kapat

07.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Washington, T.C.'nin Avrupa Konseyi'nden ihracını yeğler mi?

Türkler'in en tipik özelliği mesleksiz oluşları. 600 kişide sadece 1 kişinin mesleği var Türkiye'de...

Siyasal rantları paylaşma kavgaları da, o yüzden şiddetli oluyor buralarda...

Ülke olarak Türkiye'nin ise en temel özelliği, kendi köhne yapısını değiştirecek güçte bir "iç dinamiğe" sahip bulunmayışı...

O nedenle de Türkiye'nin yazgısını belirlemede "dış dinamikler"in etkinliği çok fazla...

* * *

Avrupa Konsey'i kuruluşunun 50. yılını kutladı. Benim gördüğüm kadarıyla bir Sami Kohen durdu bu kutlama üstünde.

Kohen, dünkü yazısını şöyle bitiriyordu:

"... Dış Politika Enstitüsü Başkanı Seyfi Taşhan'ın belirttiği gibi, Türkiye bir yandan AK içinde bu kadar aktif iken, diğer yandan da demokrasi ve insan hakları uygulamaları nedeniyle Konsey'in sıkı denetimi altına girmiştir. Son yıllarda Türkiye'de bu alandaki aksamalar ve yetersizlikler, AK ilişkilerinde sıkıntı yaratmıştır.

Ama her şeye rağmen, Türkiye ile AK arasında oldukça sağlam bağlar var. Bunun böyle devam etmesi ve gelişmesi Türkiye için de çok önemli. Hele AB'nin kapıları kapalı kaldığı sürece"

* * *

Abdullah Öcalan ile ilgili yargılama ve yargı sonucu, Ankara ile Avrupa Konsey'i arasındaki ilişkilerde bir dönemeç noktası olur mu?

Bize kalırsa yakın menzildeki en önemli sorun budur Türkiye için.

Neden en önemli sorun budur?

Çünkü Avrupa Birliği, NATO'nun Avrupa kanadını kendi inisiyatifine uygun olarak kullanma ısrarını uygulamaya sokabilirse; Türkiye, NATO'dan çekilme zorunda da kalabilir...

Ve Ankara bir anda insan haklarına uyumsuzluğu nedeniyle, NATO baskılarının hedefi durumuna gelebilir.

Bizim merakımız Washington'un, Türkiye Cumhuriyeti'nin böyle bir baskı altına girmesini yeğleyip yeğlemeyeceği...

Ola ki Washington da, Türkiye'nin bazı acil sorunları böyle bir baskı altında daha çabuk ve daha köklü olarak çözümleyeceğini hesaplamaktadır...

Şayet böyle bir hesabı varsa, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden dışlanmasını yeğleyecek ve Ankara'nın buna zemin hazırlamaya doğru kaymasını engellemeyecektir.

* * *

Bazı taze siyasetçilere, "saçma" görünebilir bu tür varsayımlar.

Ancak unutmamak gerekir ki, Türkiye Güneydoğu yahut Kürt sorununu da, Kıbrıs ve Ege sorunlarını da çözümlemek durumunda...

NATO baskısı altına alınmış bir Türkiye, bu sorunların çözümünde kendi inisiyatifini ne kadar kullanabilir?

Washington, globalleşme sürecinde Ankara'nın üretmesi gerekli bazı çözümlerin böyle bir yöntemle çok daha kolay gerçekleşebileceğini benimser mi acaba?

Bilme olanağımız yok.

Sadece Ankara'nın Avrupa Konseyi'nden dışlanma olasılığı çekiyor dikkatimizi. Böyle bir olasılık var çünkü ufukta...

* * *

Şeriatçı kıpırtılar, Meclis kürsüsünden turbanla yemin etme vb...

Onlar çözüm rayına girmiş durumda.. Öyle bir filmi izlememiz gerekiyordu herhalde.

Şeriatçı kıpırtı rejisörleri, kendilerinden çok daha üstün başka rejisörlerin de bulunabileceğini unutup duruyorlar boyuna...

Bir de tarihdeki Şeriatçı kavgalarının dipsiz bir kuyu olduğunu unutuyorlar.

Örneğin 17.yüzyılın başında, "Tahta kaşıkla yemek yiyenler, Şeriat'a karşı çıkıyorlar. Peygamber Efendimiz eliyle yemek yerdi" diye tutturanlar olmuştur.

Bu tutturmalar, sonunda kaşıkçı esnafını ayaklandırmış; ulema, "Peygamber Efendimiz gibi giyinip yemek yemenin, bir Şeriat zorunluğu olup olmadığını" tartışmaya başlamıştır.

Bu tartışmaların repertuvarı gerçekten çok zengindir.

Örneğin, "çölde çırılçıplak kalmış bir Müslüman, eline avuç içi kadar bir çaput geçirirse, önce önünü mü kapamalı, yoksa arkasını mı" diye de çok uzun tartışmalar yaşanmıştır akademik tarihimizde..

Bu alanda oynatılan filmler, sonu belli filmlerdir.

Ama Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nden dışlanma olasılığı karşısında, Washington'un yapacağı yeğleme, sonunu kestiremeyeceğimiz bir filme de dönüşebilir.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır