


Eksik etik
Reklamcılıkta kadın bedeninin kullanılması vazgeçilmez bir yöntem. "C" vitaminli çikletten, son model otomobile, bankadan, yünlü halıya her tür reklamda temel mesaj hep kadın bedeniyle verilir.
Bu reklam dünyasının artık değişmez kuralı. Oysa, kadının reklamlarda meta gibi kullanılmasına, meta ile birlikte kulanılmasına Batı'da büyük tepkiler gösterilmişti. Din adamlarıyla, belki de kadın hakçısı feministler ilk kez aynı çizgide birleşmişlerdi. Kadın bedeninin reklamda, ticarette kullanılmasına birlikte karşı çıkmışlardı.
Ancak karşılarındaki lobi öylesine güçlüydü ki sonunda, papazlar da etikçiler de, feministler de hep birlikte yenik düştüler. O gün bugündür bu üçlü artık yalnızca kapalı toplantılarında, yalnızca kendi yayın organlarında kadının, kadın bedeninin reklamlarda kullanılmasında yakınabiliyorlar.
Çünkü, son model bir otomobil ilanının da, çağdaş hizmet verdiğini söyleyen bir banka reklamının da değişmez anayasal kuralı kadın ögesinin kullanılması oldu.
Elbette yazık oldu.
Kadın bedeni metalaştı, hatta reklamı yapılan metanın parçası haline geldi. Çünkü, neredeyse kadına baktırmaktan dolayı reklamın aslı unutuldu.
ooo
Reklamcılardan sonra kadını, başkaları da keşfetti.
Kadın en kolay ikna edilen varlık olduğu için mi nedir, örneğin, Türkiye'deki ilk canlı bombalar kadınlar oldu. Gencecik hanım kızların bedenlerine saatli bombalar, dinamitler sarmalanarak, kalabalıkların, devlet görevlilerinin üzerlerine gönderildi.
Devlete meydan okumanın en tüyler ürpertici örneği bu gencecik hanımlarla verildi.
Öyle anlaşılıyor ki, kadınların kullanılması pratiği yaygınlaşıyor. Koca koca adamlar uzun yıllardır, uzun uzun sakallarıyla yapamadıklarını şimdi kadınlara yaptırmak istiyorlar. Bir yerlerden bulup buluşturdukları listelerin bir yerlerine saklayıp çıkardıkları serdengeçti bir hanımın, arkasına sinerek yapıyorlar. Daha kötüsü, bunu da onun bireysel özgürlüğünü savunur gibi yaparak, yapıyorlar. Yazık kadınlara, kadınlarımıza...
Tıpkı reklamcılar gibi yapıyorlar. Son model otomobillerini erkeklere doğrudan satamayacaklarını anlayıp, rüzgarda saçlarını uçuşturan gencecik hanım kızlar üzerinden yapıyorlar.
ooo
Üstelik bunu da, kadınla ilgili kendi temel inançlarını anlayışlarını bile, çiğneyerek yapıyorlar. Bu inaçlardan birisi, "kadının saçı uzun, aklı kısa" ise öteki "eksik etek"tir.
Şimdi örneğin, o malum "Hanımefendi"nin saçının uzunluğunu bilmeye de olanak tanınmıyor, aklının boyunu görmeye de... Yalnız kendisinin eksik etek olmadığı açık. Hayır uzun etekli mantosundan, çağdaş maksi tayyöründen dolayı değil... Arkasında saf tutan saçlı sakallı erkek ordusundan... Eksik etek aslında bir değer yargısından çok bir kimsesizlik, sahipsizlik ifade ediyor.
Acaba bu erkekler, denen geçen dönemlerde, hatta şimdi yasaklı olan Hoca'nın Genel Kurul'da yer aldığı 1970'li yıllarda neredeydiler...
Madem yasak deleceklerdi, üstelik bunu da baş kapayarak deleceklerdi, neden bunu kendi başlarına ve kendi başlarını kapayarak delmediler... Bunca yıl beklediler de beklediler... Milli Nizam'ın, Milli Selamet'in, Refah'ın yüzlerce milletvekili bu Meclis'ten geldi geçti. Rejime el ense çekmeye kalkanlar oldu, bireysel hak ve özgürlüklük edebiyatında mangalda kül, kürsüde vaaz, minberde hutbe bırakmayan yüzlerce erkek milletvekili oldu. Ama hiçbiri, bireysel özgürlüğünü kullanıyor diye övdükleri bu hanımın gösterdiği sözde cüreti gösteremedi.
Acaba bir kadının arkasına sinerek cihad açmak yeni mi akıllarına geldi?
Yoksa reklamcılıktaki temel kuralı yeni mi öğrendiler?
Merve Hanım'a da, kullanılan bütün kadınlara da, kullanıldıklarını bilmeseler ve kabul etmeseler de, yazık, gerçekten yazık...