kapat

07.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Kirazlıdere Koalisyonu -3-

O günlerde Ecevit Der Spigel'e verdiği bir demeçten dolayı yargılanıyordu. O demeçte Atatürk'ün, en zor şartlarda, üstelik kendisini vatandaşlıktan çıkarmak isteyenlerin bile bulunduğu bir Meclis'ten vazgeçmediğini vurguluyordu.

Bir gün bahçede dolaşırken Alparslan Türkeş gelip, "Der Spiegel'e yazdığınız yazıyı BBC'den dinledik" dedi:

"Gerçekten çok önemli bir noktaya dikkat çekiyorsunuz. Zat-ı alinizin de belirttiği gibi en önemli şey Meclis..."

Nesrin Topkapı'yı beklemek...

Kirazlıdere tutukluları, 1982 yılbaşını içerde geçirdiler. Aralarında para toplayıp biraz meyve, biraz çerez aldılar. 25 kişilik bir sofra kurup televizyon başına geçtiler. Gece erken uyumaya alışkın olan Türkeş, saatler gece yarısına yaklaşırken hâlâ yatmamıştı.

Bir espri masada kulaktan kulağa dolaştı:

"Başbuğ acaba Nesrin Topkapı'nın çıkmasını mı bekliyor"du?

Saat 24.00'ü vurduğunda Nesrin Topkapı, TRT'ye özgü bir dansöz kıyafeti içinde ekranda belirdi. CHP'li Temel Ateş, o sırada Türkeş'in kulağına eğilip bir şeyler söyledi. Türkeş gülmeye başladı.

1982'ye, rüyalarında görseler inanmayacakları bir dekor içinde, hayal bile edemeyecekleri bir kadroyla giriyorlardı.

Türkeş: "Husumetleri unutalım"

CHP'li Ertuğrul Günay Şubat ayı sonunda tahliye oldu.

İçerde bir seneyi doldurmuştu. Çıkarken tüm tutukluları tek tek ziyaret edip "Allah kurtarsın" dedi. Sıra MHP liderine geldiğinde "Sayın Türkeş, dışarıya iletmemi istediğiniz bir şey var mı?" diye sordu.

Türkeş uzun zamandır sakladığı bir sırrı açar gibi sessizce ve tane tane konuştu:

"Hem kendi arkadaşlarınıza, hem de tüm demokrat insanlara iletmenizi istediğim bir teklifimiz var. Geçmişte hatalarımız olabilir. Biz, bunları unutmaktan yanayız. Önyargılarımızı ve husumetlerimizi unutup çekişmeleri bir yana bırakalım. Bir an önce çoğulcu rejime geçilmesi, idamların durdurulması, genel bir af çıkarılması ve yeni anayasada temel hak ve özgürlüklerin korunması için işbirliği yapalım."

Bakanlar Kurulu pingpong maçında
"Kirazlıdere Koalisyonu"nu yaşayan liderlerden biri (Ecevit) bugün Başbakanlığa hazırlanıyor. Diğeri (Kutan) da belki ana muhalefet lideri olacak.

Alparslan Türkeş artık yok. Doğu Perinçek ise yine düşünce suçlusu olarak ve hasta olduğu bilinerek hâlâ içerde tutuluyor.

MHP'liler Ecevit'le 18 yıl önce Kirazlıdere'de taktıkları nişan yüzüğünü, bir nikah töreniyle resmileştirmeye hazırlanıyorlar.

Bir aksilik olmazsa Dil Okulu'ndaki tutukluluk döneminde gerçekleşen tanışmanın mahsulü birkaç hafta içinde alınacak ve Rahşan Ecevit'in tahmin ettiği gibi dünün Kirazlıdere tutukluları artık Bakanlar Kurulu üyeleri olarak pingpong oynayacaklar.

12 Eylül öncesi peşlerine takılan on binlerce gence gelince...

Onlar için maç çoktan bitti.

ERTUĞRUL GÜNAY:"
Bir musibet, bin nasihatten evladır"

Kirazlıdere günlerini yeniden anımsarken hâlâ gözleri yaşaran Ertuğrul Günay "Bir musibet, bin nasihatten evladır" sözünü anımsatıyor ve 12 Eylül öncesi bir masa çevresinde buluşamayan iki siyasi kampın temsilcilerinin o koşullar altında yapılan sohbetlerde demokrasinin kıymetini anladıklarını söylüyor.

İşte o sohbetlerden bir örnek:
Bir satranç maçı sırasında Türkeş, Ertuğrul Günay'a Hindistan'daki sürgün yıllarını anlatıyor ve diyor ki:

'Ben orada çok tetkik ettim. Darbe yapılan ülkeler iyiye gitmiyorlar, az gelişmiş ülkelerde darbe yapılıyor'

Günay'ın içinden bir "Günaydın" gülümsemesi geçiyor.

27 Mayıs'ın, 22 Şubat'ın ihtilalci albayına cevap vermeden oyuna dönüyor.

Recai Kutan'ın anılarından:"
Gözyaşlarımı tutamadım, ağlamaya başladım..."
10 Mart 1981

"Bugün öğleden sonra tutukevinin önüne bir otobüs yanaştı. İçinden subaylar, astsubaylar, silahlı erler indi.

"Bizler merakla pencerelerin önüne yığıldık. Derken eşyaları ellerinde, saçları sakalları kesilmiş, tanımakta zorluk çektiğimiz birkaç kişi otobüsten indirildiler, etrafı tel örgüyle çevrili bahçede tek sıra halinde dizildiler. Gelenlerin hepsi ayakta, bavulları yan taraflarında hazır ol durumundalar.

Kalabalık arasından, arkadaşlarımızı seçemiyoruz, tanıyamıyoruz. İyice dikkat ediyorum. Şu herhalde Ali Güneri olmalı... Şu da Mustafa Yazgan... Hepsi de çok zayıflamışlar. Hâlâ hazır ol durumundalar.

MHP'den Yaşar Okuyan, Namık Kemal Zeybek, Taha Akyol ve Avni Çarsancaklı ile TKİP'den Doğu Perinçek ve 19 arkadaşı, gazeteci İlhami Soysal ve yaşı 50'nin üstünde 7 adet siyasi olmayan sanık da gelenler arasındaydı.

Teker teker binanın içerisine alınıp işlemler yapıldığı için tam 45 dakika yerlerinden ne kıpırdadılar, ne rahat durumuna geçtiler, ne de çevredeki bankolara oturmayı düşünebildiler. Mamak'ta öyle sıkı bir disiplinden geçirilmişler ki, put gibi kalıp gibi sıralarını bekliyorlardı.

Vaktiyle Türkiye'nin yönetiminde önemli roller oynayan parti yöneticilerinin bu yılgın, bu perişan halini görünce gözyaşlarımı tutamadım, ağlamaya başladım. Çevreme bakındığımda birçok arkadaşın da ağlamakta olduğunu gördüm."

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır