
Asıl suçlular...
Eğitimi ve ekonomik düzeyi yükselmiş bir toplumsal zemin, demokrasinin sağlığı için ön şart. Seçim bunu gösterdi..
Eğitimsiz yığınlar kolay kandırılıyor, yoksulluğa itilenler de hınçlandıkları partileri cezalandırırken, devlete, kendilerine ve çocuklarına zarar verdiklerini göremiyor.
Son seçimde Ege ve Marmara'nın 18 ilini kapsayan "Gelişmiş Türkiye"de din sömürüsü yapan iki partiden Fazilet yüzde 13, DYP ise yüzde 10.6 oy aldı.
Akdeniz Bölgesi'nde Fazilet'in oyu yüzde 10'un altına düştü.
Batı'da Fazilet'i yoksul ve eğitimsiz varoşlar kurtardı. Eğitim düzeyi yüksek kesimler, din istismarının yarattığı tehdidin önemini kavradı, geriye kalanlar tehlikeyi algılayamadı.
Bunların bir kısmı "din devleti" hedefini destekliyor olabilir ama büyük kısmı, Çiller ile Yılmaz'ın temsil ettiği kirliliği ve kavgacılığı cezalandırdı.
Onların yerinde temiz ve saygın liderler olsaydı bu insanlar pire için yorgan yakma öfkesine kapılmazdı.
Merve Vakası..
Merve Kavakçı'nın Amerika'daki faaliyetlerine ilişkin bilgiler, Fazilet'in niyetini tahmin edenleri şaşırtmıyor.
Bu partinin kandırmayı başardığı kitleleri uyandıracak sarsılmayı da yaratıyor.
Amerika'da 1996 yılında Colombus kentinde, ertesi yıl Chicago'da yaptığı konuşmalar, Merve Kavakçı'nın bir "Cumhuriyet çocuğu" olduğunu değil, cumhuriyeti yıkmaya adanmış biri olduğunu kanıtlıyor.
"Bu benim kendi cihadım için seçtiğim yoldur" diyor.. "Hizb-i Refah'ın ideolojisi insanlık adına cihad yapmaktır" diyor..
Büyük kent belediyelerinin "stratejik" hedefler olduğunu söylüyor.
Sonra da yıkacaklarını söylediği Türkiye Cumhuriyeti'nin meclisine bir tahrip kalıbı gibi giriyor. Şu itiraf çok önemli:
"Parti, seçmenlerin barınma ve gıda ihtiyaçlarının karşılanması gibi sosyal yükümlülüklerini de göz ardı etmiş değildir.."
Bu sözler, Refah belediyelerinin gecekonduları teşvik eden politikasını ve belediyelerdeki soygunların amacını açıklıyor.
Çare nerede?
Türbanın ardındaki sinsi hesabı göremeyen romantikleri acaba Aydın Menderes'in Fazilet'ten istifası uyandıracak mı?
Bilmiyoruz. Bu onların kişisel sorumluluğu.
Asıl suçlular, toplumu uyarma kabiliyetlerini kaybeden Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller'dir.
Onların basiretsiz, kinci ve kirlenmiş kişilikleri ile yarattıkları toplumsal nefret, toplumu körleştirmiş ve Kürtçü-Şeriatçı cephenin güçlenip cüretlenmesine sebep olmuştur.
Hukuk devleti elbette işlemeli ama Fazilet'in kapatılması yarar getirmeyecektir.
Çare Fazilet'in kapatılması değil, DYP ile ANAP'ın yolunun açılmasıdır.
Bu partileri iki kişinin şirketi olmaktan kurtarıp, laik-liberal bir kimlikle tekrar alternatif haline getirmektir.
Bu ikili, yalnız partilerine değil, ülkenin demokratik geleceğine de zarar verdiklerini artık görmek zorundadırlar.
Uyandırdıkları tiksinti ve nefret, toplumun akıl sağlığını bozmuştur.
ÖZÜR: Dünkü yazıda Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in adı Sehven Erdoğan Teziş olarak dizilmiş...
Düzeltir Özür dilerim... G.M.