Bu virüsler farklı. Vücudunuzu değil, bilgisayarınızı esir alıyor, sizi bu şekilde "yaralıyorlar." Biyolojik anlamdaki virüsler, başka organizmaları kullanarak yaşam bulurlar. Bilgisayar virüsleri ise, sistemin hafızasına zarar vererek veya mevcut dosyaları bozarak amaçlarına ulaşıyorlar. Özellikle Internet aracılığıyla dosya yollamanın yaygınlaştığı bugünlerde, virüs salgınlarıyla başetmek ayrı bir özen gerektiriyor.
Geçtiğimiz günlerde, yüzbinlerce bilgisayarın kullanılamamasına neden olan Çernobil virüsü, bu salgınların son örneklerinden. 1986 Çernobil faciasının yıldönümünde "tedavüle giren" bu virüs, Türkiye'nin yanı sıra, Güney Kore, Çin, Hindistan, Bangladeş ve diğer bazı Ortadoğu ülkelerini özellikle etkisi altına almıştı. Çernobil virüsü, bilgisayar hafızasının boş alanlarını doldurarak, sistemin çökmesine yol açıyor. Son bulgulara göre, virüsün 24 yaşında Taylandlı bir bilgisayar mühendisi olan Chen Ing-hau tarafından yazıldığı sanılıyor. Ancak Chen'in bu konuda henüz sorumlu tutulmaması, dünyadaki gözlemcilerce hayretle karşılanıyor.
Belki bu yazıyı okuyan sizler de, Çernobil virüsü yüzünden iş kaybına uğradınız. Chen'e "beddua etmenin" ötesinde onun cezalandırılmasını istersiniz. Evinize veya işyerinize gelip, bilgisayarınızı çalmış olsaydı, kuşkusuz mahkemeler yakasını bırakmazdı. İşin daha ilginç bir boyutu da, Chen'in Çernobil adlı bu virüsü geliştirdiğinin üniversite arkadaşları ve öğretmenleri tarafından bir yılı aşkın süredir bilinmesi. Haziran 1998'de virüs uzmanlarınca farkedilen virüs, daha önce de, Chen'in öğrenim gördüğü Taypei Üniversitesi'nin bilgisayar ağında tahribat yapmış. Bunun üzerine üniversitesince uyarılan öğrenci, başka bir cezaya tabi tutulmamış. Olayı hafif atlatmasının en önemli nedeni ise, Chen'in arkadaşlarını virüsü yaymamalarına karşı uyarmasıymış.
Buna benzer bir olay Nisan başında, Melisa adlı virüsle yaşanmıştı. E-posta mesajıyla yollanan bir dökümanın kendini çoğaltarak, kullanıcının hafızasında kayıtlı 50 kişiye daha gönderilmesiyle yayılan virüs, yine yüzbinlerce bilgisayarda tahribat yaratmıştı. Pornografik Internet adreslerini ileten bir zincirleme mesaj şeklinde yollanan Melisa virüsünün peşine düşen FBI, virüs yazarını yakalamıştı. Windows sistemindeki bir kodlamadan yola çıkan FBI, porgramlama tarzındaki benzerliklerin yanı sıra, dijital parmak izi denebilecek Ethernet adresinden hareketle suçluyu bulmuştu. David Smith adlı bu kişi, eğer suçlu bulunursa, 40 yıl hapis istemiyle yargılanması söz konusu.
Internet, normalde söylemekten veya yapmaktan kaçınacağımız bazı davranışları yayma potansiyeliyle de ilgi çekiyor. Özellikle, hacker'lar, virüs yazarları gibi, anti-toplum, anti-sistem ve marjinal kitlelerin eline önemli kozlar verebiliyor. Internet'in dünyayı saran bir ağ haline gelmesi, bu ağ aracılığıyla yapılabilecek zararın hızını ve yaygınlığını arttırıyor. Bir bakıma suçun heyecanını ve gücünü de yükseltiyor internet. Tanımadığımız kişilerden gelen e-postaları açmamak ve en yeni virüs programlarını kullanmak gibi basit koruma yöntemlerinin ötesinde yapılacak çok fazla birşey yok. Ancak yeni teknolojiler aracılığıyla işlenebilecek suçlar arttıkça, bu suçların cezalandırılması için daha etkin yöntemlerin bulunacağına da kesin gözüyle bakabiliriz.