


Ah turizm, vah turizm...
Türban krizi, konuş konuş tükenmez, yaz yaz bitmez. Biz hayata bakalım: Turizm Bakanlığı'ndan aradılar. Dün bu köşede yayınlanan "Turizm: Tak... Tak... Tak..." yazısındaki feryatların abartılı olduğunu söylediler. Niçin abartı? Devletten para koparmak, "batıyoruz kurtar bizi..." diyebilmeye gerekçe olmak için dediler...
Gerçekten öyle mi?
Antalya, tüm Türkiye'deki turistik yatak sayısı bakımından, ülkeye bir yılda gelen toplam turist sayısı açısından ve de yıllık turizm geliri ölçüsünden üçte bir pay tutar...
3 turist gelirse...
Biri Antalya'ya gelir...
3 otel varsa...
Biri Antalya'dadır...
3 dolar gelirse...
Biri Antalya'dandır...
Dolayısıyla gerçeği görmek için en sağlam ölçü Antalya'ya bakmak. Antalya Valisi Hüsnü Tuğlu'dan bilgi aldım, "Gelen turist ve inen uçak sayısını gün gün izlerim, Cumuhurbaşkanı'na, Başbakan'a, Bakan'a herkese bildiririm." dedi. 1995 yılından başlayarak ilk 4 ayda Antalya'ya gelen turist sayısını kıyaslamalı olarak gösteren şu tabloyu verdi:
***
1995'de 203.570 turist...
1996'da 390.012 turist...
1997'de 481.537 turist...
1998'de 399.464 turist...
1999'da 334.604 turist...
Geçen yıla göre yüzde 16.27 oranında düşüş var. Ayrıca 1998 yılının ilk 4 ayında Antalya'ya günde 78 uçak inmiş, 1999 yılının ilk dört ayında ise Antalya'ya günde inen uçak sayısı 71 olmuş. Dolayısıyla 'Turizm: Tak... Tak... Tak...' diye ağlanacak, battık, bittik diye abartılacak bir durum yok. Fakat kitle turizmi normları içinde turist üreten tur şirketleri ile bu turistleri Türkiye'deki hava limanlarına getiren ve alıp tekrar ülkelerine geri götüren uçak şirketleri sözcüleri ise "Gelen turist ile giden turistin kelle sayısına bakma...İptal edilen rezervasyonlara bak..." diye uyarı yapıyorlar.
Oraya bakalım...
Orada ne var?
Rezervasyon iptalleri yüksek olduğu için turistleri taşıyacak uçak şirketleri de ellerindeki uçakları başka alanlara kaydırıyorlar ve önümüzdeki aylarda rezervasyonların yönü Türkiye'ye dönerse bu kez turisti taşıyacak uçak bulamayız diye korkuya düşüyorlar.
***
Samimi olarak yazayım.
Konuştuğum otel sahipleri...
Tur şirketi sahipleri...
Uçak şirketi sahipleri...
Kimse "Aman batıyoruz...Devlet bize destek çıksın...Uzun vadeli düşük faizli para pompalasın..." arayışı içinde değiller. Sadece "turist üreten şirketlerle üretilen turisti Türkiye'ye taşıyan uçak şirketlerinin direncini arttıracak neler yapılabilir? Bunun arayışına girilsin. İspanyol, İtalyan ve Yunanlı turizmcilere onların hükümetlerinin sağladığı gizli-açık destekler karışısında bizimkiler haksız rekabetin kurbanı olmasın " diyorlar.
Peki bu feryat neden?
Kim çıkartıyor?
Tanıtma fonu ağlaması olmasın? Türkiye'yi tanıtım lobisi var. Bunlar, "Türkiye'ye turistin gelmesi için ülkenin tanıtılması gerekir, ülkenin tanıtılması da milyar dolarlık paralarla olur..." diye Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a, Bakan'a her fırsatta lobi yapmaktalar.
Eski sövüşleme yöntemleri...
Yanlış kaynamış kemik...
Hükümet kurmaya hazırlanan Ecevit ile Bahçeli'nin işi zor. Önce lobiler, "Tanıtalım sayın Başkanım...Tanıtalım sayın Bakanım..." diyerek kuşatacaklar onları...
Ah turizm...Vah turizm...