Toplumsal aklın artık baskı gücü yaratmaya başladığını görüyoruz. Bu umut verici bir gelişme...
Seçimin iki galibi olan DSP ve MHP'nin ortak hükümet kurmalarında yarar görmeyenler, iki partide de mevcuttu. Nitekim doğan güven krizi, onları parti çıkarlarına daha uygun saydıkları öteki hükümet formüllerine doğru kanatlandırdı. Fakat kamuoyu, bu eskimiş ve kokuşmuş küçük hesapları bozdu.
Şimdi merak edilen şudur:
İki partinin lider kadroları takiye yapıp "Biz elimizden gelen fedakârlığı yaptık ama öbürleri işi bozdu" diyebilmenin kurnazlığına mı oynayacak;
Yoksa iki taraf da "Uzlaşmaya mahkumuz iyisi mi, bu tarihi görevi içimize sindirelim, işbirliğini kerhen değil gönüllü yapalım ve bunun gerektirdiği güven ortamını elbirliğiyle kuralım" mı diyecek?
Diyaloğa giden köprü çok zarar gördü. Geçmişin hoyratça deşilmesi DSP'nin yanlışı oldu. "Biz değişmedik" babalanması, MHP adına talihsizlikti.
Artık bunların geride bırakılması gerekiyor.
Gelişmeler, MHP'nin sıkı pazarlıkçı bir kimlik kazanmasına sebep olacaktır. Bunun zararı yok.. Yeter ki, Devlet Bahçeli ve arkadaşları, milli iradenin yüklediği tarihi sorumluluğu gösterme konusunda samimi bir istek içinde olsunlar.
Çünkü bu hükümetin kurulması önemlidir ama uzun ömürlü bir hükümet kurmak daha önemlidir. Ekonomi batıyor ve bunu başka türlü önlemek mümkün değil.
Yöntem belli: Kadrolaşma, din sömürüsüne dayalı oy avcılıkları ve eşi dostu zengin etme amaçlı dalavereler unutulacak ve koalisyon, Sabancı'nın isim babalığını yaptığı "Önce Vatan Hükümeti" gibi çalışacak..
Hükümet ortağı partiler siyasi kıvırtmalara saptıkları ve yolsuzluğa bulaştıkları takdirde kaybedeceklerini bilmek zorundadır.
Bu hatayı Refahyol'un iki ortağı birlikte yaptı. Daha sonraki hükümette ANAP aynı hataya düştü.. Ve tümü seçimde dayak yedi.
MHP Başkanlık Divanı dün koalisyona resmen "Evet" dedi.
Koalisyonu kuracak üç partinin yeni bir anlayış oluşturması gerekiyor.
Toplumun onlardan istediği bereberlik, sağduyunun da emridir!
CHP kurtulur..
Toplumsal akıl, CHP'yi kurtarabilir!
Geçen yıl Deniz Baykal'ı ittifaka yakın bir çoğunlukla Genel Başkan seçen Kurultay dün onu reddetti.
Baykal'ın posteri gösterilince onu bozuk paralar, çakmak ve pet şişeler atarak protesto eden Kurultay iradesi, partiye yeni bir gelecek yaratmanın şans kapısını açtı.
"Yenilen gider" kuralını hayata geçirme becerisi ümit ediyoruz CHP'ye hayat verecektir.
O protestolar, siyasi ahlak borcunu, yani istifa mecburiyetini reddeden bütün siyasi liderlere ders olmalıdır. Baykal'ın başına gelenler, Çiller ve Yılmaz için de kesinleşmiş, fakat henüz yazılmamış hükmün örneği sayılmalı. Neyse..
Kurultay görevini yaptı. Seçimin doğru olup olmadığı, ancak seçilen yeni liderin gereken cesarete, ufka ve birleştirici yeteneklere sahip bulunup bulunmadığı görüldükten sonra anlaşılacak.
Ama başaramayanı değiştiren yeni kurumsal kimlik, herşeyden daha önemli bir kazanımdır.