


Dolar 400.000 Lira
14 Kasım 1996 tarihli yazımın başlığı "Dolar 100.000 Lira". O sıralar doların yüzbin sınırını aşması önemli bir olaymış. Öyle ya, ilk kez beş sıfırlı düzeye gelmiş. Neyse ki, orada durmadı.
TL'nin dolara karşı değerinin dörtte birine düşmesi tam tamına 30 ay sürmüş. Yani iki buçuk yılda dolar dört katına çıkmış. O zaman bunu öngörmüşüz. Daha önceki trende bakarak, 2000 yılı içinde dolar 1.000.000 (yazı ile bir milyon) TL'ye ulaşır demişiz.
Finansçıların sevdiğim bir sözcüğü var. "Psikolojik sınır" diyorlar. Acaba milyonun psikolojik etkisi olacak mı? Merak etmeyin. Nasıl onbinin, yüzbinin psikolojik etkisi olmadı ise, milyonun da olmaz.
Bu gidişle milyona ne zaman varacak? Tersten hesap yapmayı severim. Milyon için iki buçuk katına çıkması gerekiyor. 160 binden 400 bine gibi. Dolar Ağustos 1997'de 160 bin lira. Demek ki 22 ay sürmüş.
Eğer son iki yılın enflasyon ve devalüasyon eğilimleri değişmezse, 22 ay sonra dolar milyona gelecek. Mart 2001 ediyor. Çok uzak demeyin. Zaman çabuk geçer. Göz açıp kapayıncaya kadar kendimizi o günlerde buluruz.
Türkiye'yi yöneten kadrolara benim güvenim tam. 50 yılda doları 2.80 liradan 400 bin liraya getirdiler. Kısa sürede milyonu, hatta milyarı görmesini sağlayacaklardır.
Bir açık arttırma
Futbol meraklıları için bu hafta gerçekleşen naklen yayın ihalesi çok büyük önem taşıyordu. Geçmişte yaşananlar göz önünde tutularak ihale televizyondan canlı yayınlandı. Önemli anları haber programlarında tekrarlandı.
Manzarayı hatırlatalım. Futbol federasyonu yetkilileri masanın başında. Televizyon sahipleri ve sorumluları masanın etrafında. Bir açık arttırma yapılıyor.
Masanın etrafındaki herkes Türkiye vatandaşı. Nakledilecek maçlar Türkiye birinci ligi maçları. İhaleyi açan federasyon Türkiye'nin resmi bir kurumu. Buraya kadar hepsi çok normal.
Sonrası biraz karışık. Çünkü fiyatlar TL ile verilmiyor. Dolarla veriliyor. Biri 100 milyon dolar diyor. Öbürü hemen 100 milyon 500 bin dolara yükseltiyor. Böyle gidiyor. Sonunda 120 milyon 500 bin dolar veren Star grubu ihaleyi kazanıyor.
Ertesi gün bu etkileyici fiyat bütün gazetelerde yer alıyor. Kimse ihalenin dolarla yapılmasını, fiyatın dolarla tesbit edilmesini yadırgamıyor. Vatandaşımıza çok normal geliyor.
Sevgili okuyucularım, Türkiye'nin kendi parası yok mu! Böylesine önemli bir ihalede bile kullanılmadığına bakarak buna "hayır yok" diyebiliriz. Olmadığı için mecburen futbol federasyonu bile açık arttırmayı dolarla yapıyor.
Bu sütunda daha önce yazdım. TL aslında "dandik para". Öyle laf olsun diye ortalıkta dolaşıyor. Aklı başında hiç kimse nakit varlığını TL'de tutmuyor. Dövizde tutuyor. Önemli alışverişler TL ile yapılmıyor. Dövizle yapılıyor.
Çifte vatandaşlık
Seçim sonuçları Türkiye'de milliyetçiliğin yükselmekte olduğunu gösterdi. Vatandaş milliyetçi partilere iltifat etti. Derken FP'den seçilen iki kadın milletvekilinin evlilik nedeni ile ABD vatandaşlığını da almış olduğu ortaya çıktı.
Türkiye garip bir ülke. Cüzdanı, kasası, banka hesabı dolar ve markla dolu insanımız bu olayı çok yadırgadı. Ama çifte vatandaş kadın milletvekillerini eleştiren medya kuruluşlarının federasyonun açık arttırmasında dolarla fiyat vermesini hiç yadırgamadı.
Neyse, "burası Türkiye, yok öyle şey". Vatandaşlarımızın güçlü milli duygularına saygımız sonsuzdur. 22 ay sonra dolar milyonu aşınca bu konuya geri döneriz.