlarda "Nail Bey hiç uslanmýyor!" baþlýklý bir yazý vardý.. O yazýda demiþtik ki..

"Adam gibi adamlarý ne çok özlemiþiz.. Ama onlar ortada görünmekten hoþlanmýyorlar, mütevazý dünyalarýnda bir baþýna, þova ve gürültüye dalmadan yaþayýp gidiyorlar, hemen hemen her kesimde her meslekte varlar ama ayrý bir kavim gibi 'kirlilik dairesi'nden uzakta kalmaya çalýþýyorlar. Yaptýklarý, ettikleri, ülkeye kâr kalýyor, kendileri ise bundan nemalanmýyor, 'bu bana yeter'le yetiniyorlar! Ýþte, Nail Çakýrhan. Bu ülkenin, sýradýþý ama adam gibi adamlarýndan biri.. Diplomasýz bir mimar olarak 'dünya çapýnda bir mimarlýk ödülü'nün sahibi! Belki de Türkiye'nin görüp görebileceði 'en büyük' ödülü, Aða Han Mimarlýk Ödülü'nü, bileðinin hakkýyla kazanmýþ bir ademoðlu.

Peki, þimdi, 90 yaþýnda olan Nail Çakýrhan'ýn, þu an bir müze inþaatýný tamamlamak üzere olduðunu ve O'nun, 30'unda neyse, 90'ýnda da hiç deðiþmediðini biliyor musunuz?.. Yaþý baþýný çoktan almýþ olan ama gýrgýrýyla, hayata bakýþ açýsýyla hep genç kalan, beyin damarlarýndaki kaný, delikanlý hýzýyla akan dostum Nail Abi, geçenlerde telefon edip Müze'nin açýlýþýna davet etti beni.. Ama telefonda konuþurken o kadar çok belli ediyordu ki telaþýný; bir eli çimentonun harcýnda, gözü de inþaatýn ayrýntýlarýnda, kim bilir 'daha ne yapabilirim' diye düþünüyordu belki? Çakýrhan, eþi, arkeleog Halet Haným'la birlikte elele vermiþ dostlarýný karþýlamaya hazýrlanýyor þimdi."

***

Evet, yazý böyle sürüp gidiyordu.. Daha sonra sözkonusu müzenin açýlýþý yapýldý, eski-yeni dostlar biraraya geldi, kadehler kalktý, konuþmalar yapýldý ve tören tamamlandý.. Evli evine, köylü köyüne döndü..

Nail Çakýrhan'ýn eþi Halet Çambel de eþine "tam destek" vermenin rahatlýðýyla birkaç gün sonra Ýstanbul'a döndü...

Ve sonra..

Ýstanbul'a, "havasýna, suyuna" fazla tahammül edememiþ olacak ki, yine 65 yýldýr mekan eylediði "kürkçü dükkaný"na döndü.. 1935 yýlýndan bu yana "kazýp, tarihimizi aydýnlattýðý" Karatepe'ye..

Düþünün ki, Türkiye'nin ilk kadýn arkeologu Halet Çambel, 85 yaþýna aldýrmadan yine daðýn baþýndaydý! Ve 17'sinde olduðu gibi..

Þimdi, durum böyleyken, Halet Haným için "bir türlü uslanmýyor" demeyelim de ne diyelim!

Telefonda soruyorum..

"Yahu Halet abla yorulmuyor musun? Artýk kendini emekliye ayýrmayacak mýsýn?"

Malum fýkrayý anlatarak cevaplýyor..(Kazýevindeki minik odasýndadýr o sýrada)

Çocuk eve giren hýrsýzý yakalamýþ babasýna sesleniyor..

"Baba hýrsýzý yakaladým ne yapayým?" Babasý "býrak gitsin oðlum!" demiþ..

Çocuk bu kez; "Baba ben býrakýyorum da o beni býrakmýyor þimdi de!"

Yani iþin özü, Halet Çambel'in Adana Karatepe'deki kazý araþtýrmasýný býrakacak durumu yok! Çünkü kazýnýn biteceði de yok.. Onlarca medeniyete beþiklik etmiþ Anadolu'da kazý biter mi ve böyle bir coðrafyada arkeolojiye soyunan biri hiç emekli olur mu? Hele hele, Halet Haným gibi tutku derecesinde iþine dört elle sarýlan, binlerce öðrenci yetiþtiren ve "yarýþý hiç býrakmayan" bir arkeolog olacaksýn da emeklilikten sözedeceksin.. Bu mümkün mü?

Bu arada, diþiyle týrnaðýyla ve gelip geçen yüzlerce öðrencisiyle tamamladýðý Adana Açýk Hava Müzesi"ni gözü gibi koruma derdi de var tabii ki Halet Haným'ýn.. Öyle ya, o müzeyi oluþturana dek "o kadýn" haliyle, o gözler neler gördü neler..

Mesela; Ýstanbullu'dur ya, zamane köylüleri, memleket meselelerini ve havadislerini yýllar boyu ondan dinlemiþ.. Kadýndýr ya, köylük yerlerde hem saygý görmüþ hem de sevgi.. Fakat, kadýn ve þehirlidir ya, yöre sakinleri her zamanki alýþkanlýklarýyla onu hep kantocu sanmýþlar! Bir de kalabalýk bir kazý grubunu yönetiyor ya, kimileri de "yüzbaþý" sanmýþ! Bazen de eþkiyalar yolunu kesmiþ ama onlar da saygýda kusur etmemiþ! Kýsaca, eðrisiyle doðrusuyla ama hep güzel anýlarla dolu bir 65 yýl geçirmiþ daðlarda Halet Abla.. Nail Çakýrhan'la evliliði ve birlikte göðüsledikleri sýkýntýlar da ayrý bir konu..

Özetliyelim biraz..

***

Halet Haným, Paris Sarbonne'daki arkeoloji eðitimini tamamladýktan sonra Ýstanbul Üniversitesi'nde asistanlýða baþlar.. Bu arada yakýn dostu Minâ Urgan sayesinde (o zamanlar) þair ve yazar Nail Çakýrhan'la tanýþýr..

Çakýrhan ve Çambel, 1940'lý yýllarýn baþýnda evlenmeye karar verir...

Ancak Atatürk'ün yakýn arkadaþlarýndan baba Hasan Cemil Çambel, bu evliliðe þiddetle karþý çýkmaktadýr...

Neden mi? Cevabý, Nail Bey'den..

"Hasan Bey, o zamanki siyasi düþüncemden olsa gerek kýzýyla evlenmemi istemiyordu. Ancak Halet'le ben, birbirimizi çok seviyor ve evlenmek istiyorduk. Ýzin koparamayýnca izimizi kaybettirdik. Acil evlenme raporu çýkartarak bir arkadaþýmýzýn evinde gizlice nikahlandýk. Saklandýðýmýz eve evlilik memurunu çaðýrmýþtýk. Nikahlandýktan sonra ortalýða çýktýk ama ailenin bize karþý küskünlüðü yýllarca sürdü."

Halet Haným'la Nail Bey'in hayat arkadaþlýðý, daha sonra iþ arkadaþlýðýna da dönüþür. Adana Açýkhava Müzesi'nin yapým çalýþmalarý sürerken, bir gün müze inþaatýný yapan müteahhit iþi býrakýr.. Halet Haným'dan kocasýna iþ daveti! Gel inþaatýn baþýnda dur..

O güne kadar bir tek çivi bile çakmamýþ olan Çakýrhan, birkaç inþaat kitabý karýþtýrýr, birkaç inþaat ustasýyla konuþur ve iki yýl boyunca müze inþaatýna nezaret eder.

Ýnþaat sýrasýnda kendince fikirler üretip farklý inþaat teknikleri kullanýr ve Müze'nin tamamlanmasýný saðlar. Bu arada projenin dýþýna çýkýp estetik boyutlar da katar Müze'nin dýþ görünüþüne...

Ve yýllar geçer, Halet Haným sayesinde kýyýsýndan köþesinden inþaat iþine bulaþan Nail Bey, Muðla Gökova'da yerel mimariden esinlenerek bir ev yapar ve malžm ödülü kazanýr..

***

Evet, özetle dostlar, þimdi 90 yaþýnda olan Nail Çakýrhan, yine dur durak demeden bütün Ege'yi "Çakýrhan Mimarisi"yle süsleyip dururken, 85 yaþýndaki eþi Halet Haným da Adana Karatepe'deki yeraltý zenginliðini su yüzüne çýkarmakla haþýr neþir!

Ýnanýr mýsýnýz, bu ikisi hiç iflah olmayacak, uslanmayacaklar bir türlü. Onlara son bir söz Ege þivesiyle;; "Nail emmi, Halet Abla, Býrakýn gençler yapsýn gayrý! Daha ne ettireceseniz bu iþleri be ya!"

Tarih yalan söylemez!
HÜCRELERÝMÝZE kadar siyasete bulaþtýðýmýz.. Ortalýðýn tozdan dumandan görülmediði.. Amerikan vatandaþý ve bizleri "refaha" kavuþturup, "faziletli" yapacak" haným milletvekillerimizin esip gürlediði.. Ve eski bir "Baþbayan"ýn "Türkiye tarihinin akýþý Menderes döneminde deðiþti, biz onlarýn devamýyýz!" dediði bugünlerde..

Biraz eski defterleri karýþtýrmak istedim.. Kitaplýðýma þöyle bir uzandým, bu ülke neler görmüþ, geçirmiþ diye bir kez daha merak ettim ve yakýn tarihimize iliþkin bir kitabý elime aldým.. (Türkiye'de Gericilik- Çaðlar Kýrcak)

Okudum ve gördüm ki, "bugünler" daha "o günler"den belliymiþ..

Ve tarih, her zamanki gibi tekerrürden ibaretmiþ!. Benimkisi sadece hatýrlatmak caným.. Hem de kýsa kýsa..

Ekim, 1950'de, DP'li Milli Eðitim Bakaný imzayý çakýyor.. Okullarda din dersleri zorunludur! Mart 1952.. Demokrat Parti milletvekillerinin bir kýsmý Meclis'te yaptýklarý konuþmada, "Tanrý'nýn ve Kur'anýn iradesini tüm olarak kabul etmek gereklidir. Laiklik, züppelikten baþka bir þey deðildir!"

1954 seçimleri öncesi.. DP'li milletvekilleri Said-i Nursi'yi ziyaret edip saygýlarýný bildiriyorlar, ayný günlerde Menderes Afyon'da Nurcular tarafýndan, minareye asýlmýþ, hilafet ve saltanatý simgeleyen iki tuðralý yeþil bayrakla karþýlanýyor, Menderes onlara tebessüm edip selam gönderiyor! Ayný kampanyada Fevzi Boyar adýndaki Ödemiþli bir vaiz camiden sesleniyor;

"Demokrat Parti'nin yapacaðý mitinge katýlmayacak olanlar ve muhalif partilerin üyeleri(yani CHP'liler) kafirdirler" Vaiz "dini siyasete alet ettiði" gerekçesiyle 10 ay hapse mahkum olur ancak nedense hapse atýlmaz. Ve D.P seçimleri kazanýr. Hemen ardýndan DP'li milletvekilleri Ödemiþli vaizin baðýþlanmasý için bir önerge verir... Ve vaiz hapishane kayýtlarýna hiçbir zaman geçmez! Aðustos 1957.. Menderes, Bartýn'da halka hitap ediyor; "Allah münafýklarýn þerrinden hepinizi korusun! Bir ay sonra Adana'da yaptýðý konuþmada ise coþuyor;"Ýstanbul'u ikinci Mekke, Eyüp Sultan Camii'ni de ikinci bir Kâbe yapacaðýz!" Ve Kayseri konuþmasý;;"DP iktidarda olduðu 7 yýl içinde 15 bin cami yaptýk!"

Evet, þimdi bir öneri..

Eski defterler deyip geçmeyin.. Zaman zaman sayfalarý çevirin!

Yazarlar sayfasýna geri gitmek için týklayýnýz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr