|
|
ALİ ŞEN(alisen@sabah.com.tr
)
|
  
Bacasız sanayi batıyor
Özerk Tanıtma Kurulu ile Ulusal Turizm Kurulu oluşturmanın zamanı geldi de geçiyor. Turizm Bakanı Ahmet Tan hemen bu konuya el atmak zorunda.
Bacasız sanayi diye tabir edilen turizm, en kötü yılını yaşıyor. Turizm sektöründeki gidişatı yılın ilk 4 aylık toplam verileriyle açıklamaya çalışmak ve düşüşün bir önceki yıla göre yüzde 15 olduğunu açıklamak turizmin gerçek durumunu yansıtmıyor. Ocak ve Şubat aylarında turist artış sayıları hep yanıltıcıdır. Akdeniz ülkelerine gitmeye alışmış özellikle 3. yaş grubu, Türk tur operatörleri, Türk Özel Havayolları ve konaklama tesislerimizin, bedava denecek çok ucuz fiyatlarıyla, zarar ederek getirdikleri yolculardır.
Sezon başlangıcı olan Nisan ayında Antalya yöremize inen uçak sayısında yüzde 51, gelen yolcu sayısında yüzde 59'luk eksilme olmuştur. Eldeki veriler turizm sezonunda yüzde 45 civarında eksilme olacağını göstermektedir. 180 milyon turistin tatil yaptığı Akdeniz çanağında Türkiye 9 milyonla sadece yüzde 5 paya sahiptir. Yılda yüzde 10'luk eksilme 2 milyar dolarlık kayba neden olmaktadır. Kışın açık olan birçok otel kapatılırken, sezona ilk girişte sayısız otel açılmamıştır. 50 bin dolayında yeni işsiz oluşmuştur. Yüzbinlerce esnaf ve sanatkar feryat etmektedir. 300 otel satışa çıkmıştır.
Avrupa Birliği ülkeleri, Avrupalılar'ın Avrupa'da tatil yapmalarına gayret etmektedirler. Kendi turizm ürününü yurtdışında ağırlıklı olarak kendisi pazarlayan ve kendisi taşıyan tek ülke Türkiye'dir. Son yıllarda turizmdeki başarımız da bu modelden ve Avrupa'da sayıları 20 civarında olan Türk tur operatörlerinden kaynaklanmaktadır. Bunlar, yolcularını büyük oranla Türk uçak şirketleri ile taşımaktadır. Yabancı tur operatörleri özellikle kriz dönemlerinde Türkiye'yi vitrinlerine koymaktadırlar.
Avrupa'da pazarlama yapan tur operatörlerimize ve Türk uçak şirketlerimize sahip çıkmak onların rekabet güçlerini arttırmak, ayakta kalmalarını temin etmek, ekonomimizin 37 yan sektörünü besleyen ve 35 milyar dolarlık yatırım yapılmış turizm sektörümüzün menfaati olarak, bu sektörü kurtarmak kamunun görevidir. Türkiye'de dolar kredi faizi yüzde 30'lara çıkmıştır. Devlet, özellikle on yıldan beri büyük başarılar elde etmiş olan sektöre ve kendi kuruluşlarına inanmalı, güvenmelidir.
Ne yapılmalı?
Derhal tanıtım seferberliği başlatılmalıdır. Güzel ülkemizin imajı kötüdür. Bu yüzden siyasal tanıtım çok mühimdir. Zaman, zaman sadece yabancı gazeteci gruplarını davet etmek meseleyi çözmez. Sürekli faaliyet gösterecek, yeterli finans gücü olan, Özerk Tanıtma Kurulu oluşturulmalıdır. Turizm Bakanı ve özel sektör temsilcilerinin de yer alacağı ekonomik ve sosyal konseyde, Türk turizminin yeni yüzyılda gelişmesini planlayacak, uygulamaları düzenleyecek Ulusal Turizm Kurulu hemen kurulmalıdır. Turizm işletmelerimiz ve hava taşıyıcılarımız ihracatçı sayılmalı, Eximbank'tan işletme kredileri verilmelidir. KDV yüzde 10 oranına indirilmelidir. Bu şirketlerimizin kapasitelerini muhafaza etmeleri için finans sorunları çözülmeli, orta vadeli kredi imkânları tanınmalıdır. En az beş yıl için yakıt ve meydan hizmetlerinde ciddi indirimler sağlanarak sektör desteklenmelidir. Bu yazdıklarım yapılmadığı takdirde, daha evvel özel havayolu şirketi sahibi olarak, çekilen sıkıntıları bildiğim için bu sektörlerin bir daha ayağa kalkması imkânsız hale gelecektir.
Avrupalı Türk ihraç ürünlerine ambargo koyuyor. İnsana ambargo koyamadığı için Türkiye'ye gidecek turisti korkutuyor. Avrupalı kötü niyetli. Uzun yıllar Avrupa'da kalmış, gazetecilik yapmış, dünyayı bilen Turizm Bakanımız Ahmet Tan ile konuştum. Turizm konularına tamamen hakim olmuş. Böyle bir kişinin bugün Turizm Bakanı olmasını, turizmcilerin bir şansı olarak görüyorum.
Ecevit istemiyor mu?
Ecevit'i severim. Ülkemize lazım olduğunu düşündüğüm için siyasi yasakların kalkması yönünde verdiği mücadelede yanında oldum. Gorbaçov'un helikopterini kendisine tahsis etmiştim. Güçlü ve istikrarlı bir hükümet kurulması için erken seçim yapıldı. Dış sorunlar, özellikle Kosova savaşından sonra Türkiye'nin önüne gelecektir. Piyasa kan ağlıyor, işsizlik büyüyor, kepenkler kapanıyor. Artan işsizlik, çok azalan ihracat, iç ve dış borçların karşılanmasını güç duruma getiriyor. Ülke geçici bütçe ile yönetiliyor. 1999 yılı tahmini bütçesi 27.7 katrilyon öngörüldü. Geçen yıl bütçe 3.5 katrilyon açık vermişti. Bu yılın ilk 4 ayındaki bütçe açığı 3.5 katrilyon oldu. Özelleştirme sanki unutuldu. Bütün bu sorunların altından kalkacak güçlü başbakan olarak herkes Ecevit'i istiyor. Acele etmeden çabuk bir hükümet kuracağına, MHP ile hemen yakınlaşacağına, onların gönüllerini kırdı. Meclis'te yarışan iki adaydan birisi muhtemel ortağın, diğeri de 4. partinin üyesiydi. Ecevit burada da gönül kırdı. Gönül kırmalarla başlayacak bu ortaklığın yürümesi MHP'lilerin iyi niyetine bağlı. Ecevit'i hepimiz seviyoruz. Etrafına bir sevgi, zırh çemberi koyduk. Bütün bu sorunları gören Ecevit galiba başbakan olmak istemiyor.
Bundestag'da Anadolulu Alman
Türkiye, Almanya Parlamentosu Yeşillerin Meclis Grubu İç Politika Sözcüsü ve Türk-Alman Parlamento Komisyonu Başkanı Cem Özdemir'le çok sıkı bir işbirliğinde olmalıdır.
34 yaşında, anne-babası Türk, Almanya doğumlu Cem Özdemir sosyal pedagog ve çevreci. 18 yaşında Alman vatandaşlığına geçtiğinden itibaren hep politikanın içinde olmuş. Kendisini "Anadolulu Schwabe" diye tanıtır. Türk için Osmanlı ne ise Alman için de Schwabe odur. Ondan dolayı kendisini Anadolu Almanı olarak tanımlıyor. Geçen hafta Almanya'da telefonla kendisi ile yaptığım görüşmeden çok mutlu oldum. Alman dostlardan Cem hakkında bilgi istedim ve duyduklarımdan keyif aldım.
Almanya'da, 7.4 milyon yabancı, çok kültürlülük, sevgi ve barış içinde yaşamaya gayret ediyor. Sürtüşmeler olmadan beraber yaşamak zor. Böyle bir ortamda Cem Özdemir'in yükselişini büyük bir takdirle karşıladım. Orada doğup, büyümesine rağmen çok güzel Türkçe konuşuyor. Cem, Dışişleri Bakanı Jochka Fischer'in Türkiye için düşündüklerini bana faks ile bildirdi. Okumaktan memunun oldum.
Eski taksi şoförü, yüksek tahsili olmayan Almanya'nın ilk Dışişleri Bakanı Fischer, Türkiye'nin Avrupa'ya tamamiyle entegre olmasını ve eksikliklerin giderilmesini istiyor, 51 yaşındaki Fischer, Yeşiller'de politikaya Cem Özdemir ile başlamış. Hessse eyaletinde 1985 yılında göreve geldiği Enerji ve Çevre Bakanlığı'nda başarılar elde etmiş. Bugün Almanya'nın Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak Birleşik Avrupa fikrinin büyük savunucusu, temelinde ulusal veya etnik devlet değil, birleşmiş ya da supra-nasyonal Avrupa'yı istemektedir. İçinde de demokrasiye uyan, insan hakları ihlalleri yapmayan Türkiye'yi istiyor. Dışişleri Bakanı Fischer göreve başladığında Almanya'nın dış politikasının aynen süreceğini sadece Türkiye'ye yönelik dış politikasını müspet yönde değiştireceğini söylemiştir. Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşmesi gerektiğini savunuyor.
Yeşiller hükümet ortağı olunca oluşan endişelerim, Cem Özdemir sayesinde giderildi. Anlaşılıyor ki bu hükümet ortağı Türkiye'ye iyi gözle bakıyor. En kısa zamanda Almanya'ya gidip Cem ve Fischer ile beraber olacağım. Türkiye, Almanya Parlamentosu Yeşillerin Meclis Grubu İç Politika Sözcüsü ve Türk-Alman Parlamento Komisyonu Başkanı Cem Özdemir'le çok sıkı bir işbirliğinde olmalıdır. 669 üyelik Alman Parlamentosu'nun 47 üyesi Yeşiller'den ve Parlamentonun üçü Türk olan 4 üyesi yabancı. Edathy'nin babası Hintli, Leyla Onur'un babası Türk, Ekin Deligöz'ün ise, Cem gibi anne ve babası Türk. Bu insanların başarılarından dolayı çok mutlu olduğumu belirtmeliyim.
Cem Özdemir'in Almanya'nın en önemli 200 kişisinden biri oluşu, onun başarısını bir kat fazla öne çıkarmaktadır.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|