Gerçi bu yazı bana imzasız fakslandı ama sanıyorum ki okuduktan sonra altına bütün ülke fertleri rahatlıkla imzasını koyacaktır. Bu mektubu yazan zat büyük bir tevazu göstererek, "Cahil bir vatandaşın nacizane düşünceleri" başlığını atmış.
Bence bu vatandaşımız nice alim geçinen, halka yukarıdan bakan, kendini beğenmiş, sözde aydınları cebinden çıkaracak bir akla ve cesarete sahip. Keşke ben de böyle düşünen ve düşüncelerini bu kadar güzel yazabilen bir vatandaş olabilseydim diyor ve faksını aynen yayınlıyorum.
"Sevgili Vardar,
Güneydoğu'da bir operasyon sonrası yerde cansız yatan gencecik çocukları gösteriyor genç KOMUTAN... Bunlarda BU VATANIN EVLATLARI diyor. Gönül bunlarla çok daha iyi zeminlerde, daha iyi şartlarda karşılaşmak isterdi diyor. Burukça, üzgün ama öfkeli kime dersiniz?...
Onlar düşman olmuşlar DEVLET'e, silahlanıp dağa çıkmışlar veya silahlandırılıp dağa çıkarılmışlar, küsmüşler DEVLET'e...
Batı'da vatandaş vergi yatıracak yada bir iş takibi, günlerce git-gel oda üzgün ama öfkeli... Sesli düşünüyor ve diyor ki; Bizde eşşeklik, gelip vergi yatırmaya uğraşıyoruz diyor. Belli küskün, DEVLET'e sitem ediyor.
Devleti elinde tutanlar bin küsur yıllık devleti bir BAL KAVANOZU kadar küçültmüşler, sadece kavanoza dokunabilenler parmaklarını yalıyorlar, kalanlarda AVUÇLARINI...
Devletin MEMURU yalınayak, sözde hak arayacak, karşılarında yine devletin MEMURU POLİS, hepsi küskün önce birbirlerine sonra DEVLET'ine...
Devlet Doğu'ya gitmedi diye, Doğu'lu Batı'ya göçtü... Öyle bir göçtü ki, kendisiyle birlikte birçok değeride göçürdü ve Batı'da gücü olmayan büyük bir kesim bu göçüğün altında kaldı. Göçen küskün, göçük altında kalan küskün DEVLETİNE...
Bu ülkede herşeyden önce DEVLET'le MİLLET'i, ULUS'u, HALK'ı nasıl ifade edilecekse, barıştırma ihtiyacı vardır.
DEVLET olanların, biz yaptık millet kıymetini bilmiyor. Kırıyor, döküyor, yakıyor. Zaten bu memleketi (Allah Rahmet etsin) ATATÜRK bile düzeltemedi, edebiyatı aşılmalı...
Halk'da biz çalışıp, üretiyoruz, kazanıp veya kazanamadan vergimizi veriyoruz, askerlik yapıyoruz, kısaca DEVLET'in yap dediğini yapıyor, yapma dediğini yapmıyoruz. Fakat yukarıdakiler malı götürüyor anlayışından VAZGEÇİLMELİ...
Bunun içinde DEVLET yeniden yapılanmalı ve DEVLET'le Millet, Halk, Ulus barışmalı, buluşmalı, şahsi çıkarlar en geri plana atılmalı, hatta hesap bile edilmemeli.
Bir şekilde DEVLET'in belli kademelerine gelmiş kişilerin PARTİZANLIK, BÖLGECİLİK vs. gibi tutumları alttakileri büyük ölçüde birbirine düşman etmiş, olumsuz düşünceler üretmelerine neden olmuştur. Yani şunu demek istiyorum, DEVLET asil görevi olan DEVLET ERK'ini işletmeli...
Tebâsı olan herkesi kafatası ne olursa olsun, siyasi tercihi ne olursa olsun, dini inancı ne olursa olsun, DEVLET'in her türlü yaptırımını yaptırmalı, vatandaşına karşı olan görevini de en ince ayrıntısına kadar savsaklamadan yapmalı...
Bu ülkede yaşayanların kahraman kurtarıcılara değil, güçlü DEVLET'e ihtiyacı vardır. Yani kimse DEVLET'in görevini mafyanın falan yapmasını istemiyor..."