kapat

07.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Tayyör zorunluluğu

Eğer KADER'in dünkü açıklaması olmasaydı, bu "kriz" ortamında, bir de tayyör tartışması açmaya hiç niyetim yoktu.

Ama açıklamayı okuyunca duramadım.

KADER, malum "vahim olay"a acilen çözüm bulmak için; "TBMM İç Tüzüğü'nün öncelikle ele alınmasını ve kadın milletvekillerinin giyim kuşamıyla ilgili kuralların herhangi bir tartışmaya yer vermeyecek şekilde düzenlenmesini" talep ediyor.

Şaşırdım.

Türbana karşı çıkacağım derken getirilen kıyafet zorunluluğunu "daha da katılaştırın" talebinde bulunmak feminizmin ruhuna aykırı değil mi?

Şimdi bu toz duman arasında kimse feministlerden tayyör zorunluluğuna karşı çıkmalarını beklemiyor ama, avukatlığını yapmak zorunda da değillerdi doğrusu...

Benim bildiğim, feministler öteden beri kadınların kamu alanındaki giyim kuşamlarına birtakım sınırlar getirilmesine; ne giyip ne giymeyeceklerinin, eteklerinin ne boyda, kol boylarının ne kısalıkta olacağının "erkek egemen toplum" tarafından belirlenmesine tepki duyarlar. Çünkü bunu, kadının giyim kuşamı üzerinden cinsel kimliklerinin kaum alanına taşınmasına bir müdahale ya da manipülasyon sayarlar ve haklıdırlar.

Üstelik, savunulan tayyör, öyle sıradan bir giysi de değil... Bir nevi simge! Kadının "dişiliğinin" bastırılmasının hatta bir ölçüde erkeksileştirilmesinin simgesi...

Bir düşünelim, neden tayyör giyilecek?

Çünkü çift parçalı bir giysi olan tayyör sayesinde üst parça alt parçayı kapatacak. Böylece kadınlığın alamet-i farikası olan bel hattı ve kalçalar kapanacak. Ceketin vücuda oturmayan bol kesimi sayesinde göğüs yuvarlakları ortaya çıkmayacak.

Böylece kadın, kadınsı hatlarını kamu hayatının kapısında bırakmış, esas olarak bir "erkek alanı" olan kamu alanına cinsiyetsiz bir yaratık olarak girmiş olacak.

Meclis'in erkeksi ciddiyeti, kadın kalçalarının ve göğüs yuvarlaklarının baştan çıkarıcılığıyla dağılmayacak.

Tesettürü savunanlarla karşı çıkanlar, ilk bakışta tamamen zıt kutuplarda yer alıyor gibi görünürler. Oysa birleştikleri nokta, ayrıldıkları noktadan çok daha önemlidir.

Tesettürün ana fikri; Müslüman kadının "şehveti celbetmeyecek bir kılıkla örtünmesi"dir.

Tayyör zorunluluğunun ana fikri de budur. Biri, saç tellerinin görünmesinin "şehveti celbedeceğini" düşünüp örter; diğeri ise saçı "tehlikeli" görmez de, çıplak kolun ya da belirgin bel hattının şehveti celbedeceğini; öyleyse onların örtünmesini savunur.

Ama dikkat ederseniz, her iki anlayış da, kamu hayatında huzurun ancak, kadının kadınsılığını gizlemesi ile mümkün olabileceği noktasında hemfikirdir.

Her ikisi de kadınla erkek "ciddi bir iş" için bir araya geldiğinde, cinsel arzunun provokatif etki yapacağını; dolayısıyla eğer ciddi bir iş (bu durumda politika) yapılacaksa, cinselliğin ve cinselliği çağrıştıracak her şeyin o mekandan kovulması gerektiğinde anlaşır.

İşte feminist hareket tam da bu noktada, farklılığını ortaya koymalıydı.

"Bağımsız bir kadın hareketi" olarak var olacaksa, İslami tesettüre karşı çağdaş tesettürü ve onun üniformasını savunmak yerine, kendi bağımsız tutumunu almalıydı.

Kadın cinselliğini kamu hayatında "fitne" kaynağı olarak gören; bu yüzden de o cinselliği örtmeye, gizlemeye, görünmez kılmaya çalışan anlayışa karşı, kadının cinsel kimliğinden soyunmadan kamu hayatında yer alabilmesini savunmalıydı.

Bağımsız bir hareket olmanın en zor tarafı, özellikle saflaşmaların keskinleştiği zamanlarda, verili tartışmanın içine sıkışıp kalmadan kendi platformunda kalabilmektir.

KADER bunu yapamadı.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır