kapat

01.05.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
I H Y
Sofra
L E I T Z
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


Hangi MHP?

Aslında aynı soruyu öteki partiler için de sormak yanlış olmaz... Hangi MHP, hangi DSP, hangi DYP, hangi CHP, vs... Bundan yirmi-otuz yıl önce böyle bir soru anlamsız olabilirdi..

Hangi Adalet Partisi ya da hangi Cumhuriyet Halk Partisi sorusunun "parçalı" karşılıklarını bulamazdınız..

Partiyi yöneten liderlik kadrosu, partinin tabanı ve o partiye oy verenler aynı ortak paydada buluşurdu. Oysa, bugün durum farklıdır. Partiler, parçalıdır.

Öyle olduğu için de, "şu ya da bu parti değişti mi", sorusunun yanıtına verilecek "net" bir yanıt yoktur. Aslında 18 Nisan'dan bu yana cevabı bir türlü verilemeyen "MHP değişti mi, değişmedi mi?" sorusunun karşılıksız kalmasının nedeni de aynıdır.

18 Nisan sandığından çıkan "Yüzde 18'lik MHP" gerçeğinin, homojen bir yapı oluşturmaması zihinleri karıştırmaktadır.

"Parçalı" yapıya parça parça bakalım:

Yalnızca "liderlik kadroları"na ve programına bakarsanız, MHP değişmiştir.

En azından "değişmek" çabası içindedir. Hatta, paradoks gibi görünse de; partinin en tepesindeki isim "biz değişmedik" savında bulunsa bile, liderlik kadrolarındaki değişim çabası gözardı edilemez.

Toplumun genelinde kabul göreceği varsayılan, hatta "entelektüel onay" bekleyen yeni bir yönetim kadrosu vitrine sürülmektedir. Vitrin, genel başkan da dahil akademik kariyer ağırlıklıdır. Bu vitrinde yer alanların karşıtlarına vermeye çalıştığı "ılımlı" uzlaşma mesajının "samimi" olup olmadığı zaman içinde sınanacaktır. Ama bugünden değerlendirilebilecek yegane kıstas "sübjektif niyet"tir. Bu liderlik kadrosunun; -gönül bağı sürse de- seçim propagandası boyunca "tarihi lider" Türkeş'in "ismini ve resmini" kullanmamaya ve öne çıkarmamaya çaba gösterdiği gözlerden kaçmamıştır. Parçalı yapının ikinci ve büyük unsuruna gelince; o unsur partinin tabanıdır. O taban değişmiş midir?

İşte o şüphelidir. En azından değiştiğine dair bir işaret yoktur. Ve kamuoyunun bir bölümünde "endişe" yaratan da, MHP'nin bu ikinci unsurudur, tabanıdır. Öteki partilerin tabanının gündelik hayatta daha yakın temasta bulunduğu MHP tabanına ilişkin gözlemleri, geçmişin "hatıra"larıyla birlikte sık sık hatırlanmakta ve hatırlatılmaktadır. Kafaları karıştıransa budur: Liderlik 'değişmiş' görünürken, tabanın temel niteliklerini koruyor olması çelişkilere yol açmaktadır. Partinin üçüncü unsuruna, yani "o"nu seçen seçmenlere gelince... Bu cenahta manzara daha da karmaşıktır. O yüzde 18'in içinde, değişen liderlikten ve değişmeyen tabandan etkilenenler olduğu gibi, en az yüzde 5-6 oranında, "son haftada MHP"ye yönelen "kararsızlar" ve "tepki oyları" da vardır.

Yani, MHP değişti mi sorusunu, MHP'yi seçenler de değişti mi diye sorarsanız "doğru" ve "tek" yanıt almanız mümkün değildir. Kamuoyunun ve medyadaki kanaat önderlerinin, Papatya Falı açar gibi "değişti-değişmedi" deyip durmasının ardında işte bu üç parçalı yapıya, tek parçalı mercekten bakış yanlışlığı vardır.

Şimdi soru şudur: Eğer olacaksa; MHP'nin hangi "parça"sı iktidar ortaklığında "etkin unsur" olacaktır?

Liderlik kadrosu mu, tabanı mı, seçmeninin tercih nedenleri mi? Hangisi olursa olsun, 1999'dan 2000'e doğru uzanan Türkiye'de bir partiyi iktidar ortaklığına taşıyacak belirleyici unsur; Türkiye'nin temel tercihlerine yönelik politikalara katılıp katılmaması olacaktır.

Nitekim, önümüzdeki hafta başlayacak 'koalisyon' görüşmelerinde, masada; hangi partinin hangi partiyle ve kaç bakanlıkla ortaklık kuracağı değil; 2000 Türkiye programı, üzerinde hangi partilerin ittifak yapabileceği esas teşkil edecektir.

(İmam Hatipler dahil) sekiz yıllık eğitim, (Türban sorunu dahil) Cumhuriyet yasaları, (pişmanlık yasası dahil) Güneydoğu sorunu ve iç barış; (sosyal güvenlik dahil) özelleştirme; (Kıbrıs ve Yunanistan'la ilişkiler dahil) Türkiye'nin dış politikası..

Kendilerini bu politikalar doğrultusunda değiştirebilecek tüm partiler, iktidar ortaklığına eşit uzaklıkta partilerdir. O değişimin, bütünün öteki parçalarına yansıtılması ise, değiştiklerini iddia edenlerin sorunudur. Mesele budur..

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır